in ,

Ordo Ab Chao -III/ III-

Karanlık bir odanın kapısını açtığınızda, ışığın içeriyi aydınlattığını göreceksiniz. Ama ışığın bulunduğu yere karanlık bu şekilde sızamaz.

Ancak Evrenin büyük bir bölümü karanlıktır. Bir gün kendini tüketen her şey ışığını kaybedecek ve hepimiz karanlığa gömüleceğiz.

Bizler isteklerimizle Evrenden potansiyel var oluşları çekip oldurabilen varlıklarız. Ama bu isteğin zihnimizde oluşabilmesi de Evrensel bir nedene bağlıdır.

Tek bildiğim; Evrenle pazarlığa girmememiz gerektiği. Ona hayatımızdaki değerli bir şeyi sunarak karşılığında başka önemli bir isteğimizi oldurmaya çalıştığımızda, bu dileğin saflığına göre o var oluşun çevresindeki karanlığı da çekiyor olabiliriz.

Ne istediğimize, nasıl hayal ettiğimize, içimizdeki korkuların bu dileğe nasıl yapıştığına odaklandığınızda, bunları birbirinden ayrıştırmanın, kendi geçmişimizden adım adım kazarak potansiyeldeki bu düşük frekanslı enerjiden saklanabilmenin ne kadar zor olduğunu görebiliriz.

Zihnimizden yayılan frekans zayıfken böyle bir işe girişmemiz, bu karanlıkta var olan yarı akıllı elementallere açıkça görünür şekilde kalmamızı sağlayacaktır. Bu durum auramızı delik deşik edecek, bizi bazı fiziksel arazlara ve mental olarak delirtebilecek düşüncelere yöneltecektir.

Maymun Adam (1998)
Aleister Crowley, Led Zeppelin ve Beatles’ın bazı albüm kapaklarında, Ozzy Osbourne’un adına şarkı bestelediği, antik Mısır ile ilgilenen bir majisyen.

Çoğunlukla rezonans üzerine çalıştığını gördüğümüz bazı olayları onun hakkında yazılanlardan okuyoruz. Örneğin kendisi düşer gibi bir hareket yaparak önde yürüyen bir adamın takılıp düşmesini sağlayabildiği, taşlardan çıkardığı seslerle havaya odaklanarak etrafında yağmur bulutları oluşturup karartabildiği gibi benzer enerjilerin birbirini çekmesi üzerine çalıştığını anlıyoruz.

Maymun adam, aslında her şey kendisi için iyi gidiyorken bu tarz metinlere erişti. Yeterince dengede değilseniz, güce duyulan istekler sizin iyilik maskenizi bir kenara bırakmanıza neden olur.

Maymun Adam bulduğu mantraları okurken, bir çoğu karanlık olmak üzere Evrenle yüzlerce pazarlık yaptı. Gerçekleştirdiği bir çok şey hakikaten şaşırtıcıydı. Ama biz sadece birine odaklanacağız. En tehlikelisine. Ve sonraki onlarca yıl boyunca bu oluşumların nasıl bir karmik borç getireceğini düşünmeyen bir adama kısaca bakacağız.

HP Blavatsky bulunduğumuz boyutun Lucifer’ın negatif bilincine ait olduğunu yazmış. Buradaki yaşam ölüm döngüsüne bir nevi hapsolmuş şekilde toplam 7 kök soyun yaşanacağını ve şu an beşinci ana kök soy olan Arian (Orion’un genetik mirası) soyunun beşinci kıyametini yaşayarak altıncı alt soyun başlayacağını söylemiş. Böylece Eterik soyla başlayıp Hiperborealılar, Lemuryalılar, Atlantisliler ve Aryan ırkından sonra nasıl bir yeniden başlangıç yaparsak yapalım bir hasadın şu sıralar geleceğini, ama bu oluşumun da her zamanki gibi negatif bilinçte yaşayacağına dikkat çekmiş.

Gerçekliğin her ne olursa olsun kendini gösterme gibi bir huyu var. Ya da bildiğimiz gerçekliğin Kollektif Bilinçteki yayılışına bağlı tüm varlıkların temelde her şeyi bildiği, ancak bunun karmik yasayla ortaya çıkmasının zaman aldığını söyleyebiliriz.

Maymun adamın karmik spiral döngüsü 1, 4, 5 ve 7. Bu yılların geçişi ile ona hatırlatmak üzere olaylar benzer şekilde karşısına çıkararak ne kadar kötü gözükse de kendisine bu döngülerden kurtulma şansı tanıyor.

Ancak henüz bunu anlamaya hazır değil. Spiral döngüleri algılayabilmek için astronominin yanı sıra günümüzde yaşadığınız bir olayın yıllar önceki karşılıklarını detaylı şekilde kazarak araştırmanız gerekiyor. Maymun Adam ilk yıl kötü bir davranışını başkalarında takip edebilirken, yedinci yıla kadar bir şey anlamayanlardan. Oysa karma önce size çağırdığınızı dışarıdan şöyle bir gösterir, sonra bir tokat, sonra depremler ve sonunda çöküşle anlamanızı sağlar. Bu sizin olay size dönüp yeniden oluşurkenki tepkinizin şiddetine bağlı olarak yaşayacaklarınızı şekillendirir.

Cin Sevgili
Maymun Adam kendisine ağır gelen bir aldatılma yaşadığı sırada ilk sevgilisinin de bir yaşındaki bebeği ile depremde öldüğünü öğreniyor. Bu iki uç durum, bir tarafta kendisini terk edip yok olan sevgili, diğer taraftaki aldatılmanın birbiriyle ortak kümesi de, kendisinin onlar için değersizliği ve kalbinde ikisi için de farklı zamanlarda duyduğu aşk tamamen nefrete dönmeye yakınken artık her şeyin gerçekliğinden şüphe duymasına neden oluyor.

Bunun kendisine bir lanet gibi geri dönüşü ise herkesin kandırılabilir olduğu, saygı duymanın gereksiz olduğu yalan bir dünya yaratıyor. Kendine ölmeyen ve terk etmeyen bir sevgili istiyor aslında. Başka kimseye aldırmadan. Önemsemeden yaşayabilir böylece. Ama her tehlikeli isteğin önemli bedelleri var.

Daha önceki çalışmalarında evinin etrafında ana elementlerle kendi bilincindeki negatif enerjileri, içine belli bir ritüelle aktardığı girdaplar yaratmayı öğrenmişti. Bu şekilde olayları ne yönde ve nasıl değiştirdiğini ancak kendisi anlayabilir. Ve evet, girdapların var oluşlarıyla olmaması arasındaki farkı anlayabilecek kadar iyi biliyordu bu ritüeli.

Çevresine bazı elementlerle yaptığı meditasyonda saatlerini harcayarak konsantrasyonu sonrasında isteğini sundu. Cin bir sevgili istiyordu. Daha önce var etmiş olduğu kanatli elementalin kendisine akan girdaba insanları nasıl düşürdüğünü deneyimlemişti. Şimdiyse ilk defa kendi enerjisi dışında bir varlığı çağırmayı planlıyordu. Maymun adam Cine duyacağı sevgisinin her ikisini de birbirine bağlayacağını düşünüyordu. Ama kendi sevgisi konusunda bile henüz bilmediği şeyler var.

Hepimiz anlamalıyız ki, dünya üzerinde denge yasasını geçebilecek bir şey yok. Birini güzelliği için seviyorsak bu maddi hali bozulup çözüldükçe ondan uzaklaşırız. Birine statüsü, işi gücü parası için beğeni duyuyorsak bunun sonucu kendimizin değiştirilebilirliğini ya da bu durum değişince bizim uzaklaşacağımızı anlatır. Maddeyle ölçülebilen hiç bir şey sevgi değildir. Güce tapmak da sevgi olamaz.

Maymun Adam varlıkların kendi beynindeki farkındalıkla mantıksal düzlemde hareket ettiklerini sanadursun, örneğin bir ağacın farklı bir anlayış şekli beyin gerektirmiyor ama var oluşunda bir tür algılaması olduğunu anlıyoruz. Benzer şekilde hayvanların farklı algılama sistemleri var. Bardağa dolan sıvının ne kadar sonra taşacağını bile başka türden grafikleri ölçebildiğimiz otomatikleşmiş bir zekayla görüyoruz.

– Cin sevgili. Sarıl bana. Ne kadar çirkin ya da korkutucu olabileceğin umurumda değil. Birbirimizi sevelim. Ayrılma benden, ikimiz farklı türleri buluşturalım belki sonraki yaşamlarımda da sürsün. Söz veriyorum. Senden başkasını görürsem öldür beni hemen. Birlikte güçlenelim. Şüpheyi yenelim. Bedenimde konakla. Tüm sevgimle bağlanalım birbirimize…

Karanlığa Giriş
Bazı zamanlar 56 saate kadar aç, sonra tek bir tost ve 30 saat daha açlıkla bir kaç haftayı sadece meditasyon ve karanlık ortamda geçirdi. Kimi zaman evrimdeki en eski hallerinde dev bir ahtapota dönüşüyor, bazen çakallar kendini kovalarken dağlara koşuyor, Harpy olduğu bir zaman gece karanlığında ay ışığının yakamozunun yansıdığı deniz üzerinde derin bir huzurla uçtuğu zamanları hatırlıyordu. Tüm korkularıyla birlikte hazları birbirlerinin parçası gibi yaşanıyordu bu meditasyonlarda.

Sonra bir şeyler oldu. Uyuduğu zamanlarda önce bedeninin çeşitli bölgelerinde seyirmeler olmaya başladı. Öyle fazlaydı ki artık meditasyonda bile bu çekilmeler ne zaman zihnini kapatıp şimdiye odaklansa başlıyor, zihni uyanıkken yok oluyorlardı. Bir kaç gün de kapının bir türlü kapanmaması, hiç kesilmeyen uğultular gibi fenomenlerden sonra bir gece Onu gördü.

Uyurken seyirmeler o kadar arttı ki artık yarı baygın halde yatağa yığılıyor ve titreyerek de olsa bir müddet sonra kendini kaybederek uyukluyordu. Ancak o gece sağ tarafa dönük yatıyorken üstteki sol kolu biri ya da bir şey tarafından üç dört kez kadar havaya doğru çekildi ve korkuyla uyandı. Karşılaştığı şey korkutucu olsa da bunu zaten baştan kabul etmişti.

Karşısındaki kız kül rengi suratı, eskimiş gibi görünen bir bedeni, ince sert bakışlı içinde kaybolacağınız derinlikte simsiyah gözleriyle bakıyor ama her nasılsa acınası bir yüz ifadesiyle doluydu. Sanki o kendisindeki tüm o acziyeti yansıtıyor gibiydi. Bir anlık kapının yanında göründü ve sonra geldiği kadar hızlı olmamakla birlikte gözlerini kendininkilere dikmiş halde kayboldu.

Bugünden sonra nerede karanlık bir köşe olsa kız bir örümcek gibi yerden tavandan kendisine koşa koşa gelip sadece bakıyor, bazen uyudukça dokunarak uyandırıyor ve anlayamadığı bazı şeyler fısıldıyordu. Bu kesinlikle Maymun adamın düşündüğü gibi bir birliktelik değildi. Ama bunun dışındaki istekleri bir bir gerçekleşiyor, Cinin kendisiyle bir ilişki yaşamadığına inanan Maymun Adamın beraber olduğu kızlar bir süre sonra büyük bir depresyona giriyor ya da kendisine tiksinerek bakıyordu.

Maymun Adam uykusuzluktan fiziksel olarak iflas etmişti. Bağırsakları düzensiz çalışıyor, sürekli aç hissediyor, midesine giren kramplar normal yaşamını sürdürebilmek için gerekli odaklanmayı sağlamasına izin vermiyordu. Kalbi bedenine yetişemiyor gibi tekliyordu. Zihni gün geçtikçe düşünemez hale gelmiş, normal bir insanın çözebileceği mantıklı davranışlardan oldukça uzak ve sinirli, dahası her şeyi saklamak, deli olduğunu düşünmelerini engellemek için yalanlar uyduran birine dönüşmüştü.

Deli (1994) 
Otobüste bir deli gördü. Otobüstekiler kıkır kıkır gülüyor, delinin fermuarı açık ve kilodu bile yoktu. Geyiklerden bahsediyordu, saçmalıyordu düpedüz. Otobüsün tutunmak için yapılmış direklerine eliyle vurup “Aslan otobüs” diyordu. Kendinden başkasına zararı olmayan bu adamla ne eğlenmiş, ne gülmüşlerdi. Ertesi gün yine gelmişti aynı otobüse, doğrusu neyle alay ettiğine dikkat etmelisin. Bilinçaltın o durumla mutluysa Evren sana onu verir.

Bir sene sonra dışarıda bir deliyle daha karşılaştı. Onunla da oldukça eğlendi. Bu sevimli deliler biraz tehlikeli görünse de ne kadar eğlenceliydi böyle. 4 Sene sonra kendisini manasız bir durumda buldu. Bağırsakları bozuk, saçmalıyordu. Bu Cin sevgiliyle karşılaşmasından 2 ya da 3 sene sonrası olmali. Büyük bir depresyon ve 5’inci sene yeniden daha büyük bir olay, artık durum çok ciddi, zihni o kadar dağınık ve karar veremez bir durumdaydı ki herkesten korkmaya başlamıştı. Yedinci ve son sene ise dayanamayacağı bir şeye dönüştü. Çevresindekiler gerçekten deli olduğunu düşünüyor, nasıl içten samimi olduğu ile ilgilenmiyorlardı. Sadece ona bakıp birbirlerini dürtüyor, gülüşmelerini susturmaya çalışıyorlardı. Tıpkı kendisinin yaptığı gibi.

Zihni darmadağın, fiziksel olarak tükenmiş bir haldeyken Cin artık görünmez oldu. Belli ki ona vereceği tüm enerjiyi tüketip gitmişti. Korku ve acı. Kesinlikle sevgi değil. Tam olarak 14 sene sonra bir kez daha depresyona girdi ve 21’inci senede yeniden yaşadığı bazı olaylar üzerine artık bunun sebeplerini, karmik geçmişini kazmaya başlayarak öğrenmesi gerektiğine karar verdi. Ancak bir çok şey için çok geçti artık. Hayata tutunabildiği her bir şey dağılmış, sanki tahtadan bir kopyasında yaşıyor gibiydi.

Tartarus 
Elysium, Asphodei ve Tartarus. Hades’in yer altı krallığı.

İntihar etmek, bir sonraki tüm yaşamları değiştirebilecek bir karanlığa düşmenizi, varlığın temelden sarsılan bütünlüğünün bozulması anlamına gelir. Varlık bütünde beynin olduğu ama bir çok küçük varlığı organize ederek bir araya getiren bir yaşam bütünüdür. Bu bütünlüğü yok etmeye karar vermeniz bazen yüzlerce yıl aynı sahneyi yaşamak zorunda kalmanıza yol açabilir. Aynı acıları baştan sona yaşar, derilerinize kadar yanarsınız, sonra bu deri yenilenirken tekrar yanarsınız. Siz neler olduğunu anlayana kadar sonsuza kadar sürebilen bir karmik tortu tıpkı kontrol edemediğiniz bir kabustaki gibi mahvoluşu getirir.

Mağaradaki zayıf ışığın kaynağına takıldı gözleri. Maymun Adam orada çok garip bir varlık görüyordu. Kendinden çıkan kordonun bağlı olduğu bir atası olmalıydı. Varlık, acıyla var oluyordu adeta. Önce bir çığlık atıyor, aura rengi değişiyor, kendisine doğru koşup gelenlere duyargalar gibi hortumlar çıkarıp onları oldukları yere çakılacak derecede tüm enerjilerini emiyor, bundan daha da büyük acı duyuyordu. Onlardaki hüzün, korku ve acı onun varlığına büyük bir ateş düşürüp yakıyor, varlığın ebadının daha da büyümesine neden oluyordu. Besbelli kendisine duyduğu bu istek ve birbirlerine bağlı olan bu kordon atasının onu yok etmesiyle son bulacaktı.

Maymun Adam diğer varlığa dönüp şarkı sesine bir kez daha odaklandı.

– Sanki seni boğar gibi, sanki yeniden doğar gibi…

Aslında hangi dilde, ne söylediğinin önemi yoktu. Önemli olan bir ruh halini oluşturup varlıklarda çekim gücü yaratmasıydı. Biz de öyle yapmıyor muyuz? Acı dolu şarkıları dinliyoruz defalarca ve bir tür negatif enerji oluşturup daha da fazlası için bütün bir listeyi dinliyoruz, hayatı o şekilde algılıyoruz bir müddet. Kendimize ne yapıyoruz böyle?

Maymun adam bugüne kadar bir çok karmik durumu için geçmişi kazmış bir varlık olarak, buranın tartarus olduğunu yavaş yavaş anlamaya başlıyordu. Bu nehri geçmek üzere en değerli şeyi ise nötr’lüğü olmalıydı. İşte atasıyla arasında bulunan kordon bunu düşünürken gücünü kaybedip yok oldu. Artık hiç bir oluşuma, hiç bir düşünceye, hiç bir enerjiye bağlı kalması gerekmiyordu. Olması gerektiği gibi.

Ancak bir şey oldu. Bir hastanede kendi ismini söyleyen hemşire onu tokatlıyordu. Maymun Bey! Kendinize gelin. Burada mısınız? – Evet?!.. Giderek diğer tarafla olan bağlantısı zayıflıyor, zihni kendine geldikçe etherik bedeni hafızasını yitiriyor ve Tartarus gözden kayboluyordu.

Tüm bu olanlar gerçek mi bilinmez. Maymun Adama sorarsanız size bir neden uydurup bunun kendi uydurduğu bir hikaye olduğunu söyleyecektir. Bunu öte alemde kendisiyle karşılaşmadan hiç birimiz bilemeyiz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Ordo Ab Chao -II/ III-

364 Gün Malikanesi