in ,

Uzayda Bir Sene Yalnız Yaşayan Astronot Scott Kelly’den Karantina Tavsiyeleri

Uluslararası Uzay İstasyonu’nda bir sene boyunca yalnız yaşayan 56 yaşındaki Amerikalı NASA astronotu ve uçuş mühendisi Scott Kelly’nin New York Times’da yayımlanan yazısını medyascope.tv’den Okan Yücel çevirdi:

Eve tıkılıp kalmak ciddi bir meydan okuma haline gelebilir. Ben de Uluslararası Uzay İstasyonu’nda yaklaşık bir sene yaşadım ve kesinlikle kolay değildi. Uyumaya gittiğimde aslında çalışıyordum. Uyandığımda da aslında çalışıyordum. Uzayda hareket etmek, yapmaktan vazgeçemediğiniz tek aktiviteydi.

Süreç boyunca sizlerle paylaşmak istediğim tecrübeler edindim. Hepimiz koronavirüsün yayılmasını engellemek için hareket alanlarımızı kısıtlayacağımıza göre bu tavsiyeler yeniden kullanışlı olabilir. İşte kendinizi izole etmişken işe yarayabilecek birkaç tavsiye:

Takip edeceğiniz bir takvim hazırlayın

Uzay İstasyonu’ndayken günlük rutinlerim oldukça katıydı. Sabah uyandıktan akşam uyuyana kadar ne yapacağım önceden belirlenmişti. Bazen 8 saate varabilecek uzay yürüyüşleri yapardım. Bazen ise beş dakikalık görevlerim olurdu. Örneğin uzayda yetiştirdiğimiz deneysel çiçeklerle ilgilenirdim. Bir planınız olması hem sizin hem de ailenizin daha farklı bir ev ortamına adapte olmasını sağlayacak. Yeryüzüne geri döndüğümde uzayda kullandığım takvimin eksikliğini fazlasıyla hissettiğimi fark ettim.

Kendi hızınıza ayak uydurun

Eğer aynı ortamda günlerce çalışırsanız, çalıştığınız iş sizin diğer aktivitelere ayırdığınız zamandan çalabilir. Uzaydayken kendi hızıma ayak uydurdum, çünkü orada uzun zaman kalacağımı biliyordum. Eğlenceli aktivitelere de vakit ayırın. İstasyondaki diğer arkadaşlarım ile sinema geceleri düzenlerken atıştırmalıklar ile beraber sevdiğimiz dizilerin bölümlerini kısa aralıklarla üst üste izliyorduk. Örneğin Game Of Thrones’u başta sona iki kez izledik.

Takviminize net bir uyku vakti eklemeyi de unutmayın. Biz uzaydayken NASA’daki bilim insanları astronotların uyku saatlerini yakından takip etmişlerdi. Uyku kalitesi ile bilişsellik, ruh hali ve insan ilişkileri arasında ciddi bir bağlantı olduğunu tespit ettiler.

Dışarı çıkın

Uzaydayken en çok özlediğim aktivitelerden biri dışarı çıkıp doğayı tecrübe etmekti. Küçük bir alanda uzun süre kapalı kalınca doğayı ne kadar özlediğimi fark etmiştim. Bu yüzden bitki deneyi tahayyül ettiğimden çok daha önemli hale gelmişti benim için. İş arkadaşlarım sık sık kuş sesleri açardı ve zaman zaman doğayı kafamda canlandırırdım.

Bir astronot için dışarı çıkmak, günler süren bir hazırlık gerektirir ve tehlikeli bir eylemdir. Şu an ise istediğim zaman yürüyüşe çıkabildiğim için çok mutluyum. Araştırmalara göre doğada vakit geçirmek de tıpkı egzersiz gibi hem mental hem de fiziksel açıdan insana oldukça iyi geliyor. Astronotların yaptığı gibi günde iki buçuk saat yürümenize gerek yok, ancak günde bir kez dışarı çıkmak – başka insanlardan kendinizi belli bir mesafe uzaklıkta tutarak – karantina rutininizin bir parçası olabilir.

Bir hobiye ihtiyacınız var

Bazı insanlar uzaya kitap götürdüğümü duyunca çok şaşırmışlardı. Uyarılarla sizi rahatsız etmeyecek bir fizik kitabında bulacağınız sakinlik ve derinlik paha biçilemez. Pek çok küçük kitapçı artık sipariş verdiğinizde istediğiniz kitapları evinize kadar getiriyor. Bu sayede zamanınızı daha iyi değerlendirebilirsiniz.

