in ,

Osmanlı’da Doğan Dünyanın İlk Yapay Dili: Baleybelen

Dünyanın ilk yapay dili Baleybelen

Farklı köken ve yapıda diller konuşan kültürlerin yardımcı dili olması amacıyla 16. yy’da şair ve mutasavvıf  Muhyî (1528-1604) tarafindan oluşturulan Baleybelen, gramer düzeyinde ilk yapma dildir. Döneminin Osmanlı ilim çevrelerinde ilgi uyandıran bu dil çalışması Batı’da yapma dil çalışmalarının Esperanto gibi somut ilk örneklerinden üç asır önce meydana getirilmiştir. Bu dilin müstakil bir grameri ve sözlüğü bulunmaktadır. Sözlükte ise yaklaşık 10.000 kelime bulunmaktadır.

1800’lerin başında Fransız araştırmacı Rousseau, Halep’te tanımadığı dilde bir esere rastlar. Eserin giriş sayfasının kopyasını İstanbul’da Alman Elçiliği’nde ateşe olan tarihçi Hammer’e gönderir. Esrarengiz sayfanın şifresini Hammer de çözemez ve o da sayfayı Sylvestre Sacy’e iletir. Sacy Paris’teki Oryantal Diller Okulu’nda hocadır. 8 yıl kadar sonra Sacy, sözkonusu kitabın başka nüshasını Fransız İmparatorluk Kütüphanesi’ndeki doğu yazmaları koleksiyonunda bulur. Sacy’e göre, Baleybelen ya kaybolmuş bir millete ait veya Doğu kabalistlerinin kullandığı bir gizli dildir. Ünlü doğubilimci Alessandro Bausani de Baleybelen’i ele alır. Bausani, hangi yüzyıla ait olduğunu bilemediği Baleybelen’i Hurufilik kategorisinde ‘’ilk yapma dil’’ olarak tasnif eder. Yazarının Muhyi olduğu 150 yıl sonra anlaşılır.Türkiye’de ise Mithat Sertoğlu’nun, Hayat Tarih mecmuasında 1966 yılında “İlk Milletlerarası Dili Bir Türk İcat Etmişti” başlıklı makalesi ile tanınır.

Gramer inşa etmek, anlatım imkanlarını şekillendirmek, doğu dillerinin (Türkçe, Farsça ve Arapça) ifade kabiliyetini bu yeni dilde de var edebilmek için Muhyî’nin diller üzerinde uzun etütler gerçekleştirmesi gerekmiştir. Muhyî, gerek Arapça ve gerekse Farsçayı çetin konuları kaleme alacak seviyede bilir. 16. yy. Osmanlısında bu dillerin ustalarından eğitim almış ve dile ait öğrenimi süreklilik göstermiştir.

Yaşadığı dönem ve bulunduğu kültür Muhyî’yi yapma dili ortaya çıkarması için şartları hazırlar. İmparatorluğun hakimiyet alanının büyüklüğü ve bu büyük coğrafyanın farklı dilleri konuşan unsurları bir araya getirmesi, bu unsurlar arasındaki iletişimi temin eden ortak bir dili zorunlu kılar. Edebiyat, bilim ve günlük diller arasında dil tercihlerinin değişebildiği Osmanlı imparatorluk kültürünün içinde bir problem olarak gördüğü iletişimsizliği öğrenimi basit bir yapma dille halletme yoluna gider.İkinci bir neden ise din ve dünya görüşünün, hakim anlayışla çeliştiğinde ortaya çıkacak rahatsızlıkları gidermek amaçlıdır. Sufîlerin fikirlerinin onların aleyhine sonuçlanan neticelerinden dolayı kendi aralarında anlaşabilmelerini ve düşüncelerini kamuoyundan saklamalarını sağlayacak bir dil olarak da kullanımıştır. Kimi medreselilerin din yorumuyla çelişen sufilerin düşüncelerini kamuya aktarmaktan çekinmelerini doğuran bu durum Muhyî’nin içinde yer aldğı sufî çevreleri için o dönemde sık sık rahatsızlık sebebi olmuştur.

Dr. Mustafa Koç’un bu dille ilgili kapsamlı bir çalışması bulunmaktadır. “Baleybelen Muhyi-i Gülşeni İlk Yapma Dil’’ adlı eseri 2006 yılında Klasik Yayınları tarafından yayınlanmıştır. Dr. Koç’un verdiği bilgilere göre Vahdet-i Vücud felsefesinin piri Muhyiddin Arabi‘nin en yetkin taraftarı olan Muhyi, Baleybelen’i 1574’de tamamlamıştır. Baleybelen’in kelime anlamı ‘dilsizleri dillendiren’ veya, ‘’dilsizlere dille hayat veren’’dir. Dr. Koç’a göre Muhyi, Tanrı’nın gizli hazinesinde var olan, ancak halkın kullanımına sunulmamış yüksek bilgiyi aktarmaya imkan verecek bir yeni dil üretmek istemiştir. Daha önce ortaya konmamış bilgi, ancak yüksek mistik bilgiyi kavrayabilecek istidada sahip olanlara verilen, ama gönüllere intikal eden, satırlardan sakınılan hakikat bilgisidir. Bu bilginin umuma açılmaması için ‘’garip ibareler ve acaip işaretler’’ denilen özel anlatım tekniklerine dikkat çeken Muhyi, kendi mistik serüveninde elde ettiği ilahi sırları ehline aktarmak için yeni bir dil inşa etmeye yönelmiştir.

Bu yazı, Mustafa Koç’un ‘’Bilim Tarihinin İlk Yapma Dili Baleybelen’’ başlıklı çalışması ve Abdullah Muradoğlu’nun ‘’ Esperanto’dan Önce Baleybelen Vardı’’ yazısından yararlanılarak hazırlanmıştır.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Loading…

0

Comments

comments

Ne düşünüyorsun?

Medyanın İntihar Haberleriyle İmtihanı

Efsane Sinema Dergisi Cahiers du Cinéma’ya Göre 2018’in En İyi Filmleri