in

Angelina Jolie’yi Mültecilere İten Saklı Gerçek

 

Herkesin bir bildiği olduğunu geç de olsa öğrendiğimden beri hayattaki güzellikleri daha çok fark etmeye başladım. Fakat şu da bir gerçek ki herkesin bir bildiği olduğunu henüz fark edemediğini söyleyen birisine rastlamak mümkün değildir. Daha doğrusu ben bugüne kadar kimsenin ağzından böyle bir laf duymadım ama gene de kendimi “Herkesin bir bildiği olduğunu geç de olsa fark edebilmiş bir insan” olarak tanımlıyorum. Belki de keramet “geç de olsa” sözünü kullanabilmektedir kim bilir…

Farkına geç vardığım güzellikleri görmeye başlamamdaki etkenlerden biri de, birkaç yıl öncesine kadar ucuz komplocu olarak gördüğüm ulusalcıların, Avrasyacıların vesairecigillerin de -her ne kadar görüşlerine hala katılmasam da- bir bildikleri olduğunun farkına varmam oldu. “Laikçi teyzeleri” (neden amca değil de teyzeyse) anlamak yolunda Veryansın TV izlerken aşağıdaki bağlantıdan erişebileceğiniz “Yıkım Projesi: BOP ile Suriyeliler Hazırlanıyor” başlıklı videoya denk geldim.

YIKIM PROJESİ: BOP İLE SURİYELİLER HAZIRLANIYOR! | BAHADIR SELİM DİLEK – ONUR ŞAHİN

Konu ile ilgili iyi kötü bir bilgim olduğu için konuşulanları merak edip bir saatten uzun bir zamanımı bu videoyu izlemeye ayırdım. Duyduklarım beni öylesine dehşete düşürdü ki dehşetimi sizinle paylaşmasaydım kendi kendime konuşmaya başlayacaktım.

Neler neler öğrenmedim ki konun uzmanlarından? Meğersem Suriye meselesinin içinde Hollywood’un Türkiye’ye kurduğu bir kumpastan demografik operasyonlara kadar plan içinde plan varmış. Sunucunun programı kapatırken “Konuşulanları izleyicilerin takdirine bırakmasına” istinaden dilim döndüğünce takdir hakkımı kullanayım dedim. Belki böylece karınca kararınca da olsa dünyanın en savunmasız insanları olan mülteciler hakkında doğru bilinen yanlışların anlaşılmasına bir katkım olur.

HOLLYWOOD GÖÇE DESTEK Mİ VERDİ, ANGELINA JOLIE TÜRKİYE’DEKİ KAMPLAR ÇOK GÜZEL DİYE REKLAM YAPTI VE İNSAN AKIMI MI BAŞLADI??? (10:00 -10:15)

Elbette ana akım ticari sinemanın politik bir boyutunun olmadığını iddia edecek değilim. Lakin milli kahramanımız Polat Alemdar Amerikalı generalin kafasına çuvalı öyle bir geçirdi ki bir daha kimse Türk askerinin kafasına çuval geçirme cesaretini kendinde bulamadı. Eh haliyle Amerika’nın milli kahramanı beyaz Rocky de donuk suratlı sarışın İvan Drago’yu yere serip zenci Amerikalı Apollo Creed’in intikamını alıyor almasına da… Bazı aktrisleri dünyanın belli yerlerinde bir takım kirli amaçlar uğruna görevlendiren Hollywood isimli bir tüzel kişilik mi var? Ya da Stephan Spilberg gibi bir takım Yahudi yönetmenler beşgen bir masanın etrafında bakire kanı içerek yaptıkları bir ayinde şöyle bir plan mı yapıyorlar zannediyorsunuz:

Şu Angelina Jolie’yi Türkiye’ye yollayalım da milyonlarca Suriyeli erkek ağızlarının suyu aka aka Türkiye’ye gelsin. Ne de olsa eşleri de niyeti bozan kocalarını kaptırmamak için çoluğu çombalağı kaptıkları gibi peşlerinden gelirler. Eh haliyle Suriyeli erkekler Türkiye’ye geldiklerinde Angelina Jolie’yi bulamadıktan sonra bari evdeki bulgurdan olmayalım diye hanımlarına “Yaw ben zaten Türkiye’ye Angelina’nın peşinden gelmemiştim savaştan kaçmıştım. Dolayısıyla Türkiye’de kalmamız lazım” derler. Biz de böylece milyonlarca Suriyeliyi Türkiye’ye çekerek Büyük Ortadoğu Projesi kapsamındaki kirli planımızı devreye sokmuş oluruz!!!

İşin aslı zannettiğiniz gibi büyük bir komplonun parçası değil. Angelina Jolie 2001 – 2012 yılları arasında Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği için iyi niyet elçisi[1]Birleşmiş Milletler adına gönüllü bir şekilde hak savunuculuğu yapan ünlü kişilere denir olarak gönüllü faaliyet yürütmüştür. 2012 yılından beri ise daha yüksek bir seviye ola özel temsilci (special envoy) olarak görev yapmaktadır. Bu iki görevi sırasında Türkiye’nin yanı sıra Irak’tan Myanmar’a, Kolombiya’ya Yemen’e, Ürdün’e, Lübnan’a, İsviçre’ye Amerika’ya, Ekvator’a Bosna Hersek’e ve Dünyanın başka birçok yerine gidip “çeşitli komplolarda yer almıştır”. Yani, Angelina Jolie’nin Türkiye’ye gelmesinde birilerinin parmağını arıyorsanız, bu parmağı Hollywood gibi olmayan bir tüzel kişilikte aramak yerine, Birleşmiş Milletler gibi gerçekten de var olduğundan çok az kişinin şüphe duyduğu bir kurumda ararsanız kendinizi daha az gülünç bir duruma düşürürsünüz.

Peki neden Angelina Jolie de bir başkası değil? Çözdüğünüz oyunu kursanığızda bırakmak gibi olmasın da, işini iyi yapmasının yanı sıra, Angelina Jolie’nin elini sıktıktan sonra kalbi küt küt atıp yüzü kızarıp eli ayağı birbirbirine dolaşan devlet adamaları, (genelde erkek olduklarından adam dedim) Birleşmiş Milletler’in dediklerinden daha çok ikna oluyorlar da o yüzden. Hele hele bir de Angelina Jolie yanaklarına buse kondurursa… O zaman tıpkı lambadan çıkan bir cin gibi Birleşmiş Milletler’in kendilerinden dilediği üç şey ne olursa olsun yerine getiriveriyor o devlet adamları. Yoksa Hollywood Dünyanın dört bir yanında mülteci akımı başlatmak için Angelina Jolie’yi kullandığından ya da piramitleri uzaylılar yaptığından değil. Hani pazarlamacılar seksi giyinen güzel kadınlar ve yakışıklı erkekler arasından seçilir ya, işte bu kadar basit bir mantık.

Bu programda “bozulan” kirli oyunların tamamı “Büyük Angelina Jolie Komplosu” düzeyinde. Bunları tek tek yazmaya kalksam konunun uzmanı gazetecinin yazdığı Suriyeli Göçü isimli kitap kalınlığında bir kitap çıkar ortaya. Fakat bu bir blog yazısı olduğu ve günün birinde kitap yazmaya karar verirsem vaktimi faydalı bir iş için kullanmayı tercih edeceğimden bu konuyu daha fazla uzatmayacağım. Fakat konuya ilgi duyup daha fazla kirli oyunun nasıl bozulduğunu merak eden okuyucular yazının sonunda yer alan “Veryansın TV Programcıları ve İzleyicileri için Suriyeliler ile ilgili Komplolardan Arınma ve Bulutlara Bakma Rehberi”ne bakabilirler. Bu rehberde verdiğim bilgiler sadece Veryansın TV programcıları ve izleyicileri tarafından değil başka birçok kişi tarafından da doğru bilinen yanlışlara dair olduğu için zamanıma kıydım hazırlamak için. Ben şimdilik genel olarak komplo teorileri ile devam etmek istiyorum.

“Büyük Angelina Jolie Komplosunu” duyduktan sonra aklıma ilk gelen şey Mark Twain’in “Bir komplo teorisi ne kadar kötüyse o kadar iyidir” sözü oldu. Komplo teorilerinin neden kötüleştikçe iyileştiğine bilim insanları enteresan açıklamalar getirmekte. Kimisi diyor ki kaygılarımızı karanlık güçlere yıkarak yalandan da olsa rahatlamak için, kimisi diyor ki anlamlandıramadığımız karmaşık dünyayı basitleştirmek için. Ortak kanı ise komplo teorilerine inanmanın zihinsel bir zaaf olduğu yönünde. Angelina Jolie’yi Türkiye’deki bir mülteci kampını ziyaret etmesinin nedenini İlluminati’de aramak belki de yirmilik yaş dişi gibi bugün baş belasıyken develerin tellal pirelerin berber olduğu zamanlarda bizi hayatta tutmaya yaramış evrimsel bir mirastır kim bilir …

Ne saçmalıklar olmadı ki insan zihninin bu zaafı yüzünden? 19. yüzyılın sonundaki grip salgının nedeni ampulün icadında arayanlar da çıktı, koronavirüsün nedenini 5G teknolojisinde arayanlar da. Hatta 5G teknolojisini geliştiren mühendislere saldıranlar bile çıktı pandemiden sorumlu olduklarını zannederek. “Büyük Angelina Jolie Komplosu”nu ortaya atan sayın gazetecimizin mülteci akını ile Angelina Jolie’nin Türkiye’ye yaptığı ziyaret arasında kendince bir bağlantı kurduğu zaman yaptığı tam da 5G müdendislerine saldırmak oluyor.

Bu tip “bağlantıların” en büyük bedelini kimler ödüyor biliyor musunuz? Bin türlü zorluk içinde okula giden Suriyeli çocuklar! Yazının dili size ağır geldiyse gittikleri okulda ekonomik krizin nedeni kendilerinde arandığı için okulu bırakıp 30 yaşındaki adamlarla imam nikahı kıymak zorunda kalan Suriyeli çocuklar tanıdığımdandır.

Oxford Üniversitesi Mülteci Çalışmaları Merkezi Başkanı Prof. Dr. Alexander Betts ekibi ile birlikte Uganda’daki mülteciler hakkında çok önemli bir araştırma yapmıştır. Bilimsel yöntemler ile yaptığı araştırma sonucunda görmüştür ki yaygın kanının aksine, Uganda’daki mülteciler hiç de bulundukları ülkenin ekonomisine yük değiller. Dahası, mültecilerin Uganda’nın ekonomisine katkı sağladıkları ve herhangi bir yardıma bağımlı olmadıkları gibi birçok şaşırtıcı sonuçlara da ulaşmıştır. Görüyor musunuz Uganda’daki mülteci sorunun neden başladığından nasıl biteceğine, Uganda’daki yeraltı tünellerinden terör örgütlerine, karanlık odakların planlarından uluslararası hukuka (bahse konu Verynasın TV programında bütün bu konulara “değinilmektedir”) bin türlü parçayı birleştirerek büyük resmi görmeye çalışmakla uğraşmayanlar neler görebiliyor bir mülteci sorununa baktıklarında?

İngilizce bilenler bu araştırmanın detaylı sonuçlarına şu bağlantıdan bakabilirler:

İnsan beyninin bir takım özellikleri bizleri bilim dışı komplo teorilere inanmaya itiyor olabilir ama beynimizin aynı özelliklerini çok güzel şeyler yapmak için de kullanabiliriz elbette. Zihnimizde oluşturduğumuz bir takım gerçeklikleri komplo teorileri üretmek ve bunlara inanmak yerine bulutlarda bir takım şekiller arayabiliriz örneğin. Aman ne keyifli bir iştir, iyi ki insan zihni bize böyle bir imkan sağlıyor bizlere.

Eğer büyük oyunu çözmek istiyorsanız işe değerli zamanınızı komplo teorileri ile uğraşmak yerine bulutları izlemeye ayırmakla başlayabilirsiniz. Yaşadığımız dünyayı daha güzel hale getirmek ve savaş çıkartan kirli oyunlara karşı gelebilmek aslında bu kadar kolay. İkinci Dünya Savaşı öncesinde Nazi destekçilerinin Yahudilerin Almanya’ya karşı bir komplo kurduğuna inandıklarını hatırlatırsam ne demek istediğimi belki daha iyi anlarsınız.

Yazıyı bitirirken bahse konu programda konuşmacı olarak yer alan sayın avukat eğer bu yazıyı okursa kendisinden bir ricam olacak. Anladığım kadarıyla Suriyeliler üzerine bir kitap yazacaksınız yakında. Aman diyeyim, yol yakınken dönün yanlışınızdan. Birlikte program yaptığınız ve büyük oyunu çözmenin peşinde birçok kitap yazmış, çeşitli gazetecilik başarılarına imza atmış, evi plaket dolu gazeteci dostunuz bütün bunların ardından hayatını olmayan bir oyunu çözmeye adadığını, dahası çözdüğünü zannettiğin büyük oyunun aslında dev aynasındaki bir yansıma olduğunu kabullenebilir mi? Bunu yapmak elbette mümkün ama çok zor. Gazeteci arkadaşınız için bulutları izleyerek hayattan keyif almak için geç olabilir ama sizin için henüz geç değil. Size hem kendiniz hem de mülteciler için yalvarıyorum yazmayın bu kitabı!!!

Aaa bu arada, gelelim bu yazının esas konusu olan herkesin bir bildiği olmasına… Veryansın TV programcılarının bildiklerini merak ediyorsanız aşağıdaki videoya göz atmanızı tavsiye ederim. Oldukça bilgilendirici bir program “büyük oynu” gerçekten de bozuyor.

ADNAN OKTAR ÖRGÜTÜ NASIL CASUSLUK YAPIYOR? / FETÖ BAĞI | SERDAR ÖZTÜRK | PANKUŞ -271 – YouTube

Yazıda Geçen Nörobilimsel ve Psikolojik Bilgilere Dair Ufak Bir Kaynakça:

Komple Teoride Mi Yaşıyoruz ? | Önce CAN Sonra CANAN | 74.Bölüm – YouTube

Neuroscience of Conspiracy Theories | Why people believe Plandemic – YouTube

A Neuroscientist Explains What Conspiracy Theories Do To Your Brain | Inverse – YouTube

How do regular people fall into believing conspiracy theories? | 60 Minutes Australia – YouTube

How Conspiracy Theories Threaten Human Civilization | Truth Hurts – YouTub

 

KONU HAKKINDA DAHA ÇOK BİLGİ EDİNMEK İSTEYEN VE BU YAZIYI OKUMAKTAN HENÜZ SIKILMAMIŞ OKURLARA ÖZEL

VERYANSIN TV PROGRAMCILARI VE İZLEYİCİLERİ İÇİN SURİYELİLER İLE İLGİLİ KOMPLOLARDAN ARINMA VE BULUTLARA BAKMA REHBERİ

Türkiye Kızılay Derneği Başkanı Suriye’deki dört milyon Suriyeliye üç buçuk milyar doların üstünde yardım sağladıklarını söyledi ve siz ülkeniz pandemi koşulları altındayken bu parayı oraya aktaranlardan olanca çıplaklığıyla izah mı bekliyorsunuz?

Ya bu yardımlar Kızılay’ın Türkiye’den Suriye’ye geçirilmesine sadece yardımcı olduğu yardımlarsa, ya bu yardımların büyük kısmı yurtdışından geliyorsa, ya bu yardımlar o dört milyon Suriyelinin kendi vatanlarında kalmalarına ve Türkiye’ye gelmemelerine yarıyorsa? Ya aya hiç gidilmediyse?

Amerika, Avustralya, Yeni Zelanda gibi devletler ülkelerine demografik yapısını değiştirecek kadar göçmen almaz mıymış, ya onlar çok akılı biz aptalız veya tersi biz zekiymişiz ya onlar aptal mıymış?

Göçmen genellikle ekonomik gerekçeler ile bir ülkeden başka bir ülkeye giden kişilere denir. Mülteci ise zulüm görme korkusuyla ülkesini terk eden kişilere denir ve hukuki statüsü göçmenden farklıdır. Türkiye’deki Suriyelilerin hukuki statüsü mülteciye çok yakın bir statü olan “geçici koruma altındaki yabancıdır”. Avrupa’daki statüleri ise aynı şekilde göçmen değil mültecidir fakat vakti zamanında Almanya’ya göç eden vatandaşlarımız, Alman vatandaşlığı almadıkları süre boyunca göçmendir. Mülteci hukuku gereği, mülteciler ülkeye alınırken ekonomik, demografik veya zeka ile ilgili herhangi başka plan yapılmaz fakat göçmen alınırken yapılabilir. Elbette en çok mülteciyi insani kriz yaşayan ülkelere komşu olan ülkeler barındırmaktadır. Ayrıca, Angelina Jolie’nin yaptığı işlerden biri de Amerika Birleşik Devletleri, Fransa Cumhuriyeti ve Yeni Zelanda gibi devletleri Türkiye gibi insani kriz yaşayan ülkelere komşu olan ülkelerden daha çok mülteciyi kendi ülkelerine almaları için çaba sarf etmektir.

Türkiye’de ilk doğan Suriyeli çocuklar sekiz yıl sonra oy mu vermeye başlayacaklar, Türkiye’de beş yıl kalan Suriyeliler vatandaş mı oluyor? Beş milyon Suriyeli vatandaş mı oldu?

Yukarıda da değindiğim üzere Türkiye’deki Suriyelilerin tamamına yakınının hukuki statüsü “Geçici koruma altındaki yabancıdır” ve bu statü Türkiye’de yabancılara verilen birçok hukuki statü türünden sadece biri olan “Uzun Dönem İkamet İzni”nin aksine Türkiye’de beş yıl da kalsa 50 yıl da kalsa 500 yıl da kalsa vatandaş olma hakkı tanımamaktadır. Ayrıca son yıllarda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sayısında doğum oranı ile açıklanamayan beş milyonluk bir artış mı oldu?

Hem Batılı Devletler hem de Türkiye bu göçe destek mi verdi? Rusya’dan Çin’e Avrupa’dan başka yere birçok aktör göçü destekleyip hem Türkiye hem de başka aktörlerin çıkarları için göç mü hızlandırıldı?

Bu hızlandırmayı kimin, nasıl, neden yaptığının ve nasıl bir çıkarının olduğunun cevabını verebilir misiniz? Ayrıca Suriyeli mülteciler hakkında bir çok sahte bilgi üreten Avrupa Birliği karşıtı Neo-Naziler güç kazanmadı mı Avrupa’da, Brexit’ e etkisi olmadı mı benzer etkenlerin? Ya da Avrupa Birliği karşıtı popülist politikacılar güç kazanmadı mı sizin gibi komplocular sayesinde? Avrupa Birliği’nin veya “üst akılın” başka kesimlerinin mülteci akınından çıkarı yok içiniz rahat olsun.

Suriye’de görmedikleri lüks ile göç mü özendirildi?

Mültecilerin lüks içinde yaşadıkları Dünya’nın birçok yerinde mültecilere dair en yaygın yanlış bilgilerden biridir.

6,7,8 milyon insanı alıp Anadolu’ya getirdiğiniz zaman bu Anadolu’ya Selefi aşısı mı yapmaktalar?

Bu insanları kimin alıp getirdiğini açıklar mısınız lütfen? Ayrıca Türkiye’deki Suriyelilerin sayısını daha güvenilir kaynaklardan araştırmanızı tavsiye ederim.

Demografileri değişeceği ve refahları ortadan kalkacağı için Avrupa insan hakları demeyi mi bırakmış?

Tıpkı Hollywood diye bir öznenin olmadığı gibi Avrupa diye bir özne de yoktur. Avrupa bir kıtadır ve herhangi bir şey söyleyemez. Eğer Avrupa derken kast ettiğiniz Polonya ve Macaristan gibi popülist hükümetler tarafından yönetilen ülkelerse dediğiniz doğru. Yok eğer Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi veya Avrupa Komisyonu gibi kurumları, Almanya Federal Cumhuriyeti ya da Hollanda Krallığı gibi Avrupa’daki gelişmiş devletleri kast ediyorsanız dediğiniz yanlış.

Danimarka geri göndermeye mi başlamış?

Danimarka’nın kimi nereye geri gönderdiğini söylemiyorsunuz ama ben Suriyeli mültecileri Suriye’ye geri gönderdiğini kast ettiğiniz sonucu çıkartıyorum. Bunun hem Danimarka hukukuna, hem Avrupa Birliği hukukuna hem de uluslararası hukuka göre ne kadar büyük bir suç olduğunu biliyor musunuz? Eğer Danimarka’daki veya Avrupa Birliği’ndeki ilgili mercileri bu suçtan haberdar ederseniz büyük bir gazetecilik başarısına imza atarsınız.

Klasik hümanizma, klasik demokrasi, insan hakları vs. klasik hukukun üstülüğü, çerçevesinde açıklarsak 10 yıl sonra ülkemiz zarar mı görecekmiş? Avrupa insan hakları demokrasi, hukukun üstünlüğü derse demografisi değişecek ve ülkelerinin varlığı mı ortadan kalkacak, ülkelerindeki refah mı ortadan kalkacak?

