in ,

Eros’un Oklarından Kaçamayanlar ve Ruhun Sarsıcı Serüveni: Aşık Olmak

İnsanın en zengin yaşam deneyimlerinden biri aşk. Bazen en büyük mutluluklarımızın kaynağı bazen en derin acılarımızın. Edebiyattan sinemaya, felsefeden bilime yüzyıllar boyu insanın parçası olduğu bir çok alanın uğraşısı haline gelmiş bir mesele. Tanımı da içeriği de içinde bulunulan zamana, kültüre ve topluma bağlı olarak değişse de aşkı yaşayan her bireyin tecrübesi biricik ve özel. Bu yönüyle fazlasıyla karmaşık, derin ve ilgi çekici bir konu.

Aşkı ele alan felsefeciler, sosyologlar, antropologlar, tarihçiler veya aşkın kimyasını inceleyen bilim insanlarının yanı sıra aşkı ve aşık olmayı sadece insan psikolojisi yönünden araştıran bir yazar var karşımızda: Ayala Malach Pines. Psikoloji eğitiminden sonra klinik, sosyal ve endüstri psikolojisi alanında uzmanlaşan Pines, Boston Üniversitesindeki akademik kariyerinin dışında ABD ve İsrail’de çift terapisti olarak çalışmış bir uzman. Hem uzun yıllar sosyal psikolog ve araştırmacı olarak ilişkilerin ve çiftlerin çeşitli yönlerini incelemiş hem de yüzlerce birey ve çiftle klinik psikolog olarak çalışmış bir kişi olarak bizlerin kazara ya da tesadüfen aşık olmadığımızı, gerek bilinçli gerek bilinçdışı yollarla kimlere nasıl aşık olduğumuzu, sevgililerimizi seçmede etkili olan faktörleri, 2010 yılında İletişim Yayınlarından çıkan “Aşık Olmak” isimli çalışmasında irdeliyor. Kitapta bu başlıklar incelendikçe neden romantik ilişkilerde“yanlış” olarak değerlendirilen kararların sıklıkla alınabileceğinin sebepleri de dolaylı olarak ortaya çıkıyor. Belki de en çok merak edilen “aşkın gözü kör müdür” sorusuna yazarın cevabı ise yukarıda ifade edilenlere paralel olarak: “kesinlikle hayır” oluyor.

Ayala Malach Pines’in ele aldığı tüm konularda araştırma bulgularından, kendi klinik deneyimlerinden ve mevcut kuramlardan sıklıkla beslendiğini söyleyebiliriz bu nedenle kitabın ciddi bir bilimsel yönü olduğunu vurgulamak gerekir. Buna ek olarak kendisinin de titizlikle belirttiği üzere; çalışması,”21.yüzyılın başlarında laik batılı toplumlarda yaşayan kişilerin, romantik aşk ilişkilerinin, yalnızca aşık olma aşamasını yalnızca psikoloji bakış açısıyla ele almaktadır.”

Romantik Çekimin Şifreleri

İnsanların birbirlerine romantik çekim duymalarını ya da aşık olmalarını kolaylaştıracak faktörleri inceleyerek başlayan kitap; coğrafi yakınlık, uyarılma, güzellik ve karakter, benzerlik, karşılıklılık(karşıdaki kişiye çekici geldiğimizi bilmek), psikolojik ihtiyaçlar gibi başlıkları farklı araştırma bulgularıyla destekleyerek romantik çekimde nasıl roller oynadıklarını çözümlüyor. Bu faktörlerden bazıları doğrudan sevgili ile ilgiliyken bazıları ise karşıdaki kişiden bağımsız olarak ortaya çıkan etmenler olabiliyor. Kitabın önemli bir kısmını oluşturan bu faktörler çeşitli sosyal deneyleri de içeren araştırmalarla şaşırtıcı sonuçlar sunuyor.

Her romantik ilişkinin zaman içerisinde değişip dönüştüğü önermesini de kabul eden yazar aşık olmanın aşamalarını inceleyerek bu aşamalarda, ne tür değişkenlerin süzgeç görevi görüp kritik etkileri olabileceğini belirterek devam ediyor. Erkekler ile kadınların romantik ilişkilerdeki beklentilerinde, ihtiyaçlarında, taleplerinde farklılıklar olabileceği bilinen bir konu. Kitabın bu kısmında derinleşen yazar, romantik çekimdeki cinsiyet farklılıklarını kabul eden ve farklılıkların nelerden kaynaklandığına açıklamalar getiren psikanalitik kuram ile evrimsel kuramı tartışıyor. Diğer taraftan romantik çekim özelliklerinde cinsiyetler arasında farkların olmadığını ve cinsiyet farklılıklarından ziyade bireysel farklılıkların daha fazla olduğunu iddia eden toplumsal kuramlar; cinsiyet rolleri ve özellikle cinsiyet stereotiplerinin etkilerini vurgulayarak tartışmada yerini alıyor.

Aşkın fizyolojisine de minik bir yer açan kitap, aşık olduktan sonra evrim kuramcılarının bizleri üremeye itmek için evrildiklerine inandıkları kimyasal bir sürecin başladığını belirtiyor. Aşık olmanın beynin hangi yapısında gerçekleştiğine ve hangi tür hormonların daha aktif olduğuna burada yer veriliyor. Bu arada çikolata hediye etmenin neden dünyanın bir çok yerinde flört etme ritüellerinden biri olabileceğine ya da kokunun cinsel çekimi nasıl yönlendirdiğine dair verilen yanıtlar fazlasıyla ilgi çekici.

