in

Shakespeare’i Shakespeare Yapan Aslında Nedir?

İngiliz edebiyatı denildiği zaman akıllara gelen ilk ve en önemli yazarlardan biri şüphesiz ki William Shakespeare’dir. Yazdığı onlarca oyun, sone ve eserlerle edebiyat tarihinde tahta oturan William Shakespeare, aynı zamanda İngilizceye 1700’den fazla kelime ve söyleyiş katkısında bulunmuştur. Başlıca eserleri ‘Romeo ve Juliet’, ‘Othello’, ‘Macbeth’, ‘Bir Yaz Gecesi Rüyası’ ve ‘Hamlet’ olan Shakespeare, daha bir çok eseri ile hem dönemini hem de edebiyatın geleceğini büyük ölçüde etkilemiş ve ilham kaynağı olmuştur. Peki, adından bu kadar söz ettiren, yıllar boyu edebiyatçıları etkileyen ve İngiliz edebiyatının en büyük isimlerinden biri olan Shakespeare’i Shakespeare yapan şey aslında nedir ?

İlk olarak, eserleri incelendiğinde görüleceği üzere, William Shakespeare birçok alanda çağdaşlarının ve döneminin çok ilerisindedir ve onlardan farklı bir bakış açısına sahip bir yazardır. Bu dediğimizi açabilmek için, Shakespeare’in en çok bilinen eserlerinden biri olan “Soneler”ine bir bakalım. 16.yy şiirinin belli başlı konularından biri aşktır. Yazarlar genellikle sevdikleri kadınları, kimi zaman karşılıksız da kalsa onlara olan aşklarını ölümsüzleştirme adına şiirler yazmışlardır. Fakat William Shakespeare tüm bu normların dışına çıkarak yepyeni bir şey yapmıştır. Sadece kadın ve kadın güzelliğinin övüldüğü bir edebi geleneğin olduğu dönemde Shakespeare, yazdığı 154 sonenin ilk 126 tanesini Henry Wriothesley adlı genç bir delikanlıya adamıştır. Shakespeare bu 126 sonede ilk kez bir erkeği, fiziksel görünüşünü ve erkek güzelliğini överek tabuları yıkmış ve cinsel tercihinin sorgulanmasına yol açan tartışmalara sebebiyet vermiştir.

“ Yaradan, kadın yüzü çizmiş sana eliyle,

..

Erkeklerin en hoşu, en hoş şeyler onundur,

..

Erkekleri büyüler, kadınları çıldırtır.

Seni yaratmış olsa kadın olarak önce

Yaradan bile çılgın bir sevgi duyacaktı” (Sone 20 )

 

Shakespeare’in, güzellik algısında onu çağdaşlarından ayıran tek büyük farklılık erkek güzelliğini övmesi değildir; o dönemin güzellik standartlarını da tamamen yıkmış ve ona yeni bir biçim vermeye çalışmıştır. 16. yüzyılda bir kadının “güzel” sayılabilmesi için; ince bir bele, düz ve turuncu saçlara, çok acık bir ten rengine ve kırmızı dudaklara sahip olması gerekirdi. William Shakespeare Sone 130 ( The Dark Lady Sonnet) ile siyahi bir kadını ve onun güzelliğini övmüştür. Dönemin güzellik standartlarının tamamen zıttı olan siyahi kadının güzelliğini övdüğü bu sone ile Shakespeare döneminden çok farklı bir bakış açısına sahip olduğunu göstermiştir.

 

“Sevgilimin gözleri değil güneşin dengi,

Mercan daha kırmızı onun dudaklarından;

Kar beyaz da ne diye onun göğsü külrengi,

Saçlar simse fışkırmış kara simler başından.

Ben güller görmüşümdür yarı pembe yarı ak,

Onun yanaklarında öyle güller ne arar;

Cana can katar nice kokuları koklamak,

Sevgilimin soluğu güzel kokmaz o kadar

Musikî gibi gelir sözleri kulağıma,

Yine de musikînin kat kat büyüktür tadı;

Tanrıça nasıl yürür görmemişimdir ama,

Sevgilim yürüyüp de gök katına çıkmadı:

Şu var ki ozanların boş lâfına karnı tok,

Yoksa tanrı bilir ya, sevgilimin eşi yok.” (Sone 130)

