in

Tebrikler Sevgilim!

Yataktan kaldırıldığımı ve japonya’ya giden bir gemiye yüklendiğimi hatırlıyorum.

Sarhoş komiser, sen peru ben japonya. Kaderim bu?

Çözülemeyecek cinayet, bitmek bilmez gizemler falan bana vız gelirdi!

Birkaç okyanusu aşmak zor oldu, yol boyunca cin tonik içip asya kanallarını izlerken terledim.

Japon adalarına yaklaştığımızda kılık değiştirmen gerekiyor dendi, kabul ettim: Gözlerim artık çekikti.

Sahil barlarına uğramamaya çalıştım, japon kayalıklarını tuhaf örümcekler gibi sarmışlardı!

Bir pervanenin altında senin adaya gelmeni beklediğimi hatırlıyorum, boş zamanlarımda osaka yarışlarında yen kaybedip duruyordum.

Sonra bir cinayet bürosu dedektifi olduğumu hatırladım, pasifik kıyılarında, akşam yedi sularında, merkür retrosu vardı. Sürekli seni düşünüyordum. Dolaşmak için nihayet rutubetli odamdan çıktım. Acaba kim öldürülmüştü, katil kimdi?

Üzerinde kertenkele deseni olan şortuma aldırmadan adaya gelen turist gemisinden inecekleri merak ettim, emindim o gemiden inecektin!

Rüyamın bundan sonrasını pek hatırlamıyorum, seninle bir kayalığa tırmanmıştık. Daha doğrusu sen oradaydın turist kafilesiyle, ben seni takip etmiş ve yanına gelmiştim.

Beni tanıdın ve naber dedin? İçtenlikli bir naber…

Japona benzediğimi düşünmeme rağmen bu oyunu sürdürmek istemedim, iyidir dedim.

Bir süre denizin sakinliğinden, doğanın güzelliğinden ve adadaki yemeklerden bahsettik.

Yeni tanışıyor gibiydik, ikimiz de çaktırmıyorduk. Başında hasır bir şapka vardı, burnunun ucu kiraz gibi yanmıştı ve gözlerin çok güzeldi.

Sonra ben bu olaydan milyonlarca yıl sonra astrolog olmaya karar verdim ve annenin senin nişanın için yaptığı pastaları gördüm.

Şimdi bana dünya ne kadar anlamsız diye sorsalar, yeterince diye cevap verirdim sanırım.

Ben hatalarımla baş başa kaldım, sana sonsuz mutluluklar!

Yazan Hidayet Marsilya

Dünyayı gezmek istediğim zamanlarda Google Earth imdadıma yetişir.

2 Yorum

Cevap Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Ordo Ab Chao -I/ III-

Dépaysement