Sinemanın Doğuşu
Kinetoskop’un İcadı
Edison 1896’da Kinetoskop adını verdiği bir gösterim aygıtıyla 15 metrelik bir film şeridinin üzerindeki görüntüleri kesintisiz olarak art arda yansıtmayı başardı. Ancak bu aygıt gözlerini iki deliğe dayayan tek bir izleyici tarafından kullanılabiliyordu. Kinetoskopla filmin üzerindeki görüntüler art arda izlenebilmekle birlikte hareketler kesintiliydi bunun nedeni ise her görüntü karesinin yeterince uzun süre ışık alamamasıydı. Paris’te kinetoskopu gören Fransız Louise ve Auguste Lumiere kardeşler geliştirdikleri sinematograf adlı aygıtla bu sorunu çözerek ilk kez hareketli görüntü elde ettiler.
Sinematografın icadıyla yansıtılabilen ilk film çekildi ve tarihte sinemanın doğuşu böylece başlamış oldu.
Ve ilk film: Sieto Garına Bir Trenin Girişi
Bu filmlerin süreleri yaklaşık 1 dakika civarındaydı.Çünkü o dönemde makine sadece 15 metrelik film alabiliyordu. Lumiere kardeşler halka açık film gösterimlerini 21 Aralık 1895’te Paris’te Grand Cafe’de ücretli olarak 33 kişilik bir izleyici karşısında 17 kısa film ile gerçekleştirdiler. “Fabrikadan Çıkan İşçiler” ismindeki ilk filmlerini Leon’daki kendi fabrikalarında bir öğle arası sırasında çekmişlerdi. Bu 1 dakikalık film sinema tarihinin ilk filmi olarak kabul edildi. Belgesel türünde olan bu ilk filmden sonra çok sayıda kısa görüntülerden oluşan filmler çektiler. Bunlardan en efsanevi olanı “Sieto Garına Bir Trenin Giriş/ L’Arrivée D’un Train En Gare De La Ciotat” isimli filmdi. Söylentiye göre bu filmin gösterimi sırasında kameraya doğru hızla yaklaşan tren görüntüsü izleyicileri dehşete düşürmüş, kendilerine doğru gelen treni gören seyirciler sağa sola kaçışmışlar ve Lumiere Kardeşler’in birer sihirbaz olduklarını düşünmüşlerdi.
“Bebeğin Kahvaltısı” adını verdikleri bir diğer filmde Auguste Lumiere, karısı ve bebeği görüntülenir. Bir senaryoya göre çekilmiş ilk komedi filmi de yine Lumiere Kardeşlere aittir. Lumiere Kardeşlerin aynı zamanda yapımcılığını üstlendiği filmlerden biri de 1896’da çektikleri ‘’Kudüs’ten Ayrılış’’tır. Filmin çekildiği dönemde Kudüs, Osmanlı topraklarına dahildir. Treni uğurlayanların arasında şapkalı Avrupalıların yanında fesli Osmanlı erkekler de fark edilir. Gar çevresindeki herkes trenin gidişinden çok kendilerini çeken kameraya bakar.
Yaklaşık 2000 film çeken Lumiere Kardeşler sinematografı icat edip ilk gerçek sinema gösterimini yaparak sinema tarihinin doğuşunu sağlayan kahramanlar olmuşlardır. İleriki yıllarda ise daha çok fotoğraf çalışmalarına yoğunlaşmışlardır.