in

Obsesif Kompulsif Bozukluk: Ruh Kanserini Yenmek

Obsesif Kompulsif Bozukluk Nedir?

15 yıl önce obsesif kompulsif bozukluğa sahip olduğumu öğrendim ve o günden beri bu sorunla baş etmek için OKB ile ilgili pek çok okuma yaptım. Bu yazıda; edindiğim bilgiler, yaşadığım ruhsal tecrübeler, profesyonel terapi ve ototerapi süreçlerinde öğrendiklerim doğrultusunda paylaşacağım bilgilerin OKB ile mücadele edenlere ya da mücadele edenlerin yakınlarına yardımcı olabileceğini umuyorum. Elbette psikiyatri veya psikoloji eğitimi almamış olduğumu belirtmeliyim. Benim amacım bu sorunu yaşamış biri olarak OKB’nin tedavi edilebilir bir organik sorun olduğunu ve bu sorunun üstesinden gelebilmek için en doğru şeyin, ruhsal veya nörolojik rahatsızlıkların tedavisindeki en etkili yol olan bilimsel yöntemlere güvenmemiz gerektiğini ortaya koymak olacak.

Bu rahatsızlıkla ilgili henüz bilgi sahibi olmamış okuyucular için OKB’nin ne olduğundan bahsederek başlayacağım. OKB; obsesyon adı verilen takıntılı düşünce, fikir ve dürtüler ile kompulsiyon (zorlantı)  adı verilen yineleyici davranışlar ve zihinsel eylemlerden oluşan bir anksiyete (kaygı) bozukluğudur. Obsesyon; kişinin zihnine girmesine engel olamadığı, zihninden uzaklaştıramadığı düşünce, fikir ve dürtülerdir. Kişinin isteği dışında gelirler, kişi tarafından mantık dışı olarak değerlendirilirler ve yoğun sıkıntı ve huzursuzluğa yani anksiyeteye neden olurlar. Kompulsiyon ise; obsesyonların neden olduğu yoğun sıkıntı ve huzursuzluğu azaltmak ya da ortadan kaldırmak üzere yapılan yineleyici davranış ve zihinsel eylemlerdir.

Söz konusu takıntılar ve zorlantılar çoğunlukla mikrop bulaşma, pislik korkusu nedeniyle sürekli temizlenme ve temizleme, gaz ocağı, kapı, kilit gibi nesnelerin açık bırakıldığından veya ütü vs. elektrikli aletlerin fişlerinin prizde takılı kalmış olabileceğinden duyulan kuşku nedeniyle defalarca kontrol etme, cinsel veya dini içerikli süreğen düşünceler ve bunlardan duyulan suçluluk duygusuyla düşünmeye engel olma amacıyla yapılan çeşitli ritüeller veya zihinsel bastırmalar şeklinde görülür. Ancak bunlardan daha farklı pek çok takıntı ve zorlantılar da görülebilmektedir. Bu tür düşünce ve davranışlara sahip olan herkes OKB’li değildir. Bu şekildeki düşünce ve davranışların, hastalık sayılabilmesi için günlük işlevlerimizi etkileyecek, kısıtlayacak, bozacak kadar şiddetli ve yoğun olmaları gerekir.

Rahatsızlık veren düşünceler takılmış bir plak gibi OKB’li kişinin zihninde dönüp durur. Bunun nedeni bu düşünceleri düşünmemeye çalışmaktır. Çünkü takıntılı düşünceler, derin ve katlanılmaz bir kaygı kaynağıdır, kişi bu düşünceleri zihninden uzaklaştırmak için yoğun çaba sarfeder  ve düşünceleri üzerinde kontrolü olduğunu sanır. Yaşadığı anksiyeteyi aşmak için yineleyici davranış ritüellerini gerçekleştirir veya düşünceyi sürekli nötürlemeye çalışır. Bu durum kişiyi düşünceler döngüsüne teslim eder. Çünkü bir şeyi düşünüp düşünmediğimizi kontrol etmemiz zihnimizdeki o düşünceye ait sinir bağlantılarının güçlenmesine neden olur bu nedenle aklımızdan çıkmaz. Kimi OKB’lilerde kompülsiyonlar davranışa dönüşmez ve zihinde gerçekleştirilir, örneğin; şüphe ettiğiniz bir konu hakkında, aslında durumun şüphe ettiğiniz şekilde olmadığına dair makul gerekçeleri döngüsel şekilde düşünüp durursunuz. Bu yaşanan süreçler kişi için başkalarına tarifsiz ve açıklaması zor derin bir huzursuzluk verir. Kimi OKB’liler yaşadıkları kaygı durumundan dolayı ruhsal olarak öyle çok yıprandıklarını hissederler ki bu hastalığı bir çeşit ruh kanseri olarak betimlerler. Dolayısyla çoğu zaman OKB’ye depresyon da eşlik eder.

Obsesif Kompulsif Bozukluğun Tedavisi Mümkün Mü?

OKB muhakkak profesyonel yardım ve/veya  ilaç kullanımını gerektiren bir problemdir zira bu sorunun yaşandığı dönemde kişinin hayat kalitesi oldukça bozulur, işine gidemez hale gelebilir, iştahsızlık sorunları, mide bulantıları, uyku sorunları yaşayabilir, halsizlikle beraber yerinde duramama olarak tabir edebileceğim bir bedensel gerginlik yaşayabilir. Depersonalizasyon (kendine yabancılaşma), derealizasyon (gerçekdışılık) gibi delirme korkusunun eşlik ettiği tecrübeler yaşayabilirler.

OKB’nin tedavisindeki en etkili terapi yaklaşımı bilişsel davranışçı terapidir. Davranışçı tedavide bireye tedavinin mantığı aktarılıp, kaygı verici durumlarla karşılaştığında kaçmak yerine, kaygıyla başa çıkmak konusunda ne tür yöntemler uygulayabileceği aktarılır. Bilişsel tedavide ise kişinin dünyaya ilişkin algısını etkileyen, çocukluktan itibaren tecrübe ya da öğrenme yoluyla oluşmuş katı düşünce kalıpları ve inançların kişide farkındalık yaratılıp değiştirilmesine odaklanılır. Bu yaklaşımlar doğrultusunda uygulanan en etkili yöntemlerden biri ‘’maruz bırakma’’dır. Maruz bırakma yönteminde  rahatsızlık veren düşünceleri bastıran zorlantılı davranışları veya zihinsel nötürlemeleri yapmak yerine, o düşüncenin yarattığı anksiyeteye kendinizi maruz bırakmanız, bunu deneyimlemeniz kritik öneme sahiptir.Bunu yapmak kişi için oldukça zor olacaktır. Muhtemelen durumunun daha kötüye gideceğinden, yeni takıntılar edineceğinden, kontrolünü yitireceğinden, aklını kaçıracağından vs. endişe edecektir. Ancak kişi düşüncelerinin yarattığı kaygının yoğunlaşmasına müsaade ettiğinde bu kaygı durumunun bir süre sonra söndüğünü, geçici olduğunu da tecrübe edecektir. Elbette bu da iyileşme yolunda önemli bir adımdır. Kaygı durumunun yoğunluğuna göre maruz bırakma, bir terapist yardımıyla gerçekleştirilebileceği gibi kişinin kendi kendine de uygulayabileceği bir tekniktir.

Nöronlar arasında veya bir nöron(sinir hücresi) ile başka bir hücre arasında iletişimi sağlayan kimyasallar olan nörotransmitterlerin dengesizliği OKB’yi tetiklediği için doktorunuz gerekli görürse uzun süreli antidepresan kullanımından çekinmemeniz çok önemlidir.Tedavi  süresi genellikle iki yıldır. Bu sürenin sonunda doktor kontrolünde doz azaltımıyla ilaç bırakılabilir veya kullanımına devam kararı alınabilir. OKB, kişinin stresli olduğu dönemlerde harlanabilir ancak en önemli nokta bu durumun atlatılabilir olduğunu ve antidepresanlar ile terapinin bu sorunun tedavisinde etkili olduğunu hatırlamaktır. Çözümsüz olduğunu düşünerek umutsuzluğa kapılmanın gerçekçi olmadığını bu OKB dönemlerini farklı şiddetlerde ara sıra tecrübe edip atlattıkça zaten zaman içinde göreceksinizdir. Çoğu kez OKB dönemi geçiren kimse gerçekçi düşünmekten uzaklaşır ve yaşadığı sıkıntının geçmeyeceğini düşünür. Gün içinde anksiyetenizin azaldığı daha iyi hissettiğiniz anlar olacaktır. Bu anlarda içinde olduğunuz daha olumlu ruh halini yazmak ve kendinizi kötü hissettiğiniz zamanlarda bu günlük notları okumak çok faydalı olabilir.

OKB’liler zaman zaman yaşadıkları durumu bir hastalıktan çok bir özellik olarak görüp bu özelliklerini efektif bir şekilde kullanabilirse daha mutlu hissedebilirler. Çünkü OKB’li bir kimse mizaç olarak genellikle  kontrolcü, mükemmeliyetçi (mükemmeliyetçilik spesifik bir konuda da görülebilir, örneğin sadece ahlak konusunda vb.) ayrıntılı düşünen bir kimsedir ve  bu özelliklerini bir ürüne dönüştürebilirler. OKB’li insanlar özen, dikkat ve sorumluluk gerektiren işlerde genellikle başarılı olabilecek kişilik özelliklerine sahiptirler.

OKB de dahil tüm anksiyete bozuklukları için spor yapmak, sağlıklı beslenmek ve bir meşgale edinmek çok faydalıdır. Özellikle şeker ve kafeinden uzak durmanızı  tavsiye ederim. Sigaradan ve alkolden de olabildiğince uzak durmalısınız. Her ikisi de sizi rahatlattığını sansanız da dopamin seviyenizi yükselterek anksiyetenizi tetikleyici etkide bulunur. Spor yapamıyorsanız her gün yarım saat temiz havada yürüyüş yapabilirsiniz. Rahatsızlığınızın yoğun olduğu dönemde pek çok şeyi yapmaya gücünüz olmadığını hissedebilir ve hiçbir şeyden zevk almayacağınızı düşünebilirsiniz. Ancak kendinizi hiçbir şey yapmama dehlizinden çıkarmanız çok önemlidir.Sadece ufak adımlarla yapmayı denemek bile çok faydalı olacaktır. Örneğin dışarı çıkıp yürüyüş yapamıyorsanız kendinizi biraz zorlayıp yatağınızdan kalkarak balkona çıkıp beş dakika nefes alabilirsiniz. Bunu yapabildiğinizi gördükten sonra belki de on beş dakikalığına ufak bir market alışverişine çıkmayı deneyebilirsiniz. Emin olun ki zamanla daha fazlasını yapabilecek ve yapmak ister hale geleceksiniz.Yeter ki deneyin!

İlaçla tedavide serotonin geri alım inhibitörü antidepresanlar kullanılır. Doktorunuz gerekli görürse kısa süreli olarak psikotik ve  anksiyolitik ilaçlar da kullanılabilir. Antidepresanların fizyolojik bağımlılık yaratma etkisi yoktur. Psikolojik bir bağımlılık geliştirebilmeniz elbette mümkündür ve kullanmayı bıraktığınızda OKB’nin tekrarlanması korkusu, rahatsızlığınızı tekrar selamlayabilir. Azap çekerek yaşamak yerine hayat kalitenizi yükseltecek en makul çözüm olan medikal tedavi seçeneğini kullanmanız sizin için kârlı bir karar olacaktır. Unutmayın ki birçok insan hayatla baş edebilmek için bir şeylere ihtiyaç duyuyor. Örneğin; kimi spor yapmaya, kitap okumaya, gezmeye ihtiyaç duyuyor kimi de sigara, alkol ya da yasal olmayan maddeler kullanıyor. Sigara içmenin antidepresan kullanmaktan daha zararlı olduğunu düşünmek için pek çok nedenimiz var öyle değil mi? Lütfen ilaç kullanmanızla ilgili olumsuz yargıları olan ve bilim dışı tavsiyelerde bulunan kişilere itibar etmeyin. OKB  ile serotonin düzeyi arasında  çok yüksek ve anlamlı bir korelasyon vardır. OKB’yi aşabilmeniz için serotonin üretimini hızlandırmanız gerekir ve doğal yollar bunun için yeterli olmayabilir. Doktorunuzun onayı ile OKB’yi sadece terapi ile ilaçsız şekilde aşmayı da deneyebilirsiniz. Bunu başaran kişiler de elbette vardır. Ancak bu OKB’si hafif düzeyde olanlar için yeterli bir tedavi yoludur genellikle. Şayet şiddetli bir OKB dönemi yaşıyorsanız ilaç tedavisi ve terapiden birlikte yararlanarak hızlı bir iyileşme sağlayabilirsiniz.

Son olarak OKB ile baş etmenize yardımcı olacak Dr.Christine Purdon’ın ‘’Takıntılarla Başa Çıkma’’ ve Dr. David Burns’ün ‘’İyi Hissetmek’’ ve ‘’Panik Atakta’’ adlarındaki ototerapi kitaplarını edinmenizi ve bahsedilen teknikleri uygulamanızı tavsiye ederim. Anksiyete bozukluğu olan yazarı Daniel Smith ile özdeşim kuracağınız için yer yer gülerek okuyabileceğiniz, size iyi hissettirecek esprili bir dille yazılmış olan otobiyografi kitabı ‘’Maymun Aklı’’nı da mutlaka okuyun derim. Size neşe ve huzur veren insanlarla vakit geçirin ve sizi manevi olarak güçlendiren ancak gerçeklikten koparmayan şeylere tutunun. Korkun ama korkmaktan korkmayın! Üç kez anksiyete ve depresyon dönemi atlatmış, her nüksetme sonucunda iyileşme süreci hızlanmış ve anksiyete şiddeti azalmış bir OKB’li olarak gönül rahatlığı ile söylüyorum ki ihtiyacınız olan tek şey tedavi ile birlikte iyi olacağınızı bilmek, hepsi bu!

Yazan fionamimi

Yorumlar

Cevap Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Loading…

0

Comments

comments

Saplantılı Deha Madam Curie

Sokak Müziği Yoktur, Müzik Sokakta Olmalıdır!