Hümanizm (her ne kadar insanları sevmek anlamında da kullanılsa) esas anlamı itibariyle kilisenin ortaçağdaki skolastik metoduna karşı aklı ve rasyonalizmi savunan bir çeşit metoddur. İnsan hakları ve hukukun üstünlüğünün “klasik” diye bir türü yoktur. Ayrıca mültecilere işkence yapmak, etnik veya dini ayrımcılık yapmak, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişmelerini engellemek vb. hak ihlalleri (dediğinizden bu anlam çıkıyor) demografiyi korumaz. Refahın ortadan kalkacağı ise tamamen bilimdışıdır (bkz. Prof. Dr. Alexander Betts’ in yukarıdaki araştırması). Bu bilim dışı argümanı Avrupa’daki Neo-Naziler ve Orban gibi popülistlerin seçmenleri kandırarak oylarını arttırmak için kullandıklarını da unutmayın lütfen. Brexit’e evet diyenler de aynı hezeyandan muzdaripti.

Siyasal İslam 10 yıllarca daha mı sürecek, iktidar lehine çevrilmesi ancak Suriyeliler vesilesiyle mi olur?

Tıpkı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları gibi farklı Suriyelilerin de farklı siyasi görüşleri olmadığını nereden biliyorsunuz?

Kamplardan çıkıp büyük kentlere mi yayıldılar?

Eğer araştırmanızı güvenilir kaynaklara dayandırırsanız dediğiniz şeyi yapanların ne kadar küçük bir kesim olduğunu görürsüzünüz. Ayrıca mültecilerin kamplarda kalmalarının Türkiye için daha iyi olduğunu neye dayanarak söylüyorsunuz? Bu konu hakkında (ve tabi daha bir çok konu hakkında) daha fazla araştırma yapmanızı öneririm.

Selefi meselesi hiç hafife alınacak bir şey değil. Afganistan’ı, Pakistan’ı gördünüz ve toplumlar böyle böyle mi karışıyor?

Türkiye’yi de gördünüz ama yaptığınız çıkarımlar ortada. Bence siz Afganistan ve Pakistan’ın (ve tabi Türkiye’nin) nasıl karıştığı hakkında konuşmayı bu konuyu bilenlere bırakın.

Suriyelilerin maliyeti 250 milyar dolar mı?

Bu maliyeti kimin hangi yöntemi kullanarak nasıl hesapladığını açıklar mısınız? 250 milyar doları kim kaybetmiş ki Türkiye bulsun? Nasıl bir meblağ telafuz ettiğinizin farkında mısıınz?

Muhalefetten konu ile ilgili ses mi çıkmıyor?

Ses derken? Abuk sabuk komplo teorileri ve yanlış bilgiler mi?

Roma İmparatorluğu barbar istilasıyla mı yıkıldı?

Mültecileri barbara, Türkiye’yi ise medeniyetin beşiğine benzettiğinizin ve komplo teorisyenlerinin temel “yönetimi” olan “ilgisiz olaylar arasında bağlantı, benzerlik vs. kurmak” yönetimini kullandığınızın farkında mısınız? Bence değilsiniz.

Konuk konuşmacıların çözümleri mi ne?

Yani şimdi bu programın sunucusu ve konuşmacılar bütün bunların üzerine bir de kendilerinin Dünya’daki en büyük insani krizin nasıl çözülebileceğini bildiklerini mi düşünüyorlar? Konuklara sahip oldukları bu eşsiz bilgiyi Oxford Üniversitesi Mülteci Çalışmaları Merkezi Başkanı Prof. Dr. Alexander Betts ile paylaşmalarını tavsiye ediyorum. Kendisinin dünyanın herhangi yerindeki bir mülteci sorunun nasıl çözülebileceğini bildiğini zannetmiyorum. Ayrıca eğer bu programın katılımcıları böyle bir bilgiye sahipse kendilerine Nobel Barış Ödülünden bile daha büyük bir ödül verilmeli.

Televizyondaki bazı yorumcular her şeyi biliyor mu?

OLALAAAAAAAAAAAAAAA SİZ BU LAFI DERKEN BAŞKALARINI MI KAST ETTİNİZ?????

Dipnotlar

Dipnotlar
1 Birleşmiş Milletler adına gönüllü bir şekilde hak savunuculuğu yapan ünlü kişilere denir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Schopenhauer, Güzelin Metafiziği 2

Yağmur İyi Geldi.