in

En Çok Alkol Tüketilen Ülkeler Belli Oldu

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) verilerine göre, Doğu Avrupa’daki eski Sovyet ülkeleri dünyada en çok alkol tüketilen yerler. 

DSÖ’nün verileri, Litvanya’nın Avrupa Birliği ülkeleri arasında en yüksek alkol tüketim oranına sahip olduğunu ortaya koydu. Litvanya halkı aşağı yukarı yılda 15 litre saf alkol tüketiyor. Bu da yüzde 12 alkol oranına sahip 167 şarap şişesine denk geliyor.

Litvanya’nın başkenti Vilnius, dünyanın en çok alkol tüketilen şehri haline gelmiş durumda. Şehirdeki alkol tüketiminin büyük bir kısmı turistlere ait.

Dünyanın geri kalan ülkelerinde; örneğin Güney Kore, Vietnam ve Portekiz’de komşu ülkelere göre daha fazla alkol tüketiliyor. Avustralya, Kanada ve Avrupa da hatırı sayılır alkol tüketim değerlerine sahip.

Alkol kullanımı yetişme tarzıyla şekilleniyor

Alkol tüketim oranları ve alışkanlıkları her ülkenin dinsel, kültürel, sosyal ve ekonomik şartlarına göre değişiyor. Ülkelerin alkol tüketimleriyle ilgili bir sonuca varmak için, sadece tüketilen miktar üzerinden yorum yapmak yanıltıcı olabilir. Alkol tüketimi, birçok ülkede sosyal hayatın çok önemli bir parçası.

Geçtiğimiz yıl Ukrayna’da, dükkanların gece 11’den sabah 10’a kadar alkol satması yasaklandı. Alkol tüketiminin erkeklikle ilişkilendirildiği ülke için bu büyük bir adım.

Yerel gazeteci Daria Meşçeryakova’ya göre, Ukrayna’da yetişkin erkekler akşamları veya tatil günlerinde ayık kaldıklarında erkeklikleriyle alakalı bir sorunları olduğu düşünülüyor. Az alkol kullanımı ise neredeyse ayıplanan bir durum.

Ukrayna’da alkol satışının kısıtlanması pek bir işe yaramış değil. Alkol kullanımının büyük oranda yetişme tarzıyla ilgili olduğunu düşünen Meşçeryakova, “Alkol tüketme kültürü içinde büyümüş olanlar, her şekilde içmeye devam edecektir” diyor. Bu yüzden nesil değiştikçe alkol tüketiminin de azalacağını iddia ediyor. Buna kanıt olarak da yeni neslin, babaları kadar alkole düşkün olmamasını gösteriyor: “Gençlerin hayatında artık internet olduğu için alkole o kadar meraklı değiller.”

Alkolün erkeklikle olan bağları da zayıflıyor olmalı ki, Ukrayna’da alkol tüketiminin çoğu genç erkekler değil, orta yaşlı erkekler tarafından yapılıyor.

Kim nerede, nasıl, neden içiyor?

Alkol tüketiminde, ülkelerin yaşam biçimleri kadar şehirlerin kendi sosyal özellikleri de etkili. Örneğin ABD’de, hareketli şehir hayatından dolayı New York ve Los Angeles en yüksek alkol tüketim oranlarına sahipken, en az alkol tüketimi Utah’da. Çünkü Utah, göz ardı edilemeyecek kadar büyük bir Mormon popülasyonuna ev sahipliği yapıyor.

Birçok ülkede, çalışan kişiler iş arkadaşlarıyla bağ kurmak için, işten sonra birlikte alkol alarak sosyalleşmeyi tercih ediyor. Güney Kore nüfusunun yarısının yaşadığı Seul’de, bu alışkanlık iyice yerleşmiş durumda. Çok yüksek, yaklaşık yüzde 20 alkol oranına sahip, fermente pirinç içkisi olan soju Güney Kore’de çok popüler. Euromonitor’un yaptığı araştırmaya göre, Güney Korelilerin alkol tüketimi haftada 13.7 shot sojuya eşit. Bu da alkol tüketimlerinin çok olmasıyla özdeşleşmiş olan Rusların tüketiminin iki katı.

Yoğun alkol tüketimi sağlığı olumsuz etkilediği kadar iş verimliliğini de düşürüyor. Seul merkezli şirketler ve hükümet, özellikle işten sonra alkol tüketme kültürünü dizginlemek için yöntemler geliştirmeye çalışıyor. Bu yöntemlerden biri de 1-1-9 kuralı. Bu kural şu anlama geliyor: İşten sonra bir defa içilecek, tek bir yerde içilecek ve akşam 9’da bitirilecek.

Cape Town Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre, Güney Afrika Cumhuriyeti’nde yedi yetişkin erkekten birinin alkol problemi var. Bu da tüm Afrika kıtasındaki en yüksek oran. Bunun sebebi de Afrika’nın en zengin şehirlerinin Güney Afrika Cumhuriyeti’nde olması. Johannesburg veya Cape Town’daki alkol tüketim alışkanlığı Londra veya New York’tan farklı değil.

