in

Öznel Akıl ve Nesnel Akıl

Araçsal akıl, bir ideoloji ya da yaklaşım adı altında kendisini Pozitivizm ve Pragmatizm olarak somut/görünür kılar.  Pozitivizmde doğruluğun ölçütü “deney”dir. Pragmatizmde ise “yarar/fayda”dır. Yani akıl, bir yönteme indirgenmiştir. Örneğin günümüz pozitivist anlayışında sosyo-politik düzen, aklın sınıflandırıcı, çıkarsama ve hesaplayıcı işlevleri çerçevesinde “manipüle” edilerek tasarlanmıştır. Doğanın ve dolayısıyla da insan ilişkilerinin pozitivist yöntem anlayışı ile ele alınıp yeniden tasarlanması; bilim, teknoloji ve politik alanın iç içe geçtiği, kristalize olduğu alan, insanların manipüle edilmiş bu sisteme uyum sağlama çabaları da tek amaçları olmuştur. Bireyler için yarar/fayda sistem içinde var olabilmek iken, sistem için ise yarar/fayda var olan düzenin (örneğin kapitalist sistemin dayandığı sömürü) yeniden sürekliliğidir.

Nesnel akıl, birtakım işlevlerin ötesinde aklın karanlığı aydınlatma yetisi bağlamında “eleştiri” kavramıyla birlikte yürümüştür. Burada Aydınlanma’ya referans yapılır. Kabaca Aydınlanma, tanrısallığın ve metafiziğin hakim olduğu toplumsal düzen ilişkilerinin eleştirel eksende insanların tarih yapıcı, özgürleştirici etkinliğidir. Buradaki özgürleştirici eleştiri, evrensel anlamda insanları harekete geçiren kolektif bir üst ideolojidir. Bu ideoloji ya da hakikat amacını kendi içinde taşır. Dolayısıyla nesnel akıl için önemli olan, düşünme, bilme ve eyleme etkinliğini harekete geçiren amacın kendisidir. Nesnel akıl özünde öznel aklı dışlamaz.

Günümüzde dini hurafelerin ve safsataların yerini almış olan “Bilimsel Aydınlanma” kendi amacının dışına çıkarak bir dogma/doxa haline gelmiştir. Özellikle de deneye tabi tutulamayan her şey bilim dışı kabul edilmiştir. Örneğin metafizik, yani insanların tahayyül gücü, safsata olarak düşünsel ve bilimsel etkinlikten tasfiye edilmiştir. Özgürlük, adalet, eşitlik vb. kavramlar içi boşaltılmış ve anlam zedelenmesine uğramıştır. Örneğin Daniel Bell, “İdeolojilerin Sonu Tezi”nde 19. Yüzyılın iki büyük ideolojisi olan Liberalizmin ve Sosyalizmin, artık bireyleri ve kitleleri kolektif anlamda, özelikle de siyasi alanda, harekete geçirecek motivasyon ve inandırıcılığını yitirdiğini iddia eder. Bu tezin kendi içinde birtakım nedenleri olsa da içinde bulunduğumuz çağın koşullarında bireyler ve sistemler açısından bir getirisi olmayan -yukarda bahsettiğimiz- kavramlar amaçsallığını yitirmiştir.

Araçsal akıl, açık ve seçik olan, kuşku yaratmaz, matematik yöntemine indirgendiği için amacını kendi içinde taşıyan nesnel aklı saf dışı bırakmıştır. Böylelikle gerçekliğini ve amacını kendi içinde taşıyan nesnel akıl, öznel aklın sınırları içinde hapsolmuş; hatta kendi yetkesini/potansiyelini kaybetmiştir. Nesnel akıl ile öznel akıl birbirini tamamlayıcı bir şekilde var olabilecekken öznel akıl nesnel akıl modülünü boşluğa bırakmıştır.

Araçsal akıl ile çevrelenmiş toplumsal düzenin yeni anlatı ve kavramları sorgulanır olmaktan çok uzaktır. Örneğin tükettikçe mutlu olunabilir fikri/hissi asıl gerçekliğini gizleyerek, bireyleri sisteme istediği şekilde entegre eder ve sistem de kendini yeniden yeniden var eder. Bireyler tüketim toplumu içinde kendilerini özgür hissederler. Ve tükettikçe de mutlu olduklarını ve olacaklarını düşünürler. Bireyler bilir ki, var olabilmenin aracı tüketmektir. Çünkü bilim, teknoloji ve politik alanın birlikte yarattığı ve kontrol ettiği bu sistemde bireyler de tarihselliğinden kopartılarak “toplum mühendisleri” tarafından standardize edilmiş matriste sürekli bir mücadele içerisindedir. Peşinde koşulan temel arzu, çoğunlukla başkalarının hizmetinde ve sistemin sürekliliğini sekteye uğratmayacak biçimde, sosyal seleksiyonda kendi bağlamları ekseninde var olma mücadelesinden başka bir şey değildir.

KAYNAKÇA: GÜLENÇ, K. (2016). Frankfurt Okulu: Eleştiri, Toplum ve Bilim. İstanbul: Ayrıntı Yayınları

Yazan Mustafa Dönmez

Sosyolog ve sosyologer için araştırmacı.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Loading…

0

Yazmak Beklemeyi Gerektirir!

Ayarı Bozulmuş Toplumun Tiktak İniltileri: Saatleri Ayarlama Enstitüsü İncelemesi