in

Sistem

Sistem çökmüş değil, böyle işliyor, çarklar dönüyor.

Zengin nitelikli eğitim alarak “söz sahibi”, “ayrıcalıklı sınıf” olmaya devam ediyor. Steril mahallelerde, daha uzun yaşamaya “hak” kazanıyor. Fakir, verilen minimum eğitimle itaat etmeyi öğreniyor. Bilgi “veren” ve bilgiyi “yayan” her kurum bunun destekçisi.

Bilgi iktidarın altını oyan bir şey değil, hiç olmadı. Aksine, bilgi iktidarın ta kendisi. İktidarın altını kalın çizgilerle çiziyor. Sistem, “bilgi sahibi” sağlıklı zenginler ve kısa ömürleri itaatle geçen bilinçsiz köle fakirler üretiyor. Toplumun bir parçası birey olmaktan çıkarıyor bizi. Ötekileşmiş, yabancılaşmış toplulukların basit bir parçası oluyoruz. Kullanabildiği her türlü araç ile bizi küçük grupların parçası, bilgisiz, değersiz kişiler haline getiriyor, böyle sunuyor. Sistemin çarkları işliyor.

Kapitalist eğitim sistemi, anababayı, çocukları (yani özel mülkleri) üzerinde topyekün bir egemenlik zoru uygulamakla yasal olarak görevlendirmiştir. Çocuğun ihtiyaçları (hareket etme, ağlama, cinsellik, vb.) kısa süre içinde kendisinin reel cezalar ve tehditler biçiminde yaşadığı ana-baba zoruyla çatışmaya girmektedir. Çocuk reel korku geliştirir. Bu korkudan kurtulabilmek için de yasaklanmış ihtiyaçlarını bastırır, anababanın zorunu ve yasaklarını kendi üstbeninde içselleştirir. Bastırılmış ihtiyaçlar, iç korku kaynağı olarak bilinçaltında varlıklarını sürdürürler.

İnsan böylece önce çocuk, sonra da yetişkin olarak bastırılmış bilinçsiz ihtiyaçları nedeniyle çevresiyle durmadan saklı bir çatışma halinde yaşar.

İktidar, üstben yansıtması aracılığıyla kendi otoritesini eskiden anababa karşısında olduğu gibi bir yargı mercii olarak algılatarak varlığını kabul ettirir. Kişi, kararlarını iktidar denilen dış gücün seçmesine rağmen bu kararlara kendi nevrotik korkuları yüzünden boyun eğer. (Kapitalizmde Korku).

İktidar, Vicdan ve Manipulasyon

Nevrotik korkularımız vicdanı şekillendiren ana maddeleri belirler. Böylece Vicdan’ı bir insan donanımı olarak tanımlayabiliriz. Olgunlaşma sürecinde ebeveynin üzerimizdeki yaptırımıyla öğrendiğimiz, topluma göre farklılıklar gösteren davranışlarla yanlış ile doğruyu ayırma sistemidir. Fiziksel, zihinsel olarak yetişkin hale geldiğimizde ve ebeveynin üzerimizdeki gücü azalıp yok olduğunda bu kendi kendine çalışarak çoğunluğa veya topluma ve tabi ki iktidara hizmet eder.

 

Dünya, yöneticileri psikologlar ve halkı da hastalar olan büyük bir tımarhanedir.” (Foucault)

Foucault “Delilik çoğunluğun koyduğu kurallardır” der. “Doğru yok, yanlış yok, sadece çoğunluğun kararı var!” Kimin deli, neyin delilik olduğuna karar veren de çoğunluktur. İktidar mekanizmalarının yapmak istediği, deliliğin, normalin-anormalin sınırlarını çizdiği gibi, cinsel tercihlerin, bir anlamda hayatın her alanının sınırlarını çizerek, insanları normalleştirme mekanizması içerisine dahil etmektir. Aslında buna zorunludur, çünkü ancak bu şekilde varlığını sürdürebilir.

Kısaca iktidar; evde patronluğunu ilan ederken, iş yerinde kraldan kralcı olur, gittiğiniz bankada orta seviyeden bir memura dönüşüverir. Böylece her küçük iktidar sahibinin elindeki gücü başarılı bir şekilde kullanma yeteneğine tanık olursunuz.

Faşizm ve Bağlantılı Olarak Delilik

Faşist sadece kendi düşüncesinin doğru olduğuna inanan ve diğer insanların düşüncesine saygı göstermeyen hatta diğer insanları da kendi gibi düşünmeye zorlayan insana denir. Faşizm ayrıca 20. yüzyılın başlarında öne çıkan köktenci, otoriteryan bir milliyetçilik biçimidir. İnsan kendi tanımını diğerleri üzerinden yaparken kendi ırkı, cinsiyeti gibi parçası olduğu fiziki bağların devamı olarak eğitim düzeyi ve okulu, çalıştığı iş yerindeki kurumsal statüsü, sosyal konumunu diğerlerine baskılayıcı unsur olarak kullanır.

Okullar daha zeki bireyleri seçmek üzere sınavlar uygulayarak öğrenci kabul eder, iş yerleri bu okullara göre işe alımları gerçekleştirir, bireyler uygulanan bu kurallara göre davranış sergiler.

Bazıları da bu etik, dini, toplumsal çerçevelerin toplumu şekillendiren kurallarını kullanarak diğerlerini baskılar. Kurumsal statüsüyle var olan birinin yaptığı ötekileştirme gibi deliliği, eğitimsizliği, dinsizliği veya milliyetsizliği öne sürerek aşağılama bunlara önemli örneklerdir.

En Güçlü Manipülasyon Mekanizması: Eğitim

İktidar sahibi, kendini destekleyen topluluğun ideolojisini bir sonraki kuşağa geçirmek için stratejiler belirliyor, nasıl düşünmememiz gerektiğini öğretiyor. Yasalarla bunları destekleyen ebeveynler yaratıyor, nevrozları tetikleyen yeni etik değerler buluyor, en önemlisi de bunu biz çok küçükken henüz reel korkuyla baş etmeye çalışan kafamıza işliyor.

Bu bağlamda okul, askeriye ve iktidar mekanizmasına bağlı tüm kurumlar tüketip sorgulamayan ve en iyi şekilde itaat eden tek tip insan oluşturmak için vardır. Burada birey yoktur; öğrenci, asker, hasta vardır. Ve bunların hepsinin iktidar sahibine göre bir tür işlemden geçmesi gerekmektedir. (Foucault)

 

Gelişkin Kitle Kontrolü: Futbol

Manipülasyon, Depolitizasyon, Kültürel Deformasyon. Futbol, İçerdiği umut ve korku, savunma ve saldırı, galibiyet ve mağlubiyet, fizik güç ve şiddet gibi kutupsallıklar dolayımıyla, insani varoluşun evrensel çelişkilerini cisimleştirmektedir. Popüler futbol kültürü, sınıfsal, milli, etnik, dinsel, ataerkil vs. kimliklere eklemlenerek, “ötekilik” formlarının üretilmesine katkıda bulunmuştur. (Birikim Yayınları)

Bilindiği üzere, millet, söylemsel olarak oluşturulan “hayali bir topluluk”tur (Anderson, 1983). Milli kimlik ise, belirli ortak anlam, kod, simge, ritüel, mit vb. temelinde kurulan bir eşitlik “biz” ve farklılık “ötekiler” ilişkisinin ürünüdür.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında, savaş ittifakları futbolda devam etti. Galipler ve mağluplar kendi aralarında yarışıyorlardı. Salazar’a Portekiz’i nasıl yönettiğini sormuşlar; o da “Üç F sayesinde” demiş, “Fado, Fiesta, Futbol…”

Agnotoloji: (bilgisizlik bilimi) bilgisizliğin ne olduğunu araştıran bilim dalı.

Günümüzde Medya, gündemde öne çıkacak haberi iktidar sahibinin ihtiyaç duyduğu şekilde şekillendirip değiştirerek ve süsleyerek toplumda zihin kontrolünün en uç örneğini gösteriyor. Sistemde yaşamını harcayan biz köle jenerasyonlarını yine kendi kurduğu tuzaklara düşürerek bir hayal dünyası yaratıp rahat etmemiz için gerekenlerin hepsine menfaati gereği bizi bilgisizleştirerek satın almamız gereken ürünlerle sahip olabileceğimizi iddia ediyor.

Kişisel NotAkıllı tasarım; Tabiat

Yüzeye çıkarıldığında sağlığı tehdit eden elementlerin, koku alamayan çiçeklerin, renk körü tavus kuşlarının, bozulan yiyeceklerin, ters dönünce düzelemeyen kaplumbağaların, sakat yavrularını yuvadan atan anne kuşların ve çocuk kedilere tecavüz eden büyük kedilerin dünyası.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Panayır

Bir Damla İnsanlık Başkaldırısı