in

Bir Ayrılık Anatomisi

Bir yanım hep çocuk benim, gitme sevgilim çok ağlarım…

Aramızda uzanan yollara rağmen kulağımda taşıdığım sesinle aşkından vazgeçmeye hiç niyetim yokmuş gibi atıyorum adımlarımı boşluğa. Ne kadar da zormuş hasretin yükünü taşımak. “Aşkından vazgeçmem, vazgeçemem” diyerek nutuk atanların ilk önce aşktan sonra şeref ve haysiyetlerinden vazgeçtiklerini görmek ne hüzünlü oysa.

Onunla ilgili hiçbir zaman konuşmadım kimselere. Koynumda sır gibi sakladım. Avaz avaz bağırdıklarım var bir de. Ama o içimde en derinlerde bir yerde mıh gibi çakılı sessizce yüreğimde. Beklemek. Seni bir ömür beklerim. Ya ömrüm biterse beklerken? Yine de devam etmeli miyim beklemeye? Çift kişilik mezarda yok anasını satayım. Nereye yatıracaklar bizi. O kadar inanıyorum ki bir gün yeniden beraber olacağımıza. Ya yerin altında, ya da üstünde.

Sen yokken sabahladığım geceleri, ağlamaktan heder olmuş halimi bilsen ne olur, bilmesen ne olur. Acısı çok, sabahı yok bu sevdanın. Sen hep sustun, gözden uzak gönülden uzakları oynadın hep yanı başımdayken.

Telefonuma mesaj ile gelen resme dakikalarca baktım. Sonunda ellerimde bir kara sevda kaldı ondan. El olmuştu artık bana, hem de en uzağından. Gözlerimin gördüğü en çirkin gelin olduğunu söylüyordu yüreğim, acıdan kıvranırken. Onsuz geçirdiğim dakikaları, saniyeleri sayarken o ayrılığımızın kırkıncı gününde evlenmiş. Gözyaşlarım yanaklarımdan ellerimin üzerine düşerken neden hâlâ gönlümden düşüremiyorum onu.

Yüreğimi sonuna kadar açmıştım ona. Sadece yüreğim mi? Tüm hayatımı, isterse dünya mı değiştirecek kadar sevmiyor muydum? İlk başlarda alışırım ilk ayrılan biz değiliz derken, günler geçtikçe zaman aktıkça yokluğu kor gibi tüm bedenimi yakmaya başlamıştı. Uzanıp ellerimi tutacağı günün hayalini kurarken, düğün hazırlıkları yapıyormuş meğer. Neden onu unutmak yerine, çivi gibi çakıyorum aklıma.

Oysaki ölene kadar yanımda olmaya söz vermişti. Gülümsemesi geliyor gözümün önüne, o anlarda yaşattığı mutluluğu hatırlamak ızdırapların en şiddetlisini yayıyor tüm vücuduma. Benim bütün yönlerim ona çıkıyordu. Karanlıklardan düştüğüm en derin aydınlığımdı.

Hayatımın en güzel günlerini yaşatıp, beni umut denilen o dört harfin içine gömerek gitti. İçimde yanan sinsi ateşi söndürmeye kimin gücü yeter artık. Yüreğim ağır yaralı. Sadece yüreğim mi?Onunla kurduğum yarınların hayali.Hepsi birer yıkıntı olarak ellerimde kaldı. Birçok yarayı kendi kendine saran kalbim bu acının üstesinden gelebilecek mi? O başka bir kolda rahat rahat uyurken, gözlerim uykulara hasret kalmayacak mı?

Onu her gün kendim de biraz daha yok etmek yerine, kendimi onda tüketeceğim zamanlara uyanacağım. Hiçbir zaman kazanamayacağım bir savaş artık onun gözündeki hiçliğim. Aynı güneş bundan sonra ona mutlulukla doğacak, bana hep acı ve keder ile. Onun eksikliği herkesin fazlalığı gibi yaşantımda. Ve bir tek o eksik hayatımda. Herkes sussun o konuşsun benimle. O anlatsın sonlarına inanmadığım tüm masalları. Ben her söylediği gerçekmiş gibi yine ona aldanayım. Gönlümün yıkıntılarına dönüp baktığım zaman beni asıl üzenin onun mutlu olması mı, yoksa bir daha sevemeyecek olmam mı? Neydi beni asıl üzen. Hayatına yalnız devam etmiş olsaydı yine bu kadar üzülür müydüm?

Acının en son geleceği yere gelmişti benliğim. Sakladığım hatıralarını bir bir yüreğime gömeceğim. Uzatmak yersiz artık. Çıktığı bu yoldan onu döndürmeye ne yüreğim, ne de gururum el verir.

Aklıma her geldiğin de buruk bir tebessüm ve umutsuzca mırıldanacağım içimden kendine iyi bak kelimelerini. En sevdiğim kitabın son sayfasını okumak gibiydin. Okudum ve bittin…

12 Yorum

Cevap Yazın
  1. Uzun uzun cümleler kurmaya gerek yok… tek kelime yeter; muhteşem…
    yollarının sonundaki tüm kapılar mutluluğa açılsın canım..
    sevgiler

  2. Yine yine aşkın duygularını en ince ayrıntısına kadar betimleyebilen ve iliklerinize kadar hissettiren mükemmel kadindan çok başarılı aşk öyküsü… Kalemine sağlık can arkadaşım.

  3. Aşkın ve acının bir bütün olduğunu nasıl da güzel anlatmış. Hayallerin ve onun yanındaki kırıklıkları..
    Gönlünden akan, kalemine dökülen, satırlara mıhlanan öykü. Çok güzel olmuş 🥰

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Hayvan Çiftliği Kitap Analizi

Güvercinlere Buğday Satmak