in , ,

Dünyaca Ünlü Yazarların Garip Yazma Alışkanlıkları

Hepimiz son derece yetenekli ve başarılı yazarların yaratma süreçlerini merak etmişizdir. Ellen Weinstein’ın kitabında açıkladığı gibi, bir çoğunun batıl inançları vardı ve başarı için ilginç ritüeller uyguluyorlardı. İşte çok sevilen ve okunan yazarların iyi şans getirmesi için izledikleri en garip yazma ritüelleri:

Agatha Christie küvette yazıyor ve yazarken elma yiyordu.

Polisiye edebiyatın usta ismi Agatha Christie, yaşamı boyunca kısa hikâyeleri ve oyunlarının yanı sıra 66 roman yazdı ve kitapları en çok satılan romancı olarak tarihe geçti. Cinayet gizemlerini, olay örgüsünü, ters köşeleri ve ince detayları küvette uzanıp elma yiyerek planlıyordu. Yazmak için banyoda geçirdiği zaman başarısını getirmiş gibi görünüyor.

Charles Dickens yazarken yönünü hep kuzeye bakacak şekilde ayarlıyordu.

Dickens her zaman bir pusula taşıyordu ve uyurken daima kuzeye dönük bir şekilde yatağın tam ortasına yatıyordu. Bu, yöntem yaratıcılığını ve yazım yeteneğini geliştirdiğine inandığı bir uygulamaydı. İki Şehrin Hikayesi ve Büyük Umutlar gibi klasik romanların yazarı Dickens, sosyo ekonomik koşulların gerçekçi betimlemeleriyle açıkça ortaya koyduğu gibi, güçlü bir ahlaki pusula tarafından yönlendirilen bir sosyal eleştirmendi.

Maya Angelou otel odasında yazıyordu.

Ünlü yazar, şair ve sivil haklar aktivisti Maya Angelou, sabah 6’da evinden çıkıp öğlen 2’ye kadar küçük bir otel odasında kalıyordu. Yanına aldığı şeyler ise bir ped, Roget’in Eş Anlamlılar Sözlüğü, bir İncil, bir deste kart ve bir şişe şeriydi. Otel odasının duvarlarındaki her şeyin de kaldırılmasını istiyordu.

Gabriel García Márquez yazmadan önce gazete haberleri okuyordu.

Romancı olmadan önce gazete muhabiri olarak yazmaya başlayan Gabriel García Márquez, her gün şafaktan önce uyanır ve yazmaya başlamadan önce gazeteleri okurdu. Ona 1982’de Nobel Edebiyat Ödülünü kazandıran büyülü gerçekçi yazım tarzı dünya edebiyatında yeni ufuklar açılmasına yol açmıştı. Kolombiya’da bir gazetede çalıştıktan sonra para kazanmak için hikayeler yazmaya ve satmaya başladı. Sonunda bu hikayeler Kolera Günlerinde Aşk ve Yüz Yıllık Yalnızlık gibi romanlara dönüştü.

Virginia Woolf ayakta yazıyordu.

20. yüzyılın en etkili yazarlarından biri olarak kabul edilen Virginia Woolf, klasiklerini – Deniz Feneri ve Mrs. Dalloway – ayakta durduğu bir masanın önünde yazdı. Bir ressam gibi, farklı bir bakış açısı elde edebilmek için düzenli olarak çalışmalarından uzaklaşmayı tercih etmişti.

John Steinbeck’in yazmak için iki düzine bilenmiş kaleme ihtiyacı vardı.

Gazap Üzümleri, Fareler ve İnsanlar gibi klasiklerin yazarı John Steinbeck, taslaklarını kurşun kalemle yazmayı seviyordu. Masasında her zaman tam iki düzine mükemmel bir şekilde keskinleştirilmiş kalem bulundururdu. Kalemlerin markası ve nasıl keskinleştirildikleri konusunda da çok titizdi. Yazma tekniği konusundaki titizliği ve büyük yazarlığı kendisine Nobel Edebiyat ve Pulitzer Ödüllerini kazandırdı.

Isabel Allende kitaplarını yazmaya yılın aynı günü başlıyordu.

Şilili yazar Isabel Allende, ilk romanını 8 Ocak 1981’de yazmaya başladı. Ölmek üzere olan büyükbabasına bir mektup olarak başlayan yazı, Ruhlar Evi adlı romanına dönüştü. Allende, bundan sonra tüm kitaplarına 8 Ocak tarihinde başladı. İlk kitabının başarısı yazarın böyle bir karar almasına yol açtı.

Haruki Murakami yazmak için her sabah koşuyor.

Japon yazar Haruki Murakami, oldukça disiplinli bir sporcu. Koşu ve egzersiz günlük rutininin ayrılmaz bir parçası. Her sabah 4’te uyanıyor ve altı saat yazıyor. Sonrasında ise on kilometre koşuyor. Yazarın aktardığına göre koşmak zihnini sakinleştirmeye yardımcı oluyor ve yazması için gereken ruhsal duruma ancak böyle ulaşabiliyor.

Patricia Highsmith bir sürü yumurta ve domuz pastırması yiyordu.

Trendeki Yabancılar ve Yetenekli Bay Ripley gibi psikolojik gerilim kitaplarının yazarı Patricia Highsmith yazmadan önce bol bol yumurta ve domuz pastırması yiyordu.

Dr.Seuss yaratıcı bir şekilde engellendiğinde şapka takıyordu.

Daha çok Dr. Seuss olarak bilinen yazar ve çizer Theodor Seuss Geisel, yaklaşık 300 şapkadan oluşan muazzam bir koleksiyon oluşturmuştu. Yazar yazmak için işe koyulmadan önce şapkalarından birini seçiyor ve onu takıyordu.

Yazar bloğunuz varsa, şans ve ilham için, belki Dr. Seuss gibi bir şapka takmayı deneyebilirsiniz!

Kaynak: Recipes for Good Luck: The Superstitions, Rituals, and Practices of Extraordinary People, Ellen Weinstein, Chronicle Books, 2018

İllustrasyonlar: Chronicle Books

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Rüya Tamircisi

Pis Okurun Notları (133 – 138)