Neden ürememeliyiz?
İnsanlar çeşitli sebeplerle çocuk yapıyorlar. Öğrenilmiş çaresizlik, aile ve toplum baskısı, hormonal baskılanma, duygusal boşluk, sürüye ayak uydurma, evliliği kurtarmak ya da yaşlılıkta yalnız kalmama kaygısı vs… Liste uzatılabilir, tüm bunların temelindeyse çok daha köklü ve milyonlarca yıllık bir sebep, zorunluluk sandığımız biyolojik bir mekanizma var. Bu bilince çıkarmadığımız bir güdülenme: Türün devamını sağlamak. Peki türümüz devamının sağlanmasını hak ediyor mu ve biz buna alet olmak zorunda mıyız?
AFM olarak şeytanın gör dediğini görüp, olaya farklı bir açıdan bakmaya çalışacağız ve siz değerli müessese okurlarının üreme iştahını kaçırmaya çalışacağız.
1- Zamanın sana kalsın, kafan rahat olsun!
Bir çocuk büyütmek, o bir yetişkin haline gelinceye kadar çok yoğun bir emek harcamanızı gerektirir. Kendi varoluşunuzdan taviz vermeniz, zevk aldığınız şeylerin pek çoğundan vazgeçmeniz, planlarınızı ertelemeniz ya da yapmayı sevdiğiniz pek çok şeyden feragat etmeniz gerekir. Evet işin doğrusu sinemaya gitmek bile büyük bir lüks olacak sizin için.
Onun bitmek bilmeyen arzularını ya da gereksinimlerini karşılamak için çalışmak, daha çok çalışmak zorunda kalacaksınız. Oysa ki, kardeşlerinizin, kuzenlerinizin, arkadaşlarınızın çocuklarını severek, çocuk özleminizi rahatlıkla dindirebilirsiniz. Siz bakmayın ananızın babanızın torun sevme ihtiraslarına, onlar göçüp gidecek ihale size kalacak. Yeri göğü yıkan feryatlarını susturmak için eline tablet tutuşturmak zorunda kalacağınız o sevimli yavrucak belki de hayalini kurduğunuz kadar sevimli değildir!
2- Kaygı içinde yaşamaya değer mi?
Ateşi mi çıktı, kakası niye cıvık, yemek yerken boğazına bir şey mi kaçacak, okula giderken araba mı çarpacak, sapığın biri mi kaçıracak, amansız bir hastalığa mı yakalanacak, bir meslek sahibi olabilecek mi, arkadaşlarına uyup bonzaiye başlayacak mı gibi sonu gelmeyen sorularla o güzel zihninizi yormak ne kadar akla yatkın? Kaygı dolu geceler yerine deliksiz bir uykuyu kim istemez ki?
3- Çocuk demek para demek!
Çocukları hepimiz severiz ama bir de işin maddi boyutu var. Dünyaya getirdiğiniz çocuğa iyi bir gelecek sağlayabilecek misiniz? Onun sağlıklı, özgüvenli, çok yönlü gelişimini sağlayabilecek ve bu korkunç toplum içinde ayakta kalabilecek kadar güçlü olabilmesi için ona yardımcı olabilecek misiniz? Ona sunmak zorunda olduğunuz olanakların tam olarak kaç para olduğunu hesapladınız mı? Bez parasını, oyuncakları, giysiyi, olası hastane masraflarını ve diğer giderleri bir kenara bırakıp soralım, onu iyi eğitim veren bir okula yollayabilecek misiniz? Malum artık eğitim özelleştirildi ve iyi bir okula kayıt yaptırabilmek neredeyse bir servet tutuyor. Yoksa siz de imam hatiplerde iyi eğitim verildiğini düşünenlerden misiniz?
4- Yapılmışı var!
Her şeye rağmen ben çocuksuz yaşayamam, çocukları çok seviyorum diyenler için de bir çözümümüz var! Yapılmışı var arkadaşlar. Neden kendinizi hamilelik, doğum, doğum sonrası süreçler gibi sıkıntılara sokasınız ki?
Madem çocukları çok seviyorsunuz; savaşlar, göçler, terkedilmişlik ya da ebeveynlerinin ölümü gibi sebeplerle yalnız kalmış ve hayatın acımasızlığıyla yüzleşmiş çocukları evlat edinip, hem bir çocuğun acılarını dindirebilir hem de çocuk özleminizi giderebilirsiniz.
5- Zaten yeterince insan yok mu?
Dünyada yaklaşık 7 milyar homo sapiens var ve bu sayı her geçen saniye biraz daha artıyor. Her yeni birey bitmek bilmeyen tüketim iştahıyla doğanın tahrip olmasına biraz daha katkı sağlıyor. Dünya nüfusunun büyük bölümü kentlerde toplanıyor, beton yığınları içinde, egzoz soluyarak kendilerine dayatılan sahte amaçlar için robot gibi çalışmak ve dünyayı yöneten şirketlere şu ya da bu biçimde kölelik yapmak zorunda kalıyorlar. Kanserojen yiyeceklerle beslenip, dört duvar arasında televizyon karşısında sıkışan hayatlara sahip oluyorlar. Ne dersin onların bitmek bilmeyen köle ihtiyaçları için üremek sence ne kadar mantıklı?
6- Dünyanın sonu geliyor!
Ufukta pek çok kıyamet alameti var! En belirgini küresel ısınma, etkilerini şimdiden hissetmeye başladığımız bu doğal fenomen çok değil 2040 yılında, büyük çevresel sorunlar yaşanmasına yol açacak. İklim değişecek, Türkiye’nin çok büyük bir bölümü çölleşecek ve insanlar hızla kuzeye göç etmeye başlayacak. Kuzeyin kollarını açıp yavrunuzu bağrına basacağını sanıyorsanız çok iyimsersiniz demektir. İçilebilir su kaynaklarının hızla tükenmesine, yaşanması kuvvetle muhtemel gıda krizlerine falan hiç değinmedim dikkat ederseniz. Dünyaya getirdiğiniz için size küfürler yağdıracak o yavrucağa bu kötülüğü yapmaya hakkınız var mı?
7- Üçüncü Dünya Savaşı çıkacak!
Kahin değilim, tarih bize bunu söylüyor. 20. Yüzyıl iki büyük küresel savaşa şahit oldu. Emperyalistler arası hegemonya mücadelesi bugün yine kızışmış durumda. Irkçılık, yabancı düşmanlığı, ekonomik krizler, çok kutuplu dünyada yükselen güçler, nükleer silahlanma, bölgesel savaşlar, birçok ülkede diktatörlerin seçimlerden zaferle çıkması her şey ama her şey yeni bir savaşın habercisi. Ne dersiniz kulakları sağır eden sirenleri duyduğunuzda çocuğunuzla bir sığınağa koşmak ne kadar hoş sizce?
Yine de çocuk yapmak isteyenler için son söz
Belki dikkat etmişsinizdir, uzaylıların dünyayı istila etmesinden, yapay zeka ve makinelerin diktatörlüğüne, salgın hastalıklardan, dünyaya çarpması olası meteorlara kadar pek çok tehlikeye hiç dikkat çekmedim, çocuğunuzun hafazanallah sağlık sorunlarıyla doğmasına da … Ayrıca ölümlülüğün verdiği ızdırap ve hayatın anlamsızlığıyla baş başa kalan yavrucağınızın yaşayacağı içsel sıkıntılara da hiç değinmedim. Tabii ki karar sizin. Ben ille de üreyeceğim diyorsanız, Allah analı babalı büyütsün, hayrını görün demekten başka da bir şey düşmez bize.