in

Yeni Bakış Açıları Kazandıracak Kitaplar Listesi 2

Reading Woman with Parasol 1921 Henri Matisse 1869-1954 Presented by the Contemporary Art Society 1938 http://www.tate.org.uk/art/work/N04924

Ufkunuzu açacak, size yeni bakış açıları kazandıracak yüzlerce kitap arasından merakla ve zevkle okuyabileceğiniz kitap listesinin ikinci bölümü. Birincisi burada.

#1 Tüfek Mikrop ve Çelik / Jared Diamond

"Neden Avrupalılar Amerika'yı keşfetti de Amerikalılar Avrupa'yı keşfetmedi?" Bu basit sorunun ardında insanlığın MÖ 11.000'den günümüze tarihi gizli. Fizyoloji profesörü Jared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik'te, aklımıza gelmeyen, geldiğinde çocukça bulduğumuz soruların yanıtlarını araştırırken, tarımın başlamasından yazının bulunuşuna, dinlerin ortaya çıkışından imparatorlukların kuruluşuna, tarihin seyrini belirleyen pek çok önemli adımı ayrıntısıyla inceliyor. İnsan toplulukları arasındaki farklılıkların, eşitsizliklerin nedenlerini, temellerine inmeye çalışarak sorguluyor; günümüz dünyasını biçimlendiren etkenlerin izini sürüyor... Biyoloji, jeoloji, arkeoloji, coğrafya gibi değişik bilim dallarından beslenen, "Batılı" koşullanmalardan arınmış, geleceği gösteren bir tarih kitabı.

#2 Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı / Carl Sagan

Pek az sayıda bilim adamı, bilimin merak, heyecan ve coşkusunu geniş kitlelere aktarmada Carl Sagan kadar başarılı olabilmiştir. Pulitzer ödülüne sahip Sagan'ın milyonların düş gücünü yakalama ve zor kavramları anlaşılır bir biçimde aktarabilme yetisi okurlar açısından gerçek bir kazanımdır. Akıldışılığın ve batıl inançların egemen olacağı yeni bir Karanlık Çağ'ın eşiğinde olup olmadığımız sorusu Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı'nın çıkış noktası. Kitapta bir yandan bilimsel çalışmalara neden kara çalındığı sorgulanırken, bir yandan da uzaylılarca kaçırılma, "bağlantı kurma" ve şifacılık gibi konuların içyüzü gözler önüne seriliyor. Karanlık Bir Dünya'da Bilimin Mum Işığı, Sagan'ın bilimle bir ömür boyu süren gönül ilişkisinin bir bildirgesi sayılabilir.

#3 Kör Saatçi / Richard Dawkins

Muhteşem yazım tarzı ile Shakepeare Edebiyat Ödülü kazanmış bir bilim insanı olan Profesör Richard Dawkins, karmaşık bilimsel gerçekleri insanlara basit bir dille anlatmayı kendisine görev edinerek, yaşamın doğa üstü bir yaratıcı olmadan nasıl ortaya çıktığını ateşli bir şekilde anlatıyor. Çağımızın en çok okunan bilim insanları listesinde muhtemelen ilk sırayı alan Dawkins, Gen Bencildir ile sarstığı dünyayı bu kitapla bir kez daha canlandırıyor. Bilimi yanlış anlayan veya anlamak isteyen çeşitli kesimlere çekinmeden dağıttığı eleştirileriyle, uzun yıllar sonra yazacağı Tanrı Yanılgısı kitabının ilk sinyallerini veriyor.

#4 Erdemin Kökenleri / Matt Riley

İnsanlar neden topluluklar halinde yaşar? Toplumlar nasıl ortaya çıkmıştır? Peki, insanlar arasındaki işbirliğinin kökeninde ne vardır? Yoksa bizi özveri ve işbirliğine yönelten şey aklımız ya da vicdanımız değil de aslında milyonlarca yıllık genetik programımız mı aslında? Her yıl aynı göç yolunu izleyen kırlangıçlardan bir farkımız yok mu bu açıdan? Matt Ridley bu soruları, antropoloji ve zoolojiden ekonomi ve oyun kuramına kadar uzanan çok geniş bir yelpazede, evrimsel biyolojinin bulgularına dayanarak ele alıyor ve tartışma yaratacak, kışkırtıcı yanıtlara ulaşıyor.