Litvanyalı gazeteci Ziville Raskauskaite‘e göre alkol, büyük şehirlerin sorunu değil. Daha çok, işsiz ve boş vakitlerini değerlendirmek için uygun imkanların olmadığı kırsal bölgelerde yaşayanların sorunu. Raskas’ın bu yorumu, Litvanya Ticaret Konfederasyonu’nun yaptığı araştırmaya dayanıyor. Bu araştırma, kırsal bölgelerde alkol tüketiminin şehirlere göre iki kat fazla olduğunu ortaya koyuyor.

Modayla şekillenen alkol kültürü

Moda da alkol tüketiminin şekillenmesinde büyük öneme sahip. Votka aşklarıyla bilinen Ruslar, alkol tüketiminde, kendi oranlarına göre dibi görmüş durumda. Butik bira tüketiminin özellikle Moskova ve Saint Petersburg’da gittikçe popülerleşmesiyle birlikte, saf alkol tüketimi de azaldı. Rusya hükümetinin açıklamalarına göre, alkol tüketimi azalmış olsa da votka satışları hâlâ hayli yüksek.

Alkol tüketiminin pek yüksek olmadığı Hindistan’da, İskoç Viskisi marketi son birkaç yıldır adeta patlama yaşıyor. Mumbai ve Delhi’de düzenlenen viski tadım etkinlikleri çok rağbet görüyor. Öyle ki bu tanıtımlar ülkedeki alkol tüketim istatistiklerini tamamen değiştirmiş durumda. Özellikle orta yaşlı kadınlar viski tadımlarına büyük ilgi gösteriyor.

Bu şartlar altında dünyada en çok içen şehrin neresi olduğunu anlamak zor. Acaba Seul olabilir mi? Ya da alkolü erkeklik sembolü haline getirmiş olan Kiev? Ukrayna’daki şehirlerde, alkol tüketimi iyice görünür bir hale gelmiş durumda. Özellikle yetişkin erkekler, marketlerden aldıkları ucuz içkileri sokaklarda ve parklarda içiyor. Bu, tüketimin çok olduğu anlamına geliyor denemez. Çünkü başka yerlerde insanlar, kapalı kapılar ardında daha fazla içiyor olabilir. Örneğin Berlin gibi bazı şehirlerde, gece kulüpleri alkol tüketiminin önemli bir parçası. Bu da alkol tüketiminin görünürlüğünü azaltıyor.

Alkol kaynaklı sorunların yükü devletin omuzlarında

Yoğun alkol tüketimi sosyal problemlerin hem sebebi hem de sonucu olabilir. Bu durum da şehrin sağlık sisteminin etkileyişini, kaynakların düzgün dağılımını ve ekonomisini kötü yönde etkileyebilir.

DSÖ’nün alkol ve sağlık fonu, geçtiğimiz yıl dünya çapında 3 milyona yakın insanın alkolden öldüğünü açıkladı. Ölenlerin birçoğu ise erkek. Alkol tüketimi, yaşam süresi üzerinde de hayli etkili. Örneğin Ukrayna’da erkeklerin yaşam süresi yalnızca 64 yılla sınırlı.

Alkol tüketimi, Afrika ülkesi Namibya için de bir problem. 2017’de sürücülere uygulanan üflemeli alkol testi yayalar için de uygulanmaya başlandı. Çünkü polis raporlarına göre, Namibya’da kazaların çok büyük bir kısmına sarhoş yayalar sebep oluyor. 2016 yılında, Ocak ile Ekim arasında 150’ye yakın yaya alkol sebepli trafik kazalarında hayatını kaybederken, 800’den fazla kişi ise yaralanmış.

Alkolün yoğun olarak tüketildiği ABD’de de araç kazalarının büyük çoğunluğu alkolden kaynaklanıyor. Alkol kaynaklı hastalıkların ABD ekonomisine yükü de oldukça ağır, geçtiğimiz yıl için yaklaşık 250 bin dolar olarak hesaplandı.

Birleşik Krallık’ta, 2017’de polis tarafından açıklanan raporlara göre, alkol satan dükkanların 24 saat çalışması suç oranlarını artırıyor. Hükümet ise, alkol satışını kısıtlama taraftarı değil. Hem alkol satışını kısıtlamayacak hem de vatandaşların güvenliğini sağlayabilecekleri bir yol aranıyor.

Kaynak: The Guardian

Çeviri: medyascope.tv/

Yazan Hidayet Marsilya

Dünyayı gezmek istediğim zamanlarda Google Earth imdadıma yetişir.

Yorumlar

Cevap Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Loading…

0

Comments

comments

Didem Soydan’a Cumartesi Anneleri Paylaşımından Dolayı ‘Terör’ Soruşturması

Birlikten Kuvvet Doğar: Tavuklar Kümeslerine Dadanmaya Çalışan Tilkiyi Öldürdüler