in ,

Yazmak Beklemeyi Gerektirir!

American writer Ernest Hemingway (1899 - 1961) working at a portable table while on a big game hunt in Kenya, September 1952. (Photo by Earl Theisen/Getty Images)

Yazmak ve beklemek! Eğer yazmaya yeni başlıyorsanız yazmak için beklemenin ne kadar anlamsız olduğunu düşünürsünüz. Ancak yazdıkça, beklemenin yazmanın en iyi yöntemlerinden biri olduğunu fark edersiniz. Bu garip bir ikilem gibi gelse de yazarı yeniden yaratan bir süreçtir. Yıllar boyunca yazmamış bazı ünlü yazarları duyarsınız, yazmak için bekleyen yazarları. Bir gün romanlarını yazmaya başlamak için can atan yazarları. Her ne kadar bir efsane gibi gelse de yıllarca yazmayan yazarlar veya hayatı boyunca tek bir eser üzerinde çalışan yazarlar vardır. Burada bir yazar, eseri karşısında çoğunlukla bir yaratıcıya ve bazen kıskanç bir babaya dönüşür. Eserini ve kendisine ait olanı paylaşmak istemeyen birisine. Sıkça eserlerini yakan yazarları duyarsınız. Bazı insanlar kendilerine olan ilginç bir saygıdan dolayı eserlerini yakarlar. Yazarın hayatın içinde kaldığı ve sıkıştığı yer burasıdır. Ya herkes sizi okuyacaktır ya da hiç kimse varlığınızdan bile haberdar olmayacaktır. Yazar, bekler ve beklemek zorundadır ve her ne kadar hiçbiri bunu sevmese de beklemek zorunda olduklarını bilirler. Yazmak, yürümek demektir ve koşmak, nefes nefese kalmak ve beklemek. Günün sonunda en iyi yapabileceğiniz şey yine beklemektir.

Yazmadığınız süre içerisinde onu ararsınız. Bir gün bulabileceğiniz umudu vardır içinizde. Kendi kahramanlarınız, kendi kelimeleriniz, kendi dünyanız. Orada yaratır, orada yaşar ve orada beklersiniz. Oradan çıkacaktır bir gün, bağıracak, haykıracak ve tüm dünyaya varlığını kanıtlayacaktır. Yazar bunu çok iyi bilmektedir. Kahramanıyla bir yerde karşılaşacaktır, kelimelerine çarpacak ve kendi dünyasına düştüğünde kaybolacaktır. Yazar, beklemek üzerine çokça düşünmektedir ve diğer insanların aksine onun o kadar berbat bir şey olmadığını düşünmektedir. Beklemek zorundasınızdır, her şey için! Yazar bunu çok iyi bilmektedir. Yazmak, hayata benzemektedir biraz. Biraz bekleyiştir ve biraz sancı. Biraz acı vardır ve biraz mutluluk.

Ancak yazmakla ilgili herhangi bir bloga girdiğinizde, iğrenç bir tavsiyeyle karşılaşırsınız. “Her gün yazın” Ne kadar da saçma! Yazmak, böyle bir şey değildir. Bir şekilde yazacaksınızdır ve sadece beklemesini, belki de pişmesini ve olgunlaşmasını beklemelisinizdir. Uzun zamandır dünya büyük bir yazarı görmüyor. 21. yüzyıl tüm görkemiyle büyük bir sefaleti yaşıyor ve yaşatıyor. Edebiyat için de bu böyle. Beklemek gerekiyor. Büyük romanlar, büyük kitaplar, büyük kelimeler, büyük yazarlar bizi bir yerlerde bekliyor. Sadece beklememiz gerekiyor, beklememiz ve o an geldiğinde ruhumuzu kağıtlara akıtmamız. Büyük bir yazar olacaksınız ya da yok olup gideceksiniz. Kural budur. Yazmanın tek kuralı budur: Yazmak için beklemek. Beklemek için yazmak. Bekleyin ve görün! Çok şey değişecektir. Sizde ve dünyada!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

DAMGA: Örselenmiş Kimliğin İdare Edilişi Üzerine Notlar

Öznel Akıl ve Nesnel Akıl