#5 Felsefe Aracılığıyla Düşünme / Emrys Westacott, Chris Horner

Chris Horner ve Emrys Westacott’un en temel iddiası felsefi düşünmenin, sanılanın aksine, herkes tarafından gerçekleştirilebilecek bir uğraş olduğudur. Bu iki profesör günlük hayatta karşımıza çıkabilecek durumlarla zenginleştirip, basit bir dille yazmış oldukları bu kitap hakkında şunları söylemektedir:“Bu kitap, bazı felsefi problemler üzerinde düşünmeye başlamayı arzu eden insanlar için yazılmıştır. Bu kitabı okumak için felsefe hakkında daha önceden bilgi edinmiş olup olmamak önemli değildir. Bizim birincil amacımız felsefenin en büyüleyici ve en önemli problemlerinden bazılarıyla okuyucunun tanışmasına yardımcı olmaktır. Zaman zaman Batı geleneğine mensup büyük düşünürlerin bazılarının düşünceleri tartışılacak olsa da, bu kitap bir felsefe tarihi kitabı değildir. Soruşturmamız boyunca bazı felsefi öğretileri tanıyacak, betimleyecek ve değerlendirecek olsak bile, bu kitap bir felsefi öğretiler kataloğu da değildir. Başka her şeyden çok yapmaya çalıştığımız şey, felsefi olarak düşünmenin ne anlama geldiğini göstermektir.” Biz de sizi, İngilizce eğitim yapan birçok üniversitede Felsefeye Giriş derslerinde okutulan, on senede onlarca baskı yapan, otoriteler tarafından alanında en anlaşılır ve en iyi kitap olarak değerlendirilen bu kitabı okumaya ve böylece felsefi düşünme serüvenine çıkmaya davet ediyoruz…

#6 . İnsanın Anlam Arayışı / Viktor Emil Frankl

20. yüzyılın önde gelen psikiyatrlarından Viktor Frankl, otuzun üzerinde yabancı dile çevrilen ve bütün dünyada 12 milyondan fazla satan İnsanın Anlam Arayışı’nda, kurucusu olduğu logoterapinin ilkelerini, İkinci Dünya Savaşı sırasında bir toplama kampındaki deneyimleri eşliğinde anlatmaktadır.Okurlar, Frankl’ın tasvir ettiği toplama kampının, dünyayı daha büyük bir hapishane olarak kavramamızı sağlayacak parlak bir metafora dönüştüğünü fark edecektir. Gasset, Heidegger ve Sartre’dan aşina olduğumuz düşünceler ışığında, varoluşun çetin koşullarında “anlam”ı keşfetmemize yardım edecek süreci anlatan Frankl, “İnsanı insan yapan nedir?” sorusuna da yanıt vermeye çalışıyor…“Gerçekten ihtiyaç duyulan şey, yşama yönelik tutumumuzdaki temel bir değişmeydi. Yaşamdan ne beklediğimizin gerçekten önemli olmadığını, asıl önemli olan şeyin yaşamın bizden ne beklediği olduğunu öğrenmemiz ve dahası umutsuz insanlara öğretmemiz gerekiyordu. Yaşamın anlamı hakkında sorular sormayı bırakmamız, bunun yerine kendimizi yaşam tarafından her gün, her saat sorgulanan birileri olarak düşünmemiz gerekirdi. Yanıtımızın konuşma ya da meditasyondan değil, doğru eylemden ve doğru yaşam biçiminden oluşması gerekiyordu. Nihai anlamda yaşam, sorunlara doğru çözümler bulmak ve her birey için kesintisiz olarak koyduğu görevleri yerine getirme sorumluluğunu almak anlamına gelir.”

#7 Totem ve Tabu / Sigmund Freud

Freud'a göre ilkel insan bizim çağdaşımız sayılır.Tarih öncesi çağlardaki insanların geçirdiği evreler, gündelik yaşamlar, sanatları, oluşturdukları söylenceler ve mitlerde gelişim sürecimizin önceki basamakları hakkında ciddi izlere rastlar, onlarda kendimize benzerlikler buluruz. Bugün bazı topluluklarda izlerine rastlansa da Freud'un deyimiyle dinsel-sosyal bir kurum olan totemizmin etkilerinin azalmasına karşılık, tabu konusu farklı biçimlere bürünerek de olsa azımsanmayacak derecede yakınımızda durur. Freud'un eserini kaleme alırken belirttiği gibi Totem ve Tabu, bu alanda ele alınan ilk ciddi çalışma olmasının yanıı sıra, psikanalizin bakış açısı ve bulgulamalarıyla toplum psikolojisinin kemikleşmiş sorunlarına yönelik bir çözümleme denemesi; etnologlar, filologlar, folklorcular ve psikanalistler için kendi ilgi alanlarıyla bağlantı kurabilecekleri bir köprü inşaasıdır.