Bilinçdışı Bazı Nedenler

Çalışmasının ilk bölümünü sosyal psikoloji bakış açısıyla kaleme alan yazar, ikinci kısımda bireylerin aşık olma deneyimlerini daha yakından inceleyerek klinik psikolojisi bakış açısını devreye sokuyor. Sevgililerimizi seçme sürecinde rol oynayan bilinçdışı sebeplerin neler olduğuna eğiliyor. Kadınların babalarını, erkeklerin ise annelerini anımsatan kadınlara aşık olduğu yönündeki freudyen düşünceyi tartışıyor.

Kimi insanlar neden kolayca ve sık sık aşık olurken kimileri ise hiç aşık olmadığını söyler? Kimisi aşkı tatmin edici bulurken neden bazıları gerçek bir aşk aradığı halde başarısız deneyimler yaşar? Tüm bu sorular devam eden bölümlerde, yetişkin yakın ilişkilerinde erken çocukluk ilişkilerindeki deneyimlerin üzerine kurulmuş içsel modellerin kılavuzluk ettiğini ifade eden bağlanma kuramıyla açıklanıyor. Bu açıklamalardan aldığımız önemli mesajlardan biri; benlik algımızın ve özgüvenimizin ilişkilerde sevgiyi alma ve verme becerimizi etkilemesi ve çocukluk dönemindeki sevgi ve güven ilişkilerinin yetişkin ilişkilerindeki uyumu, dışa dönüklüğü ve yeni deneyimlere açık olma becerilerine önemli yansımalarının olması. Burada okuyucuları kuramsal açıdan daha derin bir okuma beklediğini söyleyebiliriz.

Pines, bireyler ve çiftlerle yaptığı çalışmalardan da elde ettiği deneyimler doğrultusunda ebeveynle çocuklukta kurulan ilişkinin, yetişkin romantik ilişkileri üzerinde sanıldığından daha güçlü ve derin bir ilişki taşıdığını belirtiyor. Konunun bu yanını incelerken sık sık vurguladığı bir kavram var: romantik imge. Kime a şık olacağımızı, bu seçimi yaparken bize kılavuzluk edenin, içsel ve genellikle bilinçdışı olan bu romantik imgenin olduğunu ifade ediyor: “İçsel romantik imgemizi erken yaşta yaşamımızın ilk yıllarında edindiğimiz güçlü duygusal deneyimlerle oluştururuz. Ebeveynler ve çocuğun hayatında önemli rol oynayan diğer kişiler bu romantik imgenin gelişimini doğrudan etkiler. Anne babaların olumsuz özellikleri, bu romantik imge üzerinde olumlu özelliklerinden daha fazla etkilidir. Çünkü onların açtığı yaralar ve yoksunluklar iyileşmek ister. Olumsuz özellikler taşıyan romantik imgemize uygun “yanlış”gibi görünen kişilerle beraber olmamızın nedenini, büyük olasılıkla bu özelliklerle ilgili çözülmemiş meselelerimizin varlığı oluşturur. Bireyler seçtikleri kişide bölünmüş ve tamamlanmamış yanlarını bulabilirler.” diyerek insanlara kendileriyle ve yaşamlarındaki romantik seçimleriyle ilgili farkındalıklar yaratacak analizler sunuyor.

Aşık olma sürecinde bilinçdışı etkenlerin varlığının tartışıldığı bu bölümde yazar, çocukluk döneminin romantik seçimlerde tek başına etkili olmadığını belirterek kitap boyunca yer yer değindiği gibi; çevresel, toplumsal, kültürel, mizaca ait, hatta genetik faktörlerin de bu sürece etkilerinin olabileceğini vurgulamaktan geri kalmıyor.

Yaraları İyileştirmenin Yolu

Ayala Malach Pines

Kitabın son bölümünde çift terapisine katılan bireyler ayrıntılı biçimde ele alınıyor. Çiftleri terapiye getiren sorunlar, bireylerin hayatlarındaki dönüm noktaları, karşılaşma ve aşık olma deyimlerinden sorunların ciddileştiği dönemlere dek tüm ilişki tarihçeleri değerlendiriliyor. İnsanların romantik seçimlerdeki hataları ve ilişkilerde yaşanan sorunları nasıl gelişim fırsatlarına çevirebilecekleri gösteriliyor. Burada, farkındalık, empati ve davranış değişikliği gibi pratik adımları içeren bir yol haritası öne çıkmakta. Son olarak bireylerin romantik bir eş seçmede etkili olan bilinçdışı nedenlerle belirli bir kariyeri seçme nedenleri arsındaki ilişki ortaya koyularak bu seçimlerin çiftler üzerindeki anlamlarına da yer verilen bir başlık mevcut. Meraklıları için kitabın sonunda;  katılımcıların içsel romantik imgelerini ve bu imgelerin seçimlere olan etkilerini fark ettikleri, hem kendilerine hem ilişkilerindeki sorunlara dair farkındalıklarını geliştirip çeşitli çözüm yolları bulabilmelerini sağlayan yapılandırılmış bir romantik çekim atölyesi bulunmakta.

Ayala Malach Pines, insanların en fazla yakın ilişkiler içinde geliştiğine inanıyor. Bazı farklı görüşlerin aksine, aşık olmanın keyifli ve zorlayıcı yanlarıyla beraber bir aşk ilişkisinin en önemli aşamalarından biri olduğunu düşünmekte. Konunun merak edilen bir çok yönüne hem getirdiği bilimsel açıklamalarıyla hem aşkı arayanlara sunduğu önerilerle “Aşık Olmak”  oldukça doyurucu bir okuma sunuyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İki Bin Yirmi Üç

Güven