in

Paralel Evrende Frida, Van Gogh ve Selahattin Pınar

Yaratıcı ruhların kesiştiği kavşaklara düşüyor yolumuz bu kez. Yol boyu, farklı kelimelerle kurulmuş özdeş cümlelere denk gelince, biz de gerçek hayatta birbirini hiç tanımamış, bir kez bile yüz yüze gelmemiş bu aynı yıldızın tozu sanatçıları, gerçek bir ”Tertulia’’ da buluşturuyoruz. Şu, mekanda (ev ya da kafe) biraraya gelip edebiyat, sinema ve müzik konuşulan kadim Latin Amerika geleneğine, yani. Bambaşka zamanlardan bizim masamıza ışınlanan ve kitap, film ya da şarkılardan alıntılarla dolu bu gotik-ışıltı kombosu buluşma, sizin de yaşama şehvetinizi şimdiden arttırdıysa şarabınızı alın ve kendinize bir sandalye çekin, lütfen.

#Frida Kahlo & Vincent Van Gogh

”Ben hasta değilim, sadece kırgınım. Ama yaşadığım müddetçe resim yapabilirsem kendimi mutlu sayacağım.” Frida Kahlo

”Çoğu kişinin gözünde neyim, kimim ben, bir hiç, ya da aksi suratlı, yadırgı bir adam. Toplumda doğru dürüst bir yeri olmayan, hiçbir zaman da bir yer bulamayacak olan, kısacası, alçağın alçağı biri. Pekala, diyelim ki bunlar doğru, gene de yapıtlarımla, böylesi yadırgı bir adamın, böylesi bir hiçin yüreğinde neler olduğunu dünyaya göstermek isterdim.” Vincent Van Gogh

# Nikos Kazancakis & Reha Erdem

”…İnişte Zorba bir taşa çarptı, taş aşağılara yuvarlandı gitti. Zorba, hayatında bu kadar hayranlık verici bir görüntüyü ilk kez görüyormuş gibi şaşkınlıkla durdu; dönüp bana baktı, gözlerinde çok hafif bir korku sezdim. Sonunda bana, ‘’Sen hiç dikkat ettin mi patron,’’dedi, ‘’taşlar varlıklarına inişte sahip oluyor.’’ Nikos Kazancakis – Zorba

”Her şeyin kendine ait bir yeri var. Her şey kendi yerini bulduğunda huzura kavuşuyor.. Bedenimiz, kendi ağırlığıyla buluyor kendine ait olan yeri. Ama bu aşağı çeken bir ağırlık değil. Ateş yükseliyor, taş düşüyor. Bedenlerimizin asıl ağırlığı, aşkımızdan oluşuyor.’’ Reha Erdem – Kosmos

# Leos Carax & Wong Kar-Wai & Murathan Mungan

”Ona benimle gelecek misin, diye sordu. Kadınsa ne evet dedi ne de hayır. Bu onların ayrılma şekliydi.” Leos Carax – Kötü Kan

”Huzursuz bir an. Kadın başını öne eğdi. Adama yakınlaşması için şans verdi. Ama adam yapamadı. Cesareti yoktu. Kadın döndü ve uzaklaştı.” Wong Kar-Wai – Aşk Zamanı

”Selahattin Pınar’ı hüznündeki zerafetten tanırım ben.” Murathan Mungan – Kadından Kentler

 # Hakan Günday & Gabriel Garcia Marquez

”Zaten ne demiş şair. Hayat hatıradır. Unutursan ölürsün.” Hakan Günday – Şahsiyet

”İnsanın yaşadığı değildir hayat, aslolan hatırladığı ve anlatmak için nasıl hatırladığıdır.” Gabriel Garcia Marquez – Anlatmak İçin Yaşamak

# Jim Jarmusch & Orhan Pamuk

”-Sigara kullanıyor musun?

-Sadece içerken.” Jim Jarmusch – Kahve ve Sigara

”Sigaranın o kadar sevilmesi, nikotinin gücünden değil, bu boş ve anlamsız alemde insana anlamlı bir şey yaptığı duygusunu kolaylıkla vermesindendir, diye düşünürüm bazan.” Orhan Pamuk – Masumiyet Müzesi

# Theodoros Angelopoulos & Vedat Türkali

”Hadi içelim. Yok olup giden bütün umutlara, kurduğumuz tüm hayallere rağmen hiç değişmeyen dünyaya.” Theodoros Angelopoulos – Ulis’in Bakışı

”Devrim şiir gibi oğlum; başka dile çevrilmesi güç iş! Biz kendi modelimizi bulamadık.” Vedat Türkali – Yalancı Tanıklar Kahvesi

# Yıldırım Türker & Metin Kaçan

”- Serap

-Çay içer misin?

-Serap

-Efendim

-Seni  Seviyorum.

-Çay içer misin?”

Yıldırım Türker – Gece, Melek ve Bizim Çocuklar

”- Nasıl söyleyeyim bilmiyorum. Tapıyorum sana, hastayım!

-Geçmiş olsun.’’

Metin Kaçan – Ağır Roman

# Harper Lee & Cat Stevens

”Bu dünyada pek çok çirkinlik var oğlum. Seni hepsinden uzak tutmak isterdim. Ama asla mümkün değildir.” Harper Lee – Bülbülü Öldürmek

 

Cat Stevens – Baba ve Oğul

# Jean-Luc Godard & Matt Ross & Julia Maroh

”Neden insanlar sürekli konuşmak zorunda? Belki de bu kadar konuşmamalı, hayatı sessizce yaşamalıyız. Ne kadar çok konuşursak, kelimeler de anlamlarını o kadar yitiriyor.” Jean-Luc Godard – Hayatını Yaşamak

”Bizi kelimelerimiz değil, eylemlerimiz tanımlar.” Matt Ross – Kaptan Fantastik

”İnsan yüzünün gizemli zayıflığı. Bunu biliyor musun Sartre. Sartre’ın savunduğu fikir şu: Varlık özden önce gelir. Doğarız ve var oluruz. Ve kendimizi hareketlerimizle tanımlarız.” Julia Maroh – Mavi En Sıcak Renktir.

# Sabahattin Ali & Oğuz Atay

”Etrafını bu kadar iyi tanıyan, karşısındakinin ta içini bu kadar keskin ve açık gören bir insanın heyecanlanmasına ve herhangi bir kimseye kızmasına imkan var mıydı? Böyle bir adam, önünde bütün küçüklüğü ile çırpınan birine karşı taş gibi durmaktan başka ne yapabilirdi? Bütün teessürlerimiz, inkisarlarımız, hiddetlerimiz, karşımıza çıkan hadiselerin anlaşılmadık, beklenmedik taraflarınadır.  Her şeye hazır bulunan ve kimden ne gelebileceğini bilen bir insanı sarsmak mümkün müdür?” Sabahattin Ali – Kürk Mantolu Madonna

”İnsanlar yalnız kitaplarda şaşırırlar. Romancılar şaşırtır onları. Ölü denizdeki su zerrecikleri gibi birbirlerine tutunurlar, dalgalanırlar, bir yere gitmezler aslında.” Oğuz Atay – Tutunamayanlar

# Alice Walker & JonArno Lawson

”Bir tarladaki mor renkli çiçeklerin yanından geçip de onları fark etmemek tanrıyı sinirlendirir.” Alice Walker – Mor Yıllar

JonArno Lawson – Kaldırım Çiçekleri: Bu tek kelimenin geçmediği kitapta, küçük bir kız, babasının dikkati üzerinde değilken yol kenarındaki çiçekleri toplamaya başlar. Her çiçek bir hediyeye dönüşür ve -fark edilmiş olsun ya da olmasın- hediye, hem veren hem de alan için dönüştürücü etki yaratır, ikisi de birbiriyle karşılaşmıştır bir kere.

*Bu yazı, zihin dağıtıcı onca şey arasında ”farkına varma”yı gündelik sanata çeviren tüm kırmızı başlıklılara ve sessiz hediyelere ithafen yazılmıştır.

 

 

 

 

Yazan Juno

juno.afm@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Peru’daki Seçimlerde Lenin, Hitler’in Adaylığına Karşı Çıktı

Sosyal Medya Dezenformasyonlarıyla Başa Çıkma Rehberi