#8 Öykücü Beyin / V. S. Ramachandran

Ünlü nörobilimci Ramachandran, beyin biliminde son 15 yılın gelişmeleri ve yeni bulgularıyla derlediği bu son kitabında insanın aslında ne olduğunu irdeliyor. Dünyayı nasıl algılıyoruz? Zihin-beden ilişkisi denilen şey de ne? Cinsel kimliğimizi ne belirler? Bilinç nedir? Otizmde ters giden ne? Sanat, dil, eğretileme, yaratıcılık, kendilik farkındalığı ve hatta dini duyarlılıklar gibi özbeöz insana dair olan tüm bu gizemli yetilere nasıl açıklık getirebiliriz? Bir kuyruksuz maymun beyni, zihinsel becerilerin böylesi tanrısal bir düzenine erişmeyi nasıl başardı? Ramachandran'ın bu sorulara olan yaklaşımı, beyinlerinin farklı bölümlerinde, davranışları veya zihinleri üzerinde garip etkiler oluşmasına neden olan hasar veya genetik tuhaflıklara sahip hastaları incelemesiyle şekilleniyor. Ramachandran'ın anlattığı öyküler Edgar Allan Poe veya Philip K. Dick'inkileri andırıyor olabilir, ama hepsi gerçek. Bu kişilerin ayrıntılı olarak incelenmesi, sadece tuhaf belirtilerinin neden ortaya çıktığını anlamamıza yardımcı olmakla kalmayıp, normal beyinlerin işlevlerini anlamamıza da yarıyor. Belki günün birinde insan beyni bilinci nasıl meydana getirdi sorusunu cevaplayabileceğiz. Kozmosun geri kalanı her tür insani endişeye rağmen yuvarlanıp giderken, evrenin ufacık bir köşesini aydınlatan içimdeki bu "ben" nedir veya kimdir? Tehlikeli bir şekilde teolojiye kayan bir soru.

#9 Testosteron – Seks, Güç ve Kazanma İradesi / Joe Herbert

Testosteron, bir memeli türünün erkeklerinde üremenin temel bileşenlerinden biridir. Erkek bedeni ve beyni testosteronun eseridir. Yalnızca cinsellikle değil, saldırganlıkla, rekabetçilikle, risk almayla, kısacası hayatta kalıp ürememizi sağlamış olan tüm unsurlarla ilişkilidir.Beynin geçmişte bize hizmet etmiş bu özellikleri modern dünyada da varlığını koruyor. İnsan beyni bugün, şekillendiği ortamdan çok farklı bir düzende çalışıyor ve modern dünya bu antik beynin çalışma prensiplerine göre işliyor.Kültürel, politik ve toplumsal açıdan çeşitlilik arz eden modern dünya, testosteronun eski çağlara dayanan etkisini nasıl kontrol altında tutabilir? Seks, saldırganlık, galibiyet, mağlubiyet, şiddet ve savaş insanlık tarihini yaratan kavramlar olduğuna göre, testosteronun da tarihimizde merkezi bir rol oynadığını kabul etmeliyiz.Joe Herbert, Testosteron'da bu güçlü hormonun doğasını, memelilerde ve özellikle insanda nasıl işlediğini, erkek davranışını hangi yönlerden etkilediğini ve kadınlar açısından oynadığı role ilişkin bulguları etkileyici örneklerle ve duru bir dille açıklıyor.

#10 Tarih Öncesi Adımlardan Geleceğin Atılımlarına / Ardea Skybreak

Bu kitap, türümüzün evrimsel serüvenine dair "insan doğası" temelli özcü yaklaşımların bir reddiyesi niteliğindedir. Skybreak, bu doğrultuda çeşitli disiplinlerin araştırmalarından istifade ederek günümüzdeki hiyerarşik ve baskıcı toplumsal ilişkilerin biyolojik, "doğa vergisi" bir temelinin olmadığını ortaya koymaktadır. Türümüzün ilk ortaya çıktığı tarihsel dönemeçte nasıl yaşamış olduğuna, kadın ile erkek arasındaki eşitsizliğin nasıl ortaya çıkmış olduğuna ve insanın değişmez bir doğasının olup olmadığına ilişkin kafasında birtakım soru işaretleri olanlar bu kitabın sayfaları dâhilinde birtakım yanıtlar bulabileceklerdir.

#11 Oryantalizm / Edward Said

Edward Said bu kitabında Batılıların Doğu'yu nasıl çarpıtarak ele aldıklarını ve bunu hangi yöntemlerle gerçekleştirdiklerini ve böyle bir davranışa hangi gaye ile baş vurduklarını gözler önüne sermeye çalışırken, büyük bir duyarlılıkla şu cümleleri tekrarlamaktadır: "İnsan gerçeğine böylesine uzak ve böylesine gözleri kapalı bir ilmin varlığını farketmeseydim bu kitabı yazmazdım.

