in ,

John Steinbeck’in Fareler ve İnsanlar Romanı Üzerine

Nobel Edebiyat Ödüllü yazar John Steinbeck tarafından kaleme alınmış ve 1937 yılında yayınlanmıştır. Filmlere ve tiyatroya konu olan her yaştan okuyucunun okuması gereken Dünya Edebiyatının başyapıtlarından biri olarak kabul gören novella (kısa roman)dır.

İki çiftlik işçisi ve yakın arkadaş olan George Milton ve Lennie Small’ın hikâyesi anlatılmaktadır. Kaliforniya’da yaşadıkları trajik olaylar akıcı ve basit bir üslupla yazılmıştır.

Birbirlerine ne kadar yakın olsalar da aslında bir o kadar da zıt olan George zeki bir adamdır. Lennie ise ismiyle tezat oluşturacak şekilde iri ve güçlü bir cüsseye sahip olmasına rağmen aklı dengesi bozuktur. Çiftliklerde çalışarak hayatlarını kazanan iki arkadaş Lennie’nin yaptıklarından dolayı sürekli başlarını belaya sokarlar ve uzun süre bir yerde çalışamazlar. Lennie’nin en büyük zaafı ise yumuşak ve tüylü şeyleri olan okşama istediğidir. Fakat bu zaafı her seferinde onları zor durumda bırakır ve genellikle işlerinden kaçarak ayrılmak zorunda kalırlar.

Lennie çiftlikte çalıştığı bir gün bir kızın elbisesine dokunur ve kızı korkutur. Kız bağırmaya başlayınca Lennie korkar ve o panikle kızı bırakmaz. Kızın çığlıkları ortalığı ayağa kaldırdığı için etraftakiler olaya vakıf olur ve iki arkadaş çiftlikten kaçar. Bütün geceyi bir sulama kanalında geçirirler. Kaliforniya’da bir çiftlikte işçi alındığı haberini duyarlar ve yola çıkmaya karar verirler. Bindikleri otobüsün şoförü kendilerini kandırır ve yarı yolda bırakır. Çiftliğe ulaşmak için bütün yolu yürümeye karar verirler. Bu arada Lennie’nin elinde ölü bir fare gören George fareyi sevmek isterken öldürdüğünü anlar.

George gittikleri çiftlikte Lennie’nin konuşmaması için uyarıda bulunur. Çiftlik sahibinin akli dengesi yerinde olmayan birini işe almayacağını düşünür. Fakat Lennie’nin güçlü ve kuvvetli cüssesi onun işe alınmasına sebep olur.

İşe başladıkları gün patronun çelimsiz ve her şey benim diye geçinen kısa boylu oğlu, kendinden iri yarı olan Lennie’den hoşlanmaz. Bu durumun farkına varan George ise Lennie’yi Curley ile kavga etmemesi konusunda uyarır. Onun tek istediği hayalini kurduğu çiftliğe bir an önce kavuşmaktır. Her iş değişikliği onun bu hayalini erteleyeceği için patronun oğlunu sevmese bile onunla iyi geçinmeye çalışır.

Çiftlikte her şey yolunda gibi görünmüş olsa da Curley’in karısı işçilerin peşinde dolaşmaktadır. Bu genç ve güzel kadın çiftlikte yaşamak istemez. Kocasını sevmez ve erkeklerin ilgisini üzerine çekmek için elinden geleni yapmaktadır.

Çiftlikte her şey olağan seyrinde devam etmektedir. Curley’in karısı bir gün Lennie’nin yanına gelir ve onu yakından tanımak için sohbet etmeye başlarlar. Lennie kadının saçlarını okşamaya başlar. Bir süre sonra kadın saçlarını okşamayı bırakmasını söyler ve bağırmaya başlar. Lennie paniğe kapılır ve kadına sımsıkı sarılır. Bu esnada kadının boynu kırılır ve ölür. Lennie olaydan sonra kaçar. Curley karısının cesedini bulur ve bunu Lennie’nin yaptığını anlar. Çiftliktekiler silahlanır ve peşine düşerler.

George, Lennie’yi diğerlerinden önce bulur. Onun yanına oturur ve her zaman olduğu gibi hayallerini anlatmaya başlar. Lennie hayalleri dinlemeye başlar. Diğerlerinin yaklaşmakta olduklarını seslerinden anlayan George can dostunu öldürür.

“Sahibi onu başkaları öldürdüğünde daha büyük acı çekmişti.”

Umut ile birbirine bağlanan iki arkadaşın dostluğunu ve sevgisini anlatan nadide kitaplardan biri. İnsanoğlunu ayakta tutan umut ve kurduğu hayalleridir. Bazen istemeden de olsa hayallerimiz yıkılır veya ertelemek zorunda kalırız. Bir türlü başarılı olamayız ve istediğimiz gibi hayata tutunamayız. George ve Lennie’nin hayata tutunma serüveninde güç sahiplerinin güçsüzleri nasıl ezdiğini, ırkçılığın ve ayrımcılığın her daim devam ettiğini ve insanların nasıl yalnızlaştırıldığını bir kez daha okudum.

Yaşamı boyunca insanoğlu sevmeye ve sevilmeye muhtaçtır. Sevgisiz yaşayan her insan en büyük zararı yine sevgisizlik nedeniyle görür. Kimi zaman da çok sevdiğimiz için istemeden de olsa sevdiklerimize zarar veririz. Bence çok abartılı değil de dozunda sevmeyi öğrendiğimiz zaman mutlu olacağımıza inanıyorum.

Birkaç alıntı paylaşacak olursam,

-Mutsuz bir ruh, mikroptan daha çabuk öldürür.

-İnsanın iyi olmak için akla ihtiyacı yoktur. Zaten bu ikisi pek birlikte olmuyor.

-İnsan çok uzun süre yalnız kaldı mı hastalanır, yalnızlıktan hastalanır.

-İnsan olmak kolay değildir, hele ki insanca yaşanabilecek bir toplum düzeni yoksa!

Eğer henüz okumadıysanız çok geç kalmadan okuyun ve okutturun.

3 Yorum

Cevap Yazın
  1. Tebrik ediyorum sizi 👏 yıllar önce okumuş olmama rağmen kitabı tekrardan yaşattınız bana 😍 çok beğenmiştim okurken ama sizin yorumunuzu okumak gerçekten daha çok keyif verdi 💜 alıntıları paylaşmanız da çok iyi olmuş, kitapta olaylar işlerken çok çarpıcı sözler geçiyor ve çok güzel göndermeler var. Ellerinize sağlık yine döktürmüşsünüz BAYILDIM 💜💐

  2. Harika 💓 bu yorumdan sonra heyecanla kitabı okumak istiyorum, merak uyandırıcı ve gerçekten çok keyifli yazmışsınız ☺️ Ellerinize ve ağzınıza sağlık, yazılarınızın devamını da heyecanla bekliyorum 🌸

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Son Deneme

Hava Özcan ile “Mavi Kelebekler” Üzerine Söyleşi