Son olarak, onu çağdaşlarından farklılaştıran en  önemli noktalardan bir tanesi de, Shakespeare ve onun eleştirel kişiliğidir. 16. yüzyıl İngilitere’sinde kraliyeti ve yönetimi eleştirmek neredeyse imkansızdı. Bilindiği üzere çağdaşı Thomas More’un eleştirileri kendi sonunu hazırlamıştır ve onu idama götürmüştür. Toplumsal hiyerarşinin çok katı olduğu bu dönemde, orta sınıftan bir insan olan ve aynı zamanda kraliyet için çalışan William Shakespeare “Sone 66” ve “ Sone 94” te fazla gücün insanı nasıl yozlaşmaya sürükleyeceğini, toplumsal eşitsizliği derinleştireceğini açıkça eleştirmiştir. Hem politik hem de sosyokültürel eleştirileriyle Shakespeare, sivri kalemini toplumsal ve politik sorunları açıkça ortaya koymak için kullanmış ve böylece çağdaşlarından çok farklı bir yerde olduğunu ispatlamıştır.

İşte sizler için Sone 66 ve Sone 94:

“Bıktım artık dünyadan, bari ölüp kurtulsam,

Bakın, gönlü ganiler sokakta dileniyor.

İşte kırtıpillerde bir süs, bir giyim kuşam,

İşte en temiz inanç, kalleşçe çiğneniyor,

İşte utanmazlıkla post kapmış yaldızlı şan,

İşte zorla satmışlar kız oğlan kız namusu,

İşte gadra uğradı dört başı mamur olan,

İşte kuvvet kör-topal, devrilmiş boyu bosu,

İşte zorba, sanatın ağzına tıkaç tıkmış,

İşte hüküm sürüyor çılgınlık bilgiçlikle,

İşte en saf gerçeğin adı saflığı çıkmış,

İşte kötü bey olmuş, iyi kötüye köle:

Bıktım artık dünyadan, ben kalıcı değilim,

Gel gör ki ölüp gitsem yalnız kalır sevgilim (Sone 66)

Hiç can acıtmayanlar incitme gücü varken,

Her şeyi yapabilir görünüp yapmayanlar,

Kaya gibi duranlar başkasını sarsarken

Tamaha sırt çevirip haram şey kapmayanlar

Tanrı lûtfunun helâl mirasçısıdır hepsi,

Doğa nimetlerini yok olmaktan esirger,

Hepsi kendi yüzünün sahibi, efendisi;

Bu yetkin erdemlere herkes bekçilik eder,

Mevsime güzellikler getiren yaz çiçeği

Yaşar kendi belirli ömrünü, ölür sonra;

Ama kötü bir illet bozar bozma çiçeği

Şanı makara olur en değersiz otlara.

En tatlı şeyler ekşir kötü işler yaparak:

Ottan çok daha iğrenç kokar çürüyen zambak” (Sone 94)

SSonuç olarak, Shakespeare’i Shakespeare yapan şey, kendine özgü tarzı, eleştirmen kişiliği ve tabuları yıkarak yepyeni bir algı yaratabilmesidir. Daha birçok özelliği ve farklı düşünce yapısıyla, Shakespeare edebiyatın tozlu sayfalarında hiçbir zaman kaybolmayacak bir yere sahiptir.

Yazan İonut Yasin Ataman

21 yaşında, İngiliz Dili ve Edebiyatı 4. sınıf öğrencisiyim. Görüş ve fikirlerimi paylaşmaktan mutluluk duyuyorum.

Yorumlar

Cevap Yazın
  1. Edebiyatla ilgili biri olarak yazınızı cok akıcı ve bilgilendirici buldum. Shakespeare’in özelliklerini kısa, net ve öğretici bir sekilde aktarmışsınız. Çok beğendim. Yazılarınızın devamını bekliyorum.

  2. Başarılı örneklendirmeler ve güzel bir bakış açısından ele alınmış. Ufkumuzu genişleten bir yazı. Teşekkürler.

  3. Shakespeare duygu ve düşüncelerini belirtmekten de sevmekten de korkmazdı; soneleri bir anahtar göreviyle bir çok insanın gönlünün kilidini açıyor. İdeal güzellik anlayışına kafa tutmasıyla başlı başına çok özeldir kendisi -yazınızda belirttiğiniz üzere-
    “Güzel ancak karadır” diye yemin ederim,
    Senin renginden yoksun olan çirkindir derim.”…
    Shakespeare hakkında okuduğum nadide yazılardan biriydi, emeğinize sağlık. Yazılarınızın devamını dört gözle bekliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Loading…

0

Dünyanın İlk Kadın Sinemacısı: Alice Guy Blaché

Avrupa’nın Arktik Kıyılarından Yükselen Ses: Mari Boine