#12 Aşk Ve Şehvet Üzerine / Theodor Reik

Psikanalizci Theodor Reik'ın sevilen eseri "Aşk ve Şehvet Üzerine"de çiftlerin aşk hayatı, cinsellik, evlilik, anne babalık ve erkeklik ile kadınlığın gizli doğası tartışılıyor. Özgün dilinde tek cilt olarak yayımlanan bu değerli eseri iki cilt halinde yayımlamayı uygun bulduk. Romantik ve Cinsel Duyguların Psikanalizi adlı birinci kitapta, Reik'ın Freud'la hesaplaşmasına tanık oluyoruz. Aşk ve şehvet, temel dürtüler ekseninde masaya yatırılıyor; mazoşizmin sosyal, dinsel ve kültürel yönleri anlatılıyor. Cinslerin Duygusal Farklılıkları adlı ikinci kitapta ise bekârlık, erkeğin evlilikten kaçması, kadın ve erkeğin evlilik bağını kabul etmekteki korkuları ile cinslerin duygusal farklılıkları ele alınıyor.

#13 Geleneksel Toplumlarda Kültürel Şizofreni / Daryush Shayegan

Yaralı Bilinç, tarihte geride kalmış ve değişimler şenliğine katılmamış uygarlıklardaki zihin çarpıklıkları üzerine bir denemedir. Varlığını İrani - İslami dünyadaki kişisel deneyime borçlu olmasına rağmen, bu kitabın menzilinin yalnız o dünyayla sınırlı olmadığını ve bir bakıma, zihinsel yapıları hâlâ geleneğe bağlı olan ve modernliği sindirmekte güçlük çeken uygarlıkların çoğunu ilgilendirdiğini düşünüyorum. Biz periferi insanları, farklı bilgi blokları arasındaki çelişkilerin zamanında yaşıyoruz. Birbirlerini iten ve karşılıklı olarak biçimsizleştiren bağdaşmaz dünyalar arasındaki çatlağa düşmüşüz. Zihin açıklığıyla ve hınç duymadan üstlenildiğinde bu iki yanlılık bizi zenginleştirebilir; oysa bilginin eleştirel alanından dışlandığında, aynı iki yanlılık duraklamalara neden olmakta, bakışı sakatlamakta ve tıpkı kırık bir aynada olduğu gibi, dünya gerçekliğini ve tinsel imgeleri biçimsizleştirmektedir.

#14 İnsanlar Neden Saçma Şeylere İnanır / Michael Shermer

Neden insanların çoğu zihin okuma, geçmiş hayattaki deneyimlerle ilgili terapiler, dünya dışı yaratıklar tarafından kaçırılma ve hayaletler gibi şeylere inanmakta? Bilimsel yaratışçılığın yükselişine ön ayak olan ve Yahudi soykırımının asla gerçekleşmediği inancını körükleyen şey nedir? Neden sözde bilimsel aydınlanmanın gerçekleştiği bu çağda, bu tarz hurafelerden her zamankinden daha fazla etkileniyormuş gibi görünüyoruz? Popüler batıl inançlar üzerine herhangi bir önyargı gütmeyen ve araştırma sürecinde de tamamen bilimsel teknikleri kullanan bilim tarihçisi Michael Shermer, bu sıra dışı iddiaları çürütüp bütün insanların bu fenomenleri, komplo teorilerini ve ortalıkta gezinen kültlerin meydana çıkış nedenlerini keşfetmeye çalışıyor. Zorlayarak ve gerektiğinde rahatsız edici bir üslupla yazılmış olan "İnsanlar Neden Saçma Şeylere İnanır" adlı bu kitap, sadece kendi kuruntularımızın inanılmaz kapasitesini ortaya koymakla kalmıyor aynı zamanda bilimsel ruhun da bir kutlaması olarak karşımıza çıkıyor.

#15 No Kid – Çocuk Yapmamak İçin 40 Neden / Corinne Maier

Anne baba adayları, çocuk meraklıları, doğum sempatizanları, emzirme takıntılıları, No Kid'in amacı morallerinizi bozup ezberlenmiş fikirlerinizi tersyüz etmektir! Bu güldürücü ve siyaseten doğru olmayan kitapta yazar, toplumumuzun en dokunulmaz tabularından biri olan çocuğa hücum ediyor. Konformist söylemler ve çocuğa övgüler saydıran düşünce dünyasına isyan eden yazar, tuzağa düşmemeniz için sizlere 40 akılcı neden sunuyor. Kadına sadece anne olması ve iyi çocuk yetiştirmesi dayatılan şu günlerde düzen bekçilerinin, pazarlamacıların, kapitalizmin, psikologların ve daha nicelerinin çocuğu neden bu denli sevdiğini sorguluyor.İğneleyici ve kamu sağlığı açısından önemli olan bu kitap, toplum içinde "cehennem, çocuklardır" diyemeyen milyonlarca ebeveyni de mutlu edecek. Yavruları yataklarına yattığında anne ve babaların çoğunun içinden düşündüğü şeyi, nihayet biri yazmaya cüret ediyor.

