in

Gerçek İyilik

 

“esirgemez kokusunu/dalını kırandan da/ erik çiçeği”

                        Başo 

Gerçek iyilik diğerinin senden daha yetenekli, daha güzel, daha başarılı olduğunu kabul edip onun bu özelliklerine saplanmayıp, gerçekten bir insan olarak ihtiyaç duyduğu şeyi eğer sende varsa vermektir. Gerçek iyilik kendin için istediğini öteki için de isteyebilmektir. 

Gerçek iyilik pazarlık yapmaz. Etki altında bırakmaz. Açık sular gibidir gerçek iyilik. Kim neresinden girerse girsin… Hayatın cömertliğinin farkındadır. 

Gerçek iyilik başkalarıyla bir tek onlara yardım etmek için ilgilidir. Zayıf yönleriyle üstünlük taslamak için değil.

Gerçek iyilik, eğer yardım eden taraftaysa yönetmez. Benim dediğim olacak demez. Unutmaz gerçek iyilik, yoksulların da zevkleri vardır. 

Gerçek iyilik şart koşmaz; beni seversen sana yardım ederim. 

Gerçek iyilik kendinden memnundur, aşırı meraklı değildir. 

Gerçek iyilik kendini başkalarıyla konumlandırmaz. 

Gerçek iyilik açık sözlü ve dürüsttür. Bir yanıyla verirken bir yanıyla çalmaz. 

Gerçek iyilik mutludur. Yaşamının gölgelerini başkalarının üzerine düşürüp yardım edebileceği kişiler yaratmaz asıl yardıma muhtaç olan kendisi iken…

Gerçek iyilik acıma ve kıskanma arasında kalkıp inen terazileri bilmez. 

Gerçek iyilik güzelliğe bakabilir. Ellerini kollarını nereye koyacağını şaşırmaz, güzellik karşısında  eksiklendiğini hissetmez. Gerçek iyilik, iyilik ve güzellikle barışıktır. 

Gerçek iyilik iyilikten ve kötülükten her an heykeller oyan içinde, içinde bol bol kin öfke talaşı biriktiren ve bundan arınmak için başkasına iyilik yapmayı bir araç gibi gören, başkasıyla arınan iyilikten çok uzaktır. Gerçek iyilik hesapsızdır. 

Gerçek iyilik bir göz görür herkeste bir, herkeste aynı açan bir çiçektir bu gözler içinde ve bilir her şeyin herkesin bütün olduğunu ve her türlü “ben” “sen” yarışının bu çiçeği kopardığını…

Gerçek iyilik sözlerle celallenmez, sözlerle yargılamaz, sözlerin oluş halinde olduğunu görür. 

Gerçek iyilik ölümü bir madalya gibi yaşamın sonsuzluk fıskiyesi içinde bir an* gibi ölümü boynunda taşıdığını bilir ve hayata öyle bakar; bir ölüm anı; kristaller ve kum… Birinin geçişi doğrudan oluşu zaten; en baştan kumdu. Yine kum. Hiç ölmemiş gibi. Ama lüks ve şatafat içinde yaşayanların ölüm gümbürtüsü büyük olsa gerek; kristalden normal bir cama normal bir camdan kuma… 

Gerçek iyilik mülksüzdür; dünyanın bütün ilişki biçimlerini belirleyen mülk. Aidiyet duygusu. Bizim, benim… Giderek çitler ve özgürlükleri sınırlama başlıyor. İnsanlar bir tek eşitlikte biz olabilir gerçek anlamda. Böylece birikecek tek şey de kültür olur. Bizi gerçekten biz yapan. John Lennon “…eğer herkes başka bir televizyon seti yerine barış isteseydi barış olurdu” demiş. 

Gerçek iyilik, İletişim biçimimizin ağırlıklı olarak yazıya evrildiği günümüz dijital yaşantısında, yazının keskin olmadığı, bir oluş halinde söylendiği yazıldığı için, günlük konuşmaların yerini aldığı için her an değişecek bir eylem kıvamında olduğunu unutmamaktır. 

Gerçek iyilik yaşıyor olduğumuzu akış içinde olduğumuzu hissetmek, hiç kimseyi bir düşünceye, ön yargıya hapsetmemek, oluşu, denemeyi, müsamaha ve hoş görüyü hissetmektir. Gerçek iyilik kendin için istediğini başkası için de istemektir; göz ucuyla kendine gizlediğin her şey gökyüzünün açıklığı altında görülür ve bütün sahnelerin ortaya çıktığı yerleri oyunun tamamını izlemiş olanlar görür. Bu yüzden yaşlılık bu üst dönemeçleri görme imkânı sunar.

Gerçek iyilik güvercinler gibidir. Yem atarsınız. Seyredersiniz. Size buralardan geçip gitmiş bin bir hikâyeyi bir anda anlatır gibi kanatlanışlarına bakarak…

Gerçek iyilik o istediğinde onun istediği şeyi vermektir, kendi istediğin zamanda kendi seçtiğin şeyi vermek değil.

Gerçek iyilik çıkarını gözetmez. 

 

*Cemal Süreya: “an ki fıskiyesi sonsuzluğun”

Yazan Tersla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Çiçek Adıdır Melankoli

Bir Yabancı ve Etlik Tavuklar