Aynı zamanda kendinize bir müzik enstrümanı alabilir veya bir sanat dalıyla ilgilenmeye başlayabilirsiniz.

Günlük tutun

NASA, izolasyonun insanlar üzerindeki etkisini on yıllardır takip ediyor. Elde ettikleri bulgulardan biri günlük tutmanın ne kadar değerli olduğudur. Bir yıl süren görevim boyunca her gün ne yaptığımı anlattığım bir defter tuttum. Eğer kendinizi sadece o gün yaptığınız aktiviteleri saatine göre alt alta yazarken buluyorsanız sıkıcı bir iş yapıyorsunuz demektir. Bunun yerine beş duyu organınızla neler hissettiğinizi ve günlük tecrübelerinizi anlatmaya çalışın. Günün sonunda benim yaptığım gibi notlarınızdan bir kitap ortaya çıkarmayacak olsanız bile her gün ne yaptığınızı yazmak geri dönüp baktığınızda geçirdiğiniz zamanın ne kadar biricik olduğunu yeniden hatırlamanıza yardımcı olacak.

Başkalarıyla iletişim kurmak için zaman ayırın

Uzay İstasyonu’nda bir komutan olarak görev yapmanın tüm sorumluluğuna rağmen ailem veya arkadaşlarımla görüntülü konuşma imkânlarından hiçbirini kaçırmadım. Bilim insanları izole halde yaşamanın yalnızca mental değil fiziksel olarak da oldukça zararlı olduğunu, çünkü bağışıklık sistemimizi zayıflattığını tespit etmişti. Teknolojik gelişmeler insanlarla temas halinde kalmamızı her geçen gün daha kolay hale getiriyor. Bunun değerini bilmeli ve sevdiğimiz insanlarla mümkünse her gün konuşmalıyız.

Uzmanları dinleyin

Aslında sorunların pek çoğu gözümüzde büyüttüğümüz kadar önemli değildir. Ancak önemli olanlar için uzmanlara danışmak gerekir. Uzayda yaşadığım zaman dilimi bana, ilgilendiğim konuları benden iyi bilen kişilerden tavsiye almamın ne kadar doğru olduğunu gösterdi.

Özellikle içinden geçtiğimiz bu tip zorlu durumlarda, alanında uzman kişilere kulak vermeli ve onların bilgilerinden yararlanmaya çalışmalıyız. El sıkışmak nasıl virüsün bulaşmasına neden oluyorsa bazı sosyal medya hesapları da dezenformasyonun yayılmasına hizmet ediyor. Dolayısıyla, Dünya Sağlık Örgütü veya Johns Hopkins Üniversitesi gibi saygın kurumlardan hastalığın gidişatı hakkında bilgi edinebilirsiniz.

Hepimiz birbirimize bağlıyız

Uzaydan görüldüğü kadarıyla yeryüzünün sınırları yok. Koronavirüsü salgını bize paylaştığımız değerlerin bizi ayıran faktörlerden çok daha kuvvetli olduğunu gösterdi. Bütün insanlar kaçınılmaz şekilde birbirine bağlı ve sorunlarımızı çözmek için ne kadar bir araya gelirsek geleceğimiz o kadar iyi olur.

Yeryüzünü uzaydan görmenin yan etkisi ise, en azından benim için, insanlara duyduğum merhamet duygusunun artması oldu. Her ne kadar umutsuzca evlerimize tıkılıp kalmış olsak da yapabileceğimiz şeyler hâlâ var. Çocuklara görüntülü olarak masal okuyan, yardım kuruluşlarına para ve zaman ayıran, yaşlı komşularının yardımına koşan insanlar görüyorum. Bunlar sadece yardım alanlar için değil, gönüllüler açısından da oldukça faydalı eylemler.

İnsanların, tecrübe edebileceğimiz en ağır felaketlerden birini aşmak için birlikte çabaladıklarını görüyorum. Eğer takım halinde elimizden geleni yaparsak ve tabii ellerimizi sık sık yıkarsak, bunu başaracağımıza eminim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Gençler, Yaşlılar…

Corona Virüsü Salgını ve İşçi Sınıfının Hakları?