#16 Neden İktisat Neredeyse Herşeyi Açıklar / Robert H. Frank

Küresel ekonomik krizin başlangıcından beri iktisatçılar ve sendikacılar, adil ve sürdürülebilir bir iyileşme getirecek dengeli politikaların oluşturulmasını sağlama umuduyla hükümet ve iş dünyası ile diyalog kurmanın yollarını aramıştır. Ancak birkaç yıl sonra ülkeler, krize neden olan ekonomi rejimi ile bağlarını koparmayı başaramadılar ve şu an birçok ülkede tasarruf programları uygulanmakta ve sosyal haklar ve işçi hakları saldırıya uğramaktadır.Eşitsizliğin ve finans gücünün anlamlı bir biçimde azaltılması, ikna edici politika alternatiflerinin oluşturulmasını ve bu politikaların hayata geçirildiğini görme kararlılığını gerektiriyor. Global Labour Column sitesinden alınan buradaki kısa makaleler gösteriyor ki tek boyutlu düşünme, krizin şiddetinin en büyük nedeni. Bu yazılar mevcut işçi mücadelelerine, aynı zamanda başarılı olan kurumsal tedbirlere genel bir bakış sunuyor. Yazarların önerdiği program; birçok işçinin ücret görüşmelerine dâhil edilmemesi, artan geçici ve standart dışı işler ve giderek büyüyen ücret eşitsizliği gibi çok derin eğilimleri değiştirmeyi hedeflediğinden oldukça iddialı, ancak eğer bir alternatif oluşturulacaksa böyle bir iddiaya da ihtiyaç olduğu kesin.

#17 Görme Biçimleri / John Berger

Görme konuşmadan önce gelmiştir. Çocuk konuşmaya başlamadan önce bakıp tanımayı öğrenir.Ne var ki başka bir anlamda da görme sözcüklerden önce gelmiştir. Bizi çevreleyen dünyada kendi yerimizi görerek bulunuruz. Bu dünyayı sözcüklerle anlatırız ama sözcükler dünyayla çevrelenmiş olmamızı hiçbir zaman değiştiremez. Her akşam güneşin batışını görürüz.Dünyanın güneşe arkasını dönmekte olduğunu biliriz. Ne var ki bu bilgi, bu açıklama gördüklerimize uymaz hiçbir zaman. Gerçeküstücü ressam Magritte "Düşlerin Anahtarı" adlı resminde sözcüklerle nesneler arasında her zaman var olan bu uçurumu yorumlamıştır.

#18 Hapishanenin Doğuşu / Michel Foucault

İktidarın gücünü gösterişten aldığı eski siyasal sistemden, mümkün olduğunca ve giderek artan bir şekilde görünmez hale geldiği modern siyaset sistemine geçiş; bir yandan, iktidarı kişileştiren hükümdarın yerine adsız kişiler tarafından kullanılan bir yönetim aygıtının yerleşmesiyle, diğer yandan da kamuya açık cezalandırmadan gizli cezalandırmaya geçişle belirlenmektedir.Kendini öne çıkaran iktidar, bireyin oluşmasını engellemiştir; oysa karanlıklara çekilen modern iktidar herkesi bireyselleştirmek istemektedir; çünkü bireyselleştirmek, gözetim altında tutmak ve cezalandırmak, yani egemen olmak demektir.Böylece modern iktidar, çocuğu okulla, hastayı hastaneyle, deliyi tımarhaneyle, askeri orduyla, suçluyu hapishaneyle kuşatarak bireyselleştirmiş, kayıt altına almış, sayısal hale getirmiş, böylece egemen olmuştur. Her kişi bir yerde kayıtlı hale gelince, herkes denetim altında olacak, gözetim altında tutulacaktır. Modern iktidar büyük gözaltıdır.

Yazan fionamimi

Yorumlar

Cevap Yazın

One Ping

  1. Pingback:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Loading…

0

İbrahim Kekik’in Hadise Yaratan Hikayesi (Üçüncü ve Son Bölüm)

Nihilist Roman Karakterleri