Son zamanlarda ilginç bir insan oldum. Bir tür istenç yitimi diyebiliriz. Büyük bir heyecanla bir plan yapıyorum. Yarım saat sonra unutuyorum. İşin ilginç yanı bunun hiç şaşmadan devam etmesi. Her gün bir plan ve program heyecanı içinde uyanıyorum. Bazen yazıyorum da unutmamak için. Ama hiçbir zaman o aklıma geldiği ilk anki heyecanı bulamıyorum devam etmek, devam edebilmek için.
Bir el hareketi gibi geldi çöreklendi. Bir tren yolculuğundan mı kalma bir otobüs yolculuğundan mı bilmiyorum. Ama bir manzaraya bakarken duyduğum heyecanın neredeyse aynısı. Büyülenmiş, kendinden geçmiş, bir yolculukta gibi ve varış heyecanı ile dolu. Yüzümde alabildiğine bir memnuniyet, açık yaz denizleri gibi sütliman bir mutluluk… Gökyüzü masmavi… İşte o an… Sanki belli belirsiz bir bulut gibi dağılıyor her şey. Neydi beni bu kadar çok heyecanlandıran. Giderek… Yani bu heyecan, plan,mutluluk ve unutma döngüsünün sık sık olması yüzünden bir an geliyor, geriye sadece aynaya bakıp gülen insan kalıyor. Açıkçası bundan pek memnunum. Gözüme hiç fena görünmüyor.
Hemşire bağırıyor.
“ 112. Koğuş muayeneye lütfen.”
Sıraya gireyim. Belki orada aklıma gelir.
Seni seni. Ne şirin kedi. Sen de mi muayene olacan len… Nasıl da huzurlu. Bana benziyor.
“Son zamanlarda ilginç bir insan oldum. Bir tür istenç yitimi diyebiliriz. Büyük bir heyecanla bir plan yapıyorum. Yarım saat sonra unutuyorum. Belki de gerçekleşmeyen planlar yüzünden en güzel kısmını sakladım. Henüz zihnimde oluşma anını…”
Doktor diyor ki “bugün iki farklı cümle kurdun. Bir yıldır aynı şeyleri sıralıyordun. Bu bir gelişme olabilir.”
Seni seni o da anladı bizim kedi gibi… Aslında ne büyük bi insan olduğumu.
“Seni seni” bu adı takıyorum. Pisi pisi den iyidir. Hem yakışıyo da… Böyle mutlu bi kediye…

