in

İnsanlık Mirasına Verdiğimiz Değerin Yüz Karası Manzarası: Yarımburgaz Mağaraları

Yarımburgaz Mağaraları Nerededir?

1970’lerde çekilen “Ali Baba ve Kırk Haramiler” filminde haramilerin “açıl susam açıl” diyerek girdikleri mağara olan ve Tarkan filmlerinden de hatırlayacağımız Yarımburgaz Mağaraları, İstanbul Küçükçekmece ilçesi sınırlarında yer alıyor. Günümüzden yaklaşık 400 bin yıl önce ilk insanların yerleştiği tespit edilen bu mağaralar ara dönemlerle birlikte Bizans Çağına kadar yerleşke olarak kullanıldığı için tüm dünyada Anadolu kültür tarihi için çok önemli bir arkeolojik miras kabul ediliyor.

Mağaralar 1.8 milyon yıl önce kalkerli kayaların yer altı sularıyla oyulması sonucu oluşmuştur. Uzunluğu yaklaşık 1 kilometre olan Yarımburgaz’ın içinde, tavan yükseklikleri 15 metreye ulaşan odalar bulunuyor. Mağaralardan söz eden ilk isim ise Mekteb-i Tıbbıye-i Şahane‘de Jeoloji ve Maden Öğretmeni olan Macarlı İbrahim Bey’dir. İlk sistematik arkeoloji araştırmalarını ise Şevket Aziz Kansu yapmıştır. 1986-1988 yıllarında İstanbul Üniversite’nden Mehmet Özdoğan ve Güven Arsebük öğrencileriyle mağaralarda kazılar yapmışlar ve Paleolitik Çağa ait çok önemli bulgulara rastlamışlardır. Yaklaşık 20-25 kişilik gruplar halinde çeşitli dönemlerde mağarayı mesken tutan yerleşimcilere ait kalıntıların yanı sıra, ilkel otçul ve etçil hayvanlara ait kemiklere de rastlanmıştır. Bunlar mağarayı in olarak kullanan hayvanlar olabileceği gibi mağarada yaşayan insanların avladığı hayvanlar da olabilir.

Bu buluntular ve ayrıca mağaranın çeşitli katmanlarında ortaya çıkarılan ve analiz edilen bitkisel kalıntılar, bölgenin mikro fauna ve ekolojisi hakkında önemli bilgiler edinilmesini sağlamıştır. Mağaranın duvarındaki eski gemi resimleri buranın bir zamanlar deniz ticaretinin deposu olarak kullanılmış olabileceğini de akla getirmektedir.

Arkeologların yıllardır sürdürdüğü çalışmalara rağmen arkeolojik parka dönüştürülemeyen Yarımburgaz Mağarası, 2001’de 1. dereceden arkeolojik-doğal sit alanı ilan edildi. Buna rağmen mağara uyuşturucu ve alkol kullanıcıları tarafından mesken tutuldu. Mağarada 1986 yılında kazılar yapan İstanbul Üniversitesi Prehistorya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Özdoğan, burasının arkeolojik park olması için birkaç kez proje yapıldığını fakat bir türlü hayata geçirilmediğini belirtiyor. Özdoğan, uluslararası alanda da çok iyi bilinen mağaraların üzerinde çok sayıda konutun hızla yükseldiğini aktarıyor ve bu noktadan sonra kurtulmasının zor olduğunu belirtiyor.

İstanbul’daki bu eşsiz tarihsel tanıkları barındıran mağara ne yazık ki bugün büyük oranda tahrip olmuştur. Özellikle bölgedeki yapılaşma ,define arayıcıları, mantar üreticileri ve tinerciler tarafından büyük zarara uğratılmıştır. Özellikle 1970 ve 1980 dönemi Türk filmlerindeki gerilim, kavga sahneleri için bu mağara defalarca set olarak kullanılmıştır. İçine greyder sokularak tabanı oyulan mağarada yapay dereler bile oluşturulmuştur.1983 yılında ülkemizde çekilen İtalyan-Türk ortak yapımı bilimkurgu filmi ‘’Yor’’ için  mağaranın içinde yapılan havuz sahne gereği dinamitle patlatıldı. Çok hassas el aletleriyle arkeologların çalışması gereken alan dinamitlendi. Yakın dönemde Muhteşem Yüzyıl’da Pargalı İbrahim’in tedavi edildiği yer olarak Yarımburgaz Mağaraları dizi seti yapıldı. Bu sırada mağaraların duvarına yazılar yazıldığı için soruşturma başlatıldı. Leyla ile Mecnun  dizisinin de bazı sahneleri bu mağaralarda çekildiği için tepki topladı.

Kanal İstanbul Projesi’nin güzergahının değiştirilmesine neden olan ve girişinde demir parmaklıklı bir kapısı olmasına rağmen kırılan demirlerden içeri girmenin hiç zor olmadığı mağarayı korumak için hiçbir ciddi çalışma yapılmıyor. Anadolu’nun erken dönem tarihi açısından bu kadar önemli tabakaları barındıran bu tarihsel mirasın korunmasız durumda bırakılması ve hala ciddi bir önlemin alınmaması Türkiye’nin kültürel mirasa, insanlık tarihine verdiği önem bakımından maalesef korkunç bir manzara olarak yıllardır karşımızda duruyor.

Yazan fionamimi

One Comment

Cevap Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Paylaşım Yolu Olarak Kahve

Tacize Uğrayan Okul Çağındaki Kız Çocukları Ne Yapmalı?