in ,

Maud Lewis’in İnanılmaz Renkli Dünyası

Hayatınız çok mu sıkıcı? Kendinizi işe yaramaz, kısıtlanmış ya da imkansızlıklar içinde mi görüyorsunuz? Derin bir nefes alın öyleyse. Yazıdan sonra hayatınıza onun yüzündeki gülücük olarak devam etmek isteyebilirsiniz, kim bilir… Kafanızın içinde hiçbirinin kuyruğu birbirine değmeyen tilkilerinize kibarca çıkışı gösterin ve arkanıza yaslanın: Maud Lewis ile tanışacaksınız.

Kanadalı folk art ressamı Maud Lewis’in hayatı 1903’te Nova Scotia’da başladı. Küçük yaşta babasını ve annesini kaybeden ressam, o zamanlar yaygın olan geleneğe göre; aile evini devralan abisiyle yaşamaya başladı ve bir süre sonra da teyzesinin yanına gönderildi. Küçük yaşlardan itibaren romatoid artrit hastalığı ile mücadele eden Maud’un görecek günlerini renklendirecek, ‘hayali gerçeğinden güzel’ türünden bir aleme açılan sihirli kapı olacaktı resim yapma tutkusu.

Maud’un 32 yılını birlikte geçireceği Everett Lewis ile tanışması da oldukça ilginç. Hastalığı sebebiyle nakıs görülen, kendi hayatıyla ilgili kararları ancak bir refakatçi eşliğinde alabileceği düşünülen, ömür boyu yalnız yaşaması, bir aile, bir arkadaş edinmemesi salık verilen bu kadın, tek bir dokunuşuyla, tek bir cesur hamle ile hayatının gidişatını tümüyle değiştirdi. Everett’in küçük yerel bir dükkana astığı el ilanını alıp kapısına dayandı ve

ev işlerini yapacak bir yardımcı ararken – hiç aradığı bir şey olmasa da- bir sanatçıyla karşılaştı Everett. 1938’de, Maud 34 yaşındayken evlendiler. Everett Lewis balıkçılık yapıyor, balıkları müşterilerinin evlerine kadar götürüp teslim ediyordu. Zamanla Maud da bu yolculuklara eşlik etmeye başladı, boyadığı yılbaşı kartları Everett’in müşterileri tarafından çok sevilmiş olacak ki, ilk kartlarını bu müşterilere 25 cent karşılığında sattı.

Everett tarafından da yüreklendirilen Maud, bu başarıdan sonra dur durak bilmedi, farklı yüzeyler üzerinde çalışmaya başladı. Duvarlar, mutfak dolapları, kapılar, çalıştığı masa, çerez tabakları, sıkıştırılmış levhalar, hatta ocak üstü bile. Maud, zihni sınır tanımayan bir ressamdı, daracık yuvasında boyanabilir bulduğu bütün yüzeyleri dokunuşuyla canlandırdı.

Maud Lewis birçokları gibi hayatını yoksul olarak yaşadı. 1945 ve 1950 yılları arasında insanlar Maud’un tek odalı evi önünde durup, onun resimlerini 2-3 dolar karşılığında satın almaya başladılar. Yaşadığı son üç-dört yılda yaptığı işleri, ancak 7-10 dolar karşılığında satabilecekti. 1964’te Kanada’da yayımlanan Star Weekly dergisinde çıkan bir makale sayesinde ulusal düzeyde bir üne kavuşmuş oldu.

Maud Lewis’in artriti daha çok kol ve elini etkilediği için resimlerinin çoğu küçük boyutlarda.

21. Yüzyılın başlarına gelince, Maud Lewis’in eserleri açık arttırma yolu ile oldukça yüksek fiyatlara alıcı buldu. En yüksek açık arttırma ücreti ise 22,200.00 dolar ile A Family Outing resmi’nin oldu.

Resimlerinde çiçekler, hayvanlar, atlar, kuşlar, geyikler ve kedilere bolca yer verdi. Resimlerinin çoğunda dış mekan manzaraları, aynı zamanda çocukluk anıları ve çevresinde hatırladığı insanlar da var. Teknik olarak incelediğimizde ise renkleri hiçbir zaman birbirine karıştırmadığını görüyoruz.

Maud’un çalışmalarından oluşan devasa koleksiyonu, evinin restorasyonuyla vucut bulan Art Gallery Nova Scotia’da bulabilirsiniz. Görmek isteyip gidemeyecekler için dev hizmet:)

Hakkında bir çok kitap, oyun ve film yapılan ressam, günümüzde Kanada’ nın en çok bilinen sanatçıları arasında. 2016 Toronto Uluslararası Film Festivali‘nde ilk gösterimi yapılan Maudie filmi, Maud Lewis’in çarpıcı yaşamına; bir kapı aralığından izliyormuşcasına yakın olabileceğiniz olağanüstü bir fırsat olarak karşımıza çıkıyor. Başrollerini Sally Hawkins ve Ethan Hawke‘ın paylaştığı filmde iki ismin de, oyunculuğun zirvesine yerleştiklerini göreceksiniz.

Maud dünyasını renklere bezediği son yılını, penceresinin kenarında geçirmek zorunda kaldı. Hastaneye gidip geldiği demlerinde de hala çizmeye çalışıyordu. Ta ki 30 Temmuz 1970’e kadar. Evet, Maud Lewis hayatını küçük bir kasabada geçirdi. Yaşamının uzunca bir kısmında muhatap olduğu insan sayısı bir elin parmağını geçmedi belki ama Maud Lewis’in ömrünü bu küçük kasabada, dar bir odada geçirdiğini kim iddia edebilir?..

Yazan Gülsüm Güller

Müteharrik ve tıraşsız.

1 Yorum

Yorum Yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Sokak Müziği Yoktur, Müzik Sokakta Olmalıdır!

Sinema Tarihinden Unutulmaz Savaş Karşıtı Filmler