in

Karın Binbir Hali ya da Almanca’da Karın Farklı Türlerine Verilen İlginç İsimler

Almanca’da kara birçok isim verilmiştir.

Kar her zaman beyaz olmak zorunda değildir. Kar kırmızı ya da yeşil de olabilir. Araştırmacılar kutupların derinliklerinde yeşilimsi kar görmüşler örneğin. Almanca’da buna kar yosunu anlamına gelen “Schneealge” deniyor. Kırmızı veya yeşil renkte olabilir. Bu karı bazılarımız, İsviçreli kozmetik şirketlerinin piyasaya sürdüğü ‘gençleştirici kar yosunu serumu’ reklamlarında duymuş olabilir.

Öyle dayanıklı ki; ne kutuplara özgü dondurucu soğuklar ne de o asırlardır donmuş halde bekleyen buzullar, bu yosuna hiçbir şey yapamazmış, dururmuş işte öyle yeşil yeşil, kızıl kızıl

Bir de yine Almancası ‘Blutschnee‘ olarak adlandırılan kar var. Yani “Kanlı kar.” Sahra Çölü’nden gelen tozlar karın, kan kırmızı rengini almasını sağlıyormuş.

Bu manzaraya ülkemizde de rastlamak mümkün. Örneğin ben bundan tam 1 yıl önceki Hakkari gezimde, şehrin karşısında bembeyaz haliyle dikili duran Sümbül Dağı’nın, bir gecede turuncu bir renge dönüştüğünü biliyorum. Yine Sahra Çölü ya da bir başka çölün tozları olmalı. Nereden nereye? Yaşam da işte öyle, durduğu, yağdığı, göründüğü, bilindiği gibi değil.

Almanca da karın biçimine göre adlandırmalar vardır. Mesela henüz yeni düşmüş kar için “Neuschnee” denir. Bu “yeni kar” anlamına gelir.

Bir de ‘eski kar’ vardır, üstü erimiş gibi ama altı donmuştur. Buna ise “Harsch” denir. Nisan ayının ortalarında Tunceli, Ovacık’ta rastladığım kar gibi.

En azından 1 yıldan beri bekleyen kara ise “Firnschnee” der Almanlar.

“Pulverschnee” denilen bir başka kar türü ise nem oranının oldukça düşük olduğu bir kardır. Onunla pudrayla oynar gibi keyifle oynayabilirsiniz. Yine de ıslatmaz, rahatça yuvarlanın üzerinde.

Islak ve ağır olan kar ise “Nassschnee” ya da “Sulz” diye adlandırılır.

Tıpkı hayat gibidir kar; ne zaman, nereye, nereden, nasıl ve ne kadar yağacağı ve sizin ona nasıl yakalanacağınızı hiç kestiremezsiniz. ‘Nebel Schnee’ yani ‘Sisli kar’ adı verebileceğimiz bir hali vardır ki. Geldi mi sarar sizi ve siz ‘geçmiş ve gelecek’ arasında bir yerde durduğunuz hissini duyarsınız içinizde. Sis’mi, kar mı anlamadan yürürsünüz içinde.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Dünya, Medresedeki Cinsel Saldırıyı Şikayet Edince Yakılarak Öldürülen Nusret Cihan’a Ağlıyor

Kolomb’un Gerçek Hikâyesi