in

Hiç Yoktan İyi Değildir

Bir şeye çok yaklaştığımı hissediyorum.  Rüya ya da çocukluk anısı gibi güçlü olduğu için ben tanımlamaya çalıştıkça o kaçıyor.

Pierrot’um. Artık bundan tamamen eminim. Her türlü hayatın yanında bozguncu duran. Her türlü hayatın yanında absürt duran. “Ne vereyim abime?” Hiç. Hiç yoktan iyi değildir. Keşke hiç olmasaydım. Bu dünyanın hesaplarına uymuyorum. Gençlerin yanında yaşlı, yaşlıların yanında gencim. Çocukların yanında palyaço, palyaçoların yanında çocuğum. Evlilerin yanında tüm elleri gördüğüm için sevilmeyen, bekârların yanında aynı beklenti içinde olmadığım için istenmeyen. Geceye kısayım, gündüze uzun. Yaş ilerledikçe bütün arkadaşlarımın akrabalarımın dilediğini alıp uzaklaştığını görüyorum benden… Bazen bu kadar dolambaca ne gerek vardı. Baştan açık açık söyleseydiniz… Diyecek gibi oluyorum sonra… Hayat işte…

Bir tek hayvanlar anlıyor beni bir de ağaçlar. Onlara karıştım. Onlar da benim gibi vahşi ve dilsiz. Onlar da benim gibi masum ve hakları Allah tarafından korunan…  Keşke hiç olmasaydım. “Hiç” diyorum çünkü amacın ne diye soranlara… Hiç. Kimsenin hiç’e tahammülü yok. Keşke hiç olmasaydım… Hiç, yoktan iyi değildir. Her şey umutlu ve mutlu bünyeler için. Marketler caddeler kuaförler, rujlar, saatler, yeni bir çanta, yeni bir ayakkabı…

Bir yaprağın toprağa karışma süresi çürüme süresi. Tam olarak hüzün bu. Kimsenin hüzne tahammülü yok. Hüzün gittikçe unutulan bir çekirdek. Diktiğimi unuttuğum bir çekirdek gibi ergenlikte diktiğim şimdi bir kestane ağacı oldu geldi başıma oturdu hüzün. Şimdi altında güneşlenen bir köpek gibi yaşıyor gövdem. Zamanın dışında. İnsanların dışında. Bir şekilde herkesle iletişimimi keserek yaşamayı başarmışım. Bir de şu hiçime tahammül edebilseler. Çarpıştığımızda kimsenin başı kanamaz. Hiç yoktan iyi değildir çünkü.

Varlıksa hep hüzün. Demlenip demlenip duruyoruz her yıl. Olanlar, olmasını istediklerimiz…  Peşinden koştuklarımız… Rutinin metal sprey boyası altında nefessiz kalan heyecanlarımız…

Birini kaybettiğinizde birden ne yana gideceğini şaşırmış tekneniz bir kayaya çarpıp dağılıyor. Birden içinden çıkan güneş çekirdeğini görüyorsunuz gövde teknenizin. Kalbinizmiş bu güneş çekirdeği. Gözyaşları,  gözyaşları hayıflanmalar…  Kıymetini bilemediğiniz bütün o sıradan zamanlarınız… Birini kaybettiğinizde canlanıyor ölü gövdeniz ve imkânsız saydığınız ölümün gelip sizin yakınınızı bulmuş olması başka bir imkânsızı davet ediyor. Mucizeyi. İmkânsız varsa mucize de vardır. Birden yaşamın bütün renkleri her anıyla canlanıyor. Yaşamın her anını bir mucize gibi yaşamaya başlıyorsunuz. Birinin giderken ardında açık bıraktığı bir kapı yüzünden. Cereyan yapıyor. İşte hüzün böyle yararlı bir duygu. Her an yaşamın kıymetini hatırlatıyor. Hiç yoktan iyi değildir.

Yazan Tersla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Karantina Güzellemelerini Bırakın, Bu Bir Ruh Sağlığı Krizi

Ünlü Tablolar, Koronavirüse Karşı Bilinçlendirici Posterlere Dönüştürüldü