in

Mürekkep

Bir kitabın kapağında, bazı satır aralarında, altı çizilen anlam dolu satırlarda, harmanlanmış bir şiir mısrasında, yeri geldiğinde radyoda çalan kulağa tanıdık gelen bir şarkıda bazen uğultulu bir rüzgarın sesinde ya da görmek istenen her yerde bir gün bir yerde mutlaka çıkacağım karşınıza yazdıklarım ile. İz bırakamam öyle birinde, korkarım bir yüreği ateşe vermekten su olur geçerim akar giderim sonra da azgın denizlerde. Ben yalnızca ve yalnız’ca yazabildigim kadar varım bu hayatta. Bir mezar taşından ibaretim bu dünyada eskidikçe yenilenen antika dükkanında arayın beni günü geldiğinde. Bir yerlerde mutlaka vardır bir kalıntım. Ben yok oldukça değerlenen bir varlığım. Ben bu dünyada boşlukta savrulan, savruldukça sarsılan fakat sarsıntısından sadece kendisi haberdar olan yuvasını kaybetmiş kanatsız bir kuştum kimi zaman. Öleceğimi elbette biliyorum arkamda bir toprak değil içimi bırakmak istiyorum. Kovulduğum her kapıya, itildiğim her kola, selamı okutan her kalbe, saçlarım okşansın diye yattığım ama her şeyi orada tutmaktan delirmiş olan ateş edilen kafamı koyduğum her dize ben bu dünyada beni tüm inceliklere küstüren her şeye kırgınım yine de onlara bir dize bırakmaktan hiç çekinmiyordum evet. Ardımda kalan soru işaretlerinin beni virgüllerle noktalamışlara olan hüzünlü kıvrımlarıyla vurduğu bir kuşluk vaktinde göçeceğim tüm ruhlar aleminden. Ben bu hayatı hiç affetmeyeceğim. Vicdanımı sevgime, sevgimi merhametime, merhametimi iyiliğe, iyiliğimi güzelliğe, güzelliğimi sesime, sesimi atılamayan tüm çığlıklara küstürenlerle hiç barışamadan gideceğim buralardan. Acımasız ruhlarda çürüyen köz kokan yüreğimi de alıp gideceğim. Evsiz bırakıldığım herkese mezarımı açacağım ev diye. Odalar kuracağım içinde dizaynına milyarlar yatırdığım.. Çiçek açsın diye başında beklediğim vazo çiçeklerinin ya da ıhlamur çiçeği olduğunu içten içe inkar ettiğim ısrarla sulamaya devam ettiğim tohumların, toprakların emdiği sularla başka balkonlarda çiçek açışını fakat benim yüzüme bir yaprak yeşertmediğini unutmadan kaybolacağım bu düzenden. Toprağımdaki vitaminleri alıp beni küflendirirken başka arazilerde güçlenen ve beni bu toprakla vuran o yerlerde gömülü kalacağım içten içe bunu da biliyorum. Üzerimde sevişecek tüm insanlık altında benim yattığımı bilmeden. Bir gün öleceğim o gün bugün olacak belki ama yine de olmayacağım ben firavun gibi. Ebu cehili yirmi birinci yüzyıla taşıyıp beni aralarında taşlasalarda onlara gelen her taşta kendimi atacağım ortaya. Yanmasın diye kimsenin canı küllerimden doğacak sonra yeniden yanacağım. Beni öldürdükleri tabanca kuru sıkı da olsa insan ölmek istedikten sonra kuru sıkı ile dahi ölebiliyormuş, kanamam olmadığı halde kanlara boyanıp elim kalbimde yere yığıldığımda anladım zaten bunu da. Kaybolduğum her sokağın çıkmazında ayaklarımın navigasyonunda başa dönmekten yorulmuştum hem. Kaldırıma çöktüğüm evsiz gecelerimin hatırına bana eşlik eden sokak köpeğine sarıldığım gece bu dünyanın benim dünyam olmadığını fark etmenin acısı ile gideceğim. Yazıyorum, hayatıma giren hayatından çıktığım ama hayatımdan bir türlü çıkamayan o iğrenç zihinlerin uğruna. Yazıyorum beni bir bebek gibi sırtının hamaklarında sallandıran, yüreklerinde lavanta kokuların saçıldığı yanı başımda hüzünle uyuyan meleklerin hatırına. Yazıyorum çünkü artık var olmak istiyorum bilinmeyen manaların arkasında. Anonim olarak gezmek istiyorum daktilolardan dökülenlerin arasında. Ben artık görünmek istiyorum görünmezliğimin kıyısında. Bu karmaşada oluşan düzenimi düzen içinde karmaşaya çevirecek belki de doğru. Olsun yine de istiyorum. Tapınaklarımda putlara taptığım geçmişimi onların vicdansız kararmış ve körelmiş duygu adı altında nitelendirdikleri kötülüklerini sahile bakan bir yerde yaptığım kamplar ile örtmek istiyorum. Barış Manço eşliğinde gömüldüğüm kalplere Sezen Aksu ile yeniden doğmak istiyorum. Kimseye dokunamayan ben birilerine dokunmak istiyorum. Tenime değen ne varsa eritti derimi ben yazdıklarımla dokunmak istiyorum. Mezar başımda bir şiir, bir masal, bir öykü, bir kitap okunsun, kelimelerimle yaptığım savaşlarda her arbededen nasıl galip geldiğim görülsün istiyorum. Ben yok olduğum kadar var olmak, yazmak yazdıklarımın izinde her hayata peri değneği ile değmek, bir yüzü gülümsetmek, bir kalbin sakladığı acıya pansuman yapmak, her yolun taşıdığı izlerin peşinden pedal çevirmek istiyorum. Ben bu dünyanın içinden geçip gitmek istiyorum. Tüm hayat senfonimizin sesini kısanlara gelsin bu yazıtlarım çünkü ben ölsem dahi sıyrılıp geçeceğim aralardan bu yüzden yazmaya devam edeceğim içinde cenaze kalkan her mağlubum uğruna.

-İçinde benim de yazılarımın yayınlandığı sanat kitabımıza bu linkten ulaşabilirsiniz; https://www.shopier.com/ShowProductNew/products.php?id=9069718

Yazan Finifugal

Simurg olmaya giderken girift olmuş biri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Sirk Şarkıcısı Olmamla Sonuçlanan Tuhaf Gönül Maceralarım (Sürpriz Sonlu)

Pis Okurun Notları (194 – 200 )