in

İstanbul’da Gezilecek 5 Tarihi Semt

Her daim insanların ilgisini çekmiştir İstanbul. Televizyon kanalları, dergiler, kitaplar… Hep oradan bahseder. Anadolu’daki herhangi bir genç, bir gün oraya gideceğini hayal eder.

İstanbul’un bilinen yerleri vardır; Sultanahmet’te, Ayasofya’ya bakarak köfte yenir, Gülhane’ye inilir, İstiklal Caddesi’nde bir oraya bir buraya salınılır. Çoğu kimse Beyoğlu’nun ara sokaklarına dalıp kafasını kaldırarak yürümez. Halbuki esas yaşanmışlık oradadır. İşte, İstanbul’da bu yaşanmışlığa her adımda şahit olacağınız, adeta bir flanör gibi hem gezip hem de damak şenlendireceğiniz beş semt:

#1 Fener

Fatih ilçesinde bulunan Fener, Osmanlı Dönemi’nde Ortodoks Patrikhanesi’nin buraya taşınmasıyla Rum halkı tarafından benimsenen bir semt olmuştur. Bu karma mahalin gezisine Fener Rum Patrikhanesi’ni gezerek başlayabilirsiniz. Ortodoks Hristiyanları için önemli bir merkez olan bu patrikhanenin siyah kapısında içeriye girdiğinizde geniş bir avlu sizi karşılar. Avlunun öteki tarafında Aya Yorgi Kilisesi bulunur. Bu kilisedeki taşınabilir nitelikteki üç mozaik ikon ile ahşap sanatının zengin ögelerini görme zevkini yaşayabilirsiniz. Gezintinizi pazar gününe denk getirirseniz ayini izleme şansı yakalarsınız.

Fener’in, belki de İstanbul’un en göz alıcı yapılarından biri Fener Rum Erkek Lisesi. Semti dolaşırken birçok noktadan görülen bu ihtişamlı yapı, tahminin ötesinde patrikhaneden çok da uzakta değildir. Hala faaliyet gösteren bu lisenin kırmızı ve enteresan görüntüsü, keşke burada okusaydım dedirten cinsten.

Gezinin son ayağını ise Bizans Dönemi’nden sağlam kalan tek kubbeli kilise olma özelliği taşıyan Moğolların Meryem’i Kilisesi’ne ayırabilirsiniz. Yaşanan olaylarda akan kana atıfta bulunmak ve yapının rengiyle ilişkilendirmek adına bu kiliseye Kanlı Kilise denilmiş.

Diğer Notlar:
-Son dönemlerde turistlerin sık uğradığı Fener’e birçok kahve dükkanı açıldı. Bunlardan birinde kahve molası verebilirsiniz.
-Antikacılardan alışveriş yapabilirsiniz.
-Yürüyerek Balat’a geçebilirsiniz.

#2 Balat

Birkaç yıldır açılan yeni mekanlarla gündemde olan Balat, bilip de gidemeyenlerin korkulu rüyası olmaktan vazgeçti. Gezmeye gelenlerin yarattığı kalabalığın içinde bir görünüp bir kaybolan semt sakinleri gündelik yaşantısına devam etmekte burada.
Butik kahvecileri ve antikacıları dışında burayı görmeye değer kılan esas şey, eski yapıların mimari ihtişamı olsa gerek. Bu unvanı hakkıyla taşıyan ve semte girer girmez sizi Haliç’in kıyısında selamlayacak olan Sveti Stefan Kilisesi (Demir Kilise), mutlaka görülmesi gereken bir yer. Osmanlı Dönemi’nde Bulgarlar tarafından yaptırılan kilisenin demir parçaları Avusturya’da hazırlanmıştır, İstanbul’da ise birleştirilmiştir. Sveti Stefan Bulgar Kilisesi, dünya üzerindeki üç demir kiliseden biri olup yedi yıllık restorasyonu 2018 başında tamamlanmıştır.

Mahallenin iç kısımlarında dolaşarak tarihi Balat evlerini inceleyebilirsiniz. Rengarenk oluşları, Instagram’da havalı fotoğraflar paylaşmanıza yardımcı olacak. Merdivenli Yokuş adıyla mekanlaştırılmış sokakta istediğiniz açıyla renkli ev fonuna sahip fotoğraflar çekebilirsiniz. Buradaki kalabalığı takip etmek sizi Cennet Mahallesi’ne götürecek. Dizinin çekildiği yerde, zihninizin derinliklerinden bulup çıkarttığınız dizi müziğini mırıldanarak dolaşabilirsiniz.

Diğer Notlar:
-Burası da tıpkı Fener gibi butik mekanların ve antikacıların istilası altında. Mekanların birinde soluklanabilir, ilgiliyseniz plak satın alabilirsiniz.
-Semt birahanelerini özlediniz mi? Vodina Caddesi’nde Erdoğan’ın Yeri var. Ev yapımı patates kızartması eşliğinde gelenle sohbet ederek mahalle ruhunu yakalayabilirsiniz. Bulmak zor, tabelası yok. Biz rastgele girmiştik.
-Şarkılara konu olan Agora Meyhanesi, Balat’da. Güzel bir atmosferde efkarlanmak isterseniz aklınızda şu şarkı olsun: https://www.youtube.com/watch?v=5GHW4hvEzd4

#3 Kuzguncuk

Kuzguncuk, flanörler için eşsiz bir semt. Burada gezilecek yerler tıpkı Balat’ta olduğu gibi semtin ta kendisi. “Karşı”nın en tatlı mahallelerinden olan Kuzguncuk’un birçok diziye ev sahipliğini yaptığını Perihan Abla Sokağı’ndan dönüp Ekmek Teknesi’nde çay içenleri görünce anlıyorsunuz. Sokaklar renkli ve cumbalı evlerle dolu. Ana caddesinin sonu ise Anadolu Yakası’ndaki çoğu semtte olduğu gibi bir çınar ağacının altına konuşlanmış eski bir çay bahçesine çıkıyor: Çınaraltı Cafe. Çınaraltı dışında mahallede yeme-içme üzerine birçok alternatif var.

Kuzguncuk, aynı zamanda güzel bir projeye de sahip. Semtin ortasında, yaşaması uğruna yıllardır mücadele edilen bir bostan bulunmakta. Kuzguncuk Bostanı’na her yıl çekilişle belirlenen kişiler veya gruplar ekim yapabilmekte. Bunun dışında dileyenler de bu yeşil alanda vakit geçirebiliyorlar. Basında dönem dönem yaşanan olaylarla adını duyuran bu bostanı ziyaret edebilir, kim ne dikmiş bakabilirsiniz.

Diğer Notlar:
-Üsküdar yönüne yürüyerek veya dolmuşa binerek on dakikalık mesafede olan Fethi Paşa Korusu’na gidip Boğaz manzarasında bol oksijen alabilirsiniz. Hele ki aylardan nisan ise lalelerle kaplı koruda yürümek size de çok iyi gelebilir.
-Dolmuşla kısa sürede Çengelköy’e ulaşıp salatalık yiyerek İstanbul’u izleyebilirsiniz. Sanki oradan İstanbul’a bakmak biraz daha farklı.

#4 Samatya

Samatya denildiğinde sizin de aklınıza arnavut kaldırımlı, dar ve yokuşlu sokakları olan, camları çiçeklerle dolu apartmanlardan sarkarak çeneleşen komşu teyzelerle dolu bir yer aklınıza gelmiyor mu? Benim geliyordu ve hakikaten de öyle bir yermiş Samatya.

Enteresandır ki burası önceden kum deposuymuş. Denizden çıkan kumlar burada saklanırmış. Samatya’nın ismi de kumla olan ilişkisinden ileri geliyormuş.
Mahallenin popüler mekanlarının bulunduğu ve birden çok sokağın açılmasıyla oluşan bir meydanı var. İkinci Bahar dizisinin çekildiği Ali Haydar Meyhanesi de bu meydanda bulunmakta.
Diğer tarihi semtlerde olduğu gibi burada da ayaklarınıza güç verip semti yaşayabilirsiniz.

Diğer Notlar:
-Gözünüze hoş gelen bir mekanda rakı-balık ikilisini gerçekleştirebilirsiniz. Bana sorarsanız rakı ile balık iyi bir ikili değil. Rakı sevmiyorsanız semt birahanelerinden faydalanın, burada da varlar.
-Analog kameraya sahipseniz iplere asılmış çamaşırlarla güzel mahalle fotoğrafları çekebilirsiniz. Lomo da olur.

#5 Vefa

Hepimizin aklına bozayı getiren Vefa, Tarihi Yarımada içerisinde yer almakta. Semt, camiye dönüştürülmüş Bizans kiliseleri ile dolu. Boza molası verilmiş bir Vefa gezisinden sonra yanı başındaki Süleymaniye Camii’ye ve Şehzade Camii’ye gidilebilir. Bu iki cami de Mimar Sinan’a ait olup kendisi Şehzade Camii’yi çıraklık eseri, Süleymaniye Camii’yi ise kalfalık eseri olarak nitelendirmiştir. Mimar Sinan, ustalık eseri için İstanbul’u tercih etmemiştir.

Diğer Notlar:
-Tarih fışkıran sokaklardan ilerleyip Ayasofya ile aynı kaderi paylaşan Küçük Ayasofya Camii’ni ziyaret edebilirsiniz.

Yazan leenathrw

Canlı, hızlı ama çok değil.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Ne izlesem?

Nuri Bilge Ceylan Film Müzikleri Seçkisi