in

Derinleşen Belirsizlik ya da Kafka Neden Haklıydı?

İdlib’deki tedirgin bekleyiş, lady gaga’nın bir süredir ortalarda görünmemesi ve umutla beklediğimiz devasa meteorun henüz güneş sisteminde züccaciyeye girmiş bir fil gibi belirginleşmemesi hayal kırıklığı yaratıyor.

Zaten diyecek okur; hayat bir hayal kırıklığı değil mi? Öyle şüphesiz insan tedirginliği Kafka’yla arşa çıktığından beri artık konuşacak pek bir şeyimiz kalmamıştı. Bilinmeyen haz kalmadı sağolsun porno, insan zihninin tüm derinliğinin gözler önüne serilmesine yol açtı. Kale kapılarına saldıran iştahlı koçbaşı taşıyıcıları…

Ben yine de son bir belirsizlik olduğunu düşünüyorum. Hiçbir şey bir Japon lokantası kadar düzenli olamaz önermesini onaylamak için daha önce bir japon lokantası görmemiz gerektiği gibi, vahşet; düzensiz insan bilincinden çıkan toplumsal bir anomalidir önermesine katılmamız için de bazı insanları anlamamız gerekebilir. Örnek vermek gerekirse, ki korkarım gerekecek! Dolmuşta şortlu kız tekmelemek, köpeklerin bacaklarını kesmek, insan denen virüsün girmediği ormanları birkaç tatil köyü yapmak için doğramak, homoseksüllerden nefret etmek ve yakutistan’ı işgal etme isteğiyle dolup taşmaktan falan

O halde haydi irrasyonalizmi tartışalım. Belki kimileriniz hemen “Akıl Tutulması”  ya da “Aydınlanmanın Diyalektiği”nden dem vuracaksınız. Hakkınızdır. Oysa olaya başka bir yerden yaklaşmayı tercih ederim. İlyas Salman yıllarca yoksul ve mazlum halkın sözcüzü, anadolu kültürünün bir temsilcisi ve korkunç bir malatyalı olarak solcu bir profil çizmesine rağmen, gidip TÜRK solu gibi uyduruk ırkçı bir dergide yazdı. Yazdı değil mi? Evet yazdı? İrrasyonel mi evet, açıklanabilir mi Hayır! Açıklanamaz! Peki petek dinçözle danıld trump arasındaki ortaklık neydi? İkisinin de sarı saçlı olması mı? Hayır! Zamanımız daralıyor. Şeytanların yüzyılında yaşıyoruz.

Bu yazıda ne anlatmak istediğimi bilmiyorum. Kafka her şeyi anlamıştı. Bu yüzden eserlerimi yakın dedi. Eserlerini yakmadık. Halkların babası Stalin, halkların babası stalin. Yahudiler ve Harlem Rönesansı… Zamanımız daralıyor. Yavru ahtapot salatası yapan güney ispanya lokantaları ve çekirgelerin ya da diğer etli böceklerin peşinden koşan çinliler. Yapay güneşleriyle bronzlaşamayanlar, marsilya banliyöleri, berlin’de bir etiyopyalı, singapur’da asil bir japon. Bankalar ve konsorsiyumlar. Nükleer silahlar ve tabii ki recep tayyip erdoğan.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Loading…

0

Ömer Seyfettin’in Ölümü: “Talihsiz Serüvenler Dizisi”

Zorunlu Eğitime Hayır!