in

Vicdan mı, Cüzdan mı? “Ne Gelir Elimizden İnsan Olmaktan Başka”

Sanki başka bir dünyada yaşıyoruz. Birbirini koşulsuz seven insanlar bile değişti. Herkes birbirinden şikâyet ediyor. Hayır, eskiden de böyleydi. Ama her şeye rağmen korudukları, hiçbir şey konduramadıkları yine de bir sevgi alanları vardı ve bu sevgi çevrelerini ışıtıp şikâyetlerini azaltıyordu… Şimdi bir çıkmazda ilişkiler. Koronanın herkesi kendi sağlığını düşünmeye mahkûm etmesinden sonra başlayan bir değişim mi? Hayır. Öncesinde de hep vardı paylaşılamayan bir şeyler…

Mal mülk kavgası, para davası… Paylaşılamayan o ışık da ne ola?

Nefis nedir? Niçin cilasından (yani nefisten)  vazgeçti nefesini koruyor şu günlerde herkes? Niçin dünyanın bir ucunda derisinin renginden dolayı yüzyıllarca zulüm görmüş ırktan biri tam da bu kaos günlerinde “nefes alamıyorum” diyerek ölüyor. Sarsıldık, insan olmaya çağrıldık. “Ne gelir elimizden insan olmaktan başka…”*

Geçenlerde nerede rastladığımı hatırlamıyorum. Şöyle diyordu. En önemlisi ışığınla baş etmek. Aslında insanların çoğu, mutsuzluktan dem vuran insanların çoğu mutluluklarıyla, yaşam sevinçleriyle baş edemeyen insanlar. Dünyada bunun karşılığını bulmaları mümkün değil. Daha doğrusu bunun karşılığını insan ilişkilerine yüklemeleri yanlış. Çünkü o kendiliğindenliğin güzelliği içinde. Bir uğraş bulup o ışığı uğraşına yansıtan insanlar daha mutlu. Kendi ile barışık. Dünyayı “sen onu dedin, ben bunu dedim, ama sen de öyle dedin,” bıdı bıdısı ile daraltmayan insanlar. Her gün hayatı bir kuşun gözü ile bir sonsuzluk ekseninde görsek ki bu bakışı genelde çok acı çekmişler, yaralılar, engelliler yahut da dışlanmışlar kazanıyor. (Ya da doğuştaki bütünlüğünü koruyabilmiş kişiler. Aynı şey çünkü bilgelikle doğmuş olmak ya da yaşayarak o bilgeliği keşfetmek. Düşünsel anlamda bütün kadınlar ve bütün erkekler aynı meridyen üstünde olduklarını hissetseler…  Bu ferahlık bir uğraş sonucu kazanılır. İşin aynasından bakarak kendine…

Ne zamanki sel girmesin diye gövdesini kapıya siper eden yorulup çekiliyor, işte o zaman ilişkiler bozuluyor. Çünkü artık herkese dokunan bir şey var ortada. Kendini feda edenlerin geri çekildiği bir dünya,  gerçek adaletin görülmeye başlandığı dünya olacaktır. Dengeleri bozanlar bu adamışlar…

Eğer uzun süre çok uzun süren haksızlıklar ne de olsa uzak ekran akvaryumundan işittiğiniz ve size bulaşması mümkün olmayan şeylerse… Kulak asmadıysanız, ekran akvaryumu delinip de haberler evin içine akmaya başladığında endişelenirsiniz. Endişe, kaygıya, kaygı isyana, isyan acıya, acı saldırıya dönüşür. Ne zaman ki tüm olan bitenin içinden kendinize de herkesmiş gibi bakıp bir çözüm bulmaya çalışırsanız sakinleşirsiniz. Yaşanılan bu şimdilerde. Duymadığımız görmediğimiz bilmediğimiz bütün haksızlıklar, acılar ortaya saçıldı. Hepimiz yeniden insan olacağız. “Ne gelir elimizden insan olmaktan başka…”*

Birinin bir güneş açması lazım. Diğer bütün çiçekler de bu güneşten… Her şeyin anında moda olduğu çağda yaşıyoruz; bir gören olur.

*Edip Cansever

Yazan Tersla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Beklemek

Alışmak