in , ,

Dünyanın İlk Kadın Sinemacısı: Alice Guy Blaché

Bu yazı yayımlandığı sırada Blaché, Birleşik Devletler’de başarılı bir film şirketi kurmuş, New Jersey’de yeni bir stüdyo açmakta olduğunu ilan etmişti. O stüdyoyu çok geçmeden kurarak zaferlerine bir yenisini ekledi. Sinema, Blaché’nin tutkusuydu (Ona ‘Beyaz Atlı Prensim’ diyordu); sinema onun hem giderek artan başarılarının hem günümüz kadın sinemacıların da verdiği mücadelelerin aynılarının şekillendirdiği bir hayat içerisinde kıtaları ve asırları aşmasını sağlıyordu.

Alanında tek olduğunun farkındaydı.

Blaché, 1912’de haftalık bir gazete olan The New York Clipper’a “Bir film şirketi tarafından piyasaya sürülmüş en büyük yapımlardan bazılarının yapımcılığını üstlendim” diyordu.
Çoğu, o dönem standart olduğu üzere kısa olan yaklaşık bin film yönetti, yapımcılığını üstlendi veya süpervizörlüğünü yaptı (Genellikle üç görevi birden yerine getirdi).

Yaşamının, kişisel ve meslekî hayal kırıklıklarıyla gölgelendiği bir sırada sektörü bıraktı ve ilerleyen yıllarda, yaratımında pay sahibi olduğu tarihteki yerini korumaya çalıştı.

Sinemanın gelişim yıllarında çığır açan diğer kadınlar gibi Blaché de keşfedildi, görmezden gelindi ve silbaştan keşfedildi. Ancak şimdi, sinema alanında çalışan feminist akademisyenlerin, kadınların adlarını tarihten çıkarıldıkları yerlere yeniden yazmaları sayesinde Blaché’nin yeri sağlam görünüyor.

‘SAÇMA SAPAN, KIZ İŞİ BİR ŞEY’

Blaché film işine girdiğinde 22 yaşındaydı ve Paris’te, film kameraları üretmeye başlamış bir mucit olan Léon Gaumont’un sekreterliğini yapıyordu. Gaumont’un şirketi, ürettiği kameraları müşterilere sergilemek amacıyla kısa filmler yapıyordu, Blaché ise bu filmlerin daha iyi olabileceği kanaatindeydi.Ölümünden sonra, tarihçi Anthony Slide tarafından 1976’da yayımlanan “The Memoirs of Alice Guy Blaché”de “Epey şey okumuştum” diye yazıyordu. Ve birkaç da “amatör temsil” çekmişti.
Gaumont’a, birkaç sahne çekip çekemeyeceğini sordu.

Blaché yıllar sonra Fransız televizyonunda verdiği bir röportajda, Gaumont’un ona “Saçma sapan, kız işi bir şey gibi görünüyor, ama istiyorsan deneyebilirsin. Tek bir şartla; ofisteki işini aksatmayacaksın” dediğini aktarmıştı.

Blaché 1896’da yanına bir kameraman, bir kadın oyuncu ve bir sahne arkası resmi alarak ilk filmi “La Fée aux Choux”yu (Lahana Perisi) çekti. Bir dakika uzunluğundaki pandomimli bu küçük film, koynu çiçeklerle dolu, gülümseyen genç bir kadının tahtadan yapılmış bir lahana tarlası içinden avaz avaz ağlayan çıplak bebekler toplayışını gösteriyordu… (Bazı tarihçiler ise Blaché’nin ilk işinin, bir bebek satın almak için alışverişe çıkan genç bir çifti konu aldığı “Sage-Femme de Premiére Classe” (Birinci Sınıf Ebe) adlı 1902 yeniden çevrimi olduğuna inanmaktadır. Blaché bu filmde kocayı canlandırır.)

Gaumont çok geçmeden Blaché’yi film yapım şirketinin başına getirir. Blaché burada yüzlerce filmin yapımcılığını ve süpervizörlüğünü üstlenir, Hollywood’un şirketler şehri halini almasından yıllar önce, organize bir stüdyo sistemi kurulmasına yardımcı olur ve Louis Feuillade gibi şöhretler yetiştirir. Film kariyerine kaldığı yerden devam ettiği Birleşik Devletler’e taşındığında, Gaumont’la geçirdiği zamandan övgüyle söz edilmektedir. 1912’de The Movie Picture World’de, hakkında şöyle yazmaktadır: “Kısa temsillerin perde üzerinde sunulmasını o şirkette, bundan,az değil 16-17 yıl önce resmen başlattı.”

MACERA, METANET, MAHRUMİYET DOLU GENÇLİK YILLARINDAN SİNEMAYA…

Alice Ida Antoinette Guy 1 Temmuz 1873’te Paris’in doğu ucunda yer alan Saint-Mandé’de dünyaya geldi. Ebeveynleri Marie ve Émile Guy Fransızdı, fakat baba Émile’in kitapçılık yaptığı Şili’de yaşıyorlardı. Marie, Alice’in doğumu için Fransa’ya döndü ve daha sonra çocuğu büyükannesine bıraktı. Marie üç yıl sonra Alice’i almak için geri döndü ve anne-kız Şili’ye doğru yelken açtılar. Alice, hatıratında da aktardığı üzere, Şili’nin güney ucunda yer alan Macellan Boğazı’ndan geçerken buz duvarları üzerinde periler ve canavarlar hayal ediyordu. Bu, perdeye yansıyacak tahayyülerine erken, hoş bir girizgâh gibiydi.Guy ailesi Şili’de bir dizi trajedinin ardından en sonunda Fransa’ya temelli dönüş yaptı fakat aile zaman içinde dağıldı ve Alice annesinin bakımını üstlenmek zorunda kaldı.

Alice’in macera, mahrumiyet ve metanetle dolu gençlik yıllarının büyük bölümü onu sinemaya hazırlamış gibi görünmektedir. Tamamı erkek çalışanlardan oluşan bir fabrikadaki ilk sekreterlik işinde bir cinsel tacizci karşısında dimdik durduğunu anımsar.

Blaché, sinemacılığa girişine ilişkin “Gençliğim, tecrübesizliğim, cinsiyetim hepsi aleyhime işliyordu” diye yazar. Fakat çalışkan ve direngendir, dahası üretken olduğu da ortaya çıkacaktır.
1894’te o sırada bir fotoğraf şirketinin iki numaralı kişisi olan Gaumont’u kendisini işe almaya ikna etti. Çok geçmeden Gaumont kendi şirketini kurdu ve gerek elle boyanan filmler gerekse önceden kaydedilmiş mum silindirlerle eş zamanlı öncü bir ses sistemi kullanan filmler yapan Blaché lider oldu. Blaché bir klipte hem oyuncu kadrosunu hem de film ekibini yönettiği sırada gramofonu başlatırken görülebilmektedir. Gaumont’a çektiği filmler arasında, eğlenceli biçimde yapışkan bir dile sahip bir hizmetçi hakkındaki baştan çıkarıcı film “La Femme Collante”(“Yapışkan Bir Kadın”) ve gezgin bir şilte ile ona dikili ayyaş bir adam hakkındaki “Le Matelas Alcoolique(Alkolik Şilte)” yer almaktadır.

Alice 1907’de, kendisi gibi Gaumont çalışanı olan Herbert Blaché ile evlenerek film yapımı başkanlığından istifa etti ve Gaumont’un senkronize sesli film sisteminin tanıtımını yapması için Birleşik Devletler’e gönderilen Blaché’ye eşlik etti. Bu girişim başarısızlıkla sonuçlandı. Fakat Alice 1910’da, ilk kızları Simone’u doğurmasından iki yıl sonra Solax Şirketi’ni kurdu ve kendi filmlerini yapmaya başladı. Öyle başarılıydı ki oğulları Reginald’ı doğurduğu 1912’de, o sırada hareketli bir film şehri olan Fort Lee, New Jersey’de son teknoloji bir stüdyo kurdu.

Solax’ta olağanüstü bir tempoda çalışıyordu. Bir yetimhane, afyon içilen bir salon, bir nöbetçi gece mahkemesi ve infaz izleme davetini reddettiği Sing Sing Hapishanesi dahil olmak üzere film mekânları keşfetmek için arabasına veya atına atlayıp yola düşerdi. Başka yönetmen ve asistanların süpervizörlüğünü yaptı, portföyünde hem yetişkin hem çocuk oyuncular bulunan bir ajans yönetti ve aralarında sıçan, aslan, panter ve Prenses adlı 300 kiloluk bir kaplanın da yer aldığı, filmlerde oynayan hayvanları bir araya topladı. Stüdyo duvarına “Doğal Ol” yazan bir tabela astı. Alice’in performans kadar gerçekçiliğe duyduğu ilgi de, biyografisinin yazarı Alison McMahan’ın Blaché’nin en büyük başarısı dediği şeyle sıkı sıkıya bağlıydı. McMahan bir telefon röportajında, Blaché’nin filmlerinin, ana karakterlerinin psikolojik bakış açılarına odaklandığına dikkat çekti.

Blaché 1912’de The Clipper’a şöyle dedi: “Müdür yardımcılarıma her zaman demişimdir; yalnızca, halka istediğini ve onun yanı sıra bir şeyi daha verenler başarılı olur. O ‘bir şey daha’nın bireysellik olduğunu söyleyebiliriz.”

Blaché, Solax’ta, biri bir kötü adamı uçurumdan kurtaran uzun bukleli bir kız olan, eli silahlı iki kadın kahramana yer verdiği “Two Little Rangers (İki Küçük Korucu)” gibi kovboy filmleriyle repertuarını genişletti. Film kasten feminist olsun veya olmasın hükmen feminist bir filmdir. Blaché, kadınların oy kullanma hakkına hazır olup olmadıklarını düşünedursun edimlerinde ve filmlerinde kadın itkilerini, arzularını ve kadınların kendi yazgısını belirlemesini dile getiriyordu.

Solax’ta uzun metrajlı film yapımına, seyirci tarafından iyi karşılanan ve anlatısal bakımdan daha karmaşık, daha uzun filmlere başarıyla geçiş yaptı. Elbette bunların yapım maliyetleri daha yüksek oluyor, hazırlıkları da daha uzun sürüyordu. Gelgelelim Blaché uzun metraja geçişte yaratıcı bir seyir izlemiş olsa da tekelci dağıtım pratikleri dahil olmak üzere hızla büyüyen film dünyasını etkileyen sarsıcı değişimleri savuşturamadı. 1914’e gelindiğinde o ve Herbert Blaché, her ikisinin de yönetmenlik yaptığı bir şirketle güçlerini birleştirmişlerdi.

YENİ BİR GÜNE DOĞAN GÜNEŞ İMGESİ

Maalesef Blaché’nin sinemacılık kariyerinin son kısmına gerek eşiyle yeni girişimleri, gerekse kiralık bir yönetmen olarak yaşadığı aksilikler ve hayal kırıklıkları damgasını vurdu. İstismara uğrayan genç bir kadın ile bir yazar hakkında dokunaklı bir aşk filmi olan “Ocean Waif’i (Okyanusun Kimsesizi)” çekti ve her iki karaktere de (neredeyse) eşit ağırlık verdi.Onu başka filmler izledi fakat beğeniyle karşılanan filmi “Her Great Adventure’ı (Kadının Büyük Macerası)” yönettiği sırada sağlığıyla, parasal sıkıntılarla, dağılmış bir evlilik ve sektörde süregelen çalkantılarla cebelleşiyordu. Bir “Tarzan” filmi çekmeyi reddetti. Solax stüdyosu 1922’de açık artırmayla satıldı ve eşinden boşanan Blaché iki çocuğuyla birlikte Fransa’ya geri döndü.

Fransa’da film işleri bulmaya çalışsa da şansı yaver gitmedi. Neden başarısız olduğu tam bilinmemekle birlikte 1920’lerde sinema büyük bir sektör haline gelmişti ve kendi filmlerini yapmak isteyen kadınlara karşı artık eskisi kadar açık değildi.Kitaplarını, tablolarını ve diğer eşyalarını sattı, makale ve çocuk öyküleri kaleme aldı.

Amerikan Dışişleri’nde çalışan kızıyla birlikte II. Dünya Savaşı’nın son yıllarını İsviçre’de geçirdi. Hatıratını burada yazmaya başladı. Filmlerini bulmaya da çalıştı ama çoğu ortada yoktu ve kayıp oldukları varsayılıyordu. Yine de direndi, röportajlar verdi ve zaman içinde, sinemadaki öncü rolüne ilişkin biraz olsun tanınırlık kazandı.

Blaché, hayatına dair şöyle yazıyordu: “Fiyasko mu, yoksa başarı mı? Bilmiyorum.” 24 Mart 1968’de New Jersey’de bir huzurevinde öldü. 94 yaşındaydı.

2012’de Fort Lee Film Komisyonu Blaché için yeni bir mezar taşı dikti. İlkinde yalnızca adı, doğum tarihi ve ölüm tarihi yazıyordu. Bu yeni anıtta ise Alice Guy Blaché’nin “ilk kadın film yönetmeni”, “ilk kadın stüdyo başkanı” ve “Fort Lee, N.J.’de kurulan Solax Şirketi’nin başkanı” olduğu yazmaktadır. Anıtta ayrıca Solax’ın logosu da yer alıyor: Yeni bir güne doğan güneş imgesi.

Kaynak: Ekmek ve Gül
Ayşecan AY Nytimes’tan çevirmiştir…

Yazan filbahar

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Loading…

0

Comments

comments

Ölü Ozanlar Derneği Üzerine

Shakespeare’i Shakespeare Yapan Aslında Nedir?