in

İlkçağdan Günümüze Biranın Tarihi

Biranın Tarihi

Bira ve biracılığın kökenine ilişkin farklı görüşler var. Bunlardan ilki, kökenini Sümerler, Babilliler ve Eski Mısır‘a dayandırıyor. Araştırmacıların bir kısmı da, Kolomb’un Amerika’yı keşfi sırasında yerlilerin bira üretip içtiklerini belirten notlarından hareketle farklı savlar ileri sürüyorlar. Çin kaynaklarında biranın tarihi M.Ö. 2300’lere kadar uzanıyor. Yine Amazonlar’da elde edilen bazı bulgulardan yola çıkılarak, yağmur ormanlarında, günümüzden 10.000 yıl önce bira üretildiği ileri sürülüyor. Yine de, biranın ilk kez Mezopotamya’da bulunduğuna yönelik görüşler, diğerlerine oranla ağır basıyor.

İlk biranın, yaklaşık 10.000 yıl önce, bir parça ekmeğin ıslanıp mayalanmaya başlamasıyla tesadüfen ortaya çıktığı tahmin ediliyor. M.Ö. 5000’li yıllarda, Mezopotamya’da arpa ve buğday yetiştiriliyordu. Her ikisinden hem ekmek, hem de bira yapıldığı sanılıyor. Irak’ta, hemen Musul kentinin yakınlarındaki ören yeri Ninive’deki Gaura Tepe’sinde bulunan bir mühür, bira geleneğinin en eski kanıtlarından biri. M.Ö. 4. yüzyıla ait bu mühürde, bükülmüş bitki saplarıyla büyük bir kaptan bira içen iki adam tasvir ediliyor. Uruk’ta bulunan, 4. yüzyılın sonlarına ait arkaik tablet metinlerinde, “Ka” (bira) olarak okunan resim yazısı, bira geleneğinin en eski yazılı kanıtı olarak kabul ediliyor.

Sümerlerin bira tanrıçası Ninkasi adına yazılan bir ilahi, biranın yapılma sürecini tarif ediyor: Öncelikle, ıslatılan arpalar çimlendiriliyordu (malt yapılıyordu). Bu yeşil malt, kurutuluyor, kökçükleri ayıklanıyor, havan ve tokmak kullanarak ya da değirmen taşıyla öğütülüyor, su ve bira ekmeğiyle homojen bir hamur haline getiriliyordu. Bira ekmeği, çimlendirilmeden öğütülmüş tahıl ve kokulu bitkilerden yoğrulan hamurdan pişiriliyordu. Bu hamur somun ya da pide gibi şekillendiriliyordu. Malt, su ve bira ekmeğinden hazırlanan karışım, kapalı bir kapta mayalanmaya bırakılıyordu. Son olarak bu karışıma tatlandırıcı maddeler ilave ediliyordu. Bu maddeler, içerdikleri şekerle, mayalanma sürecini hızlandırıyordu. İşlemin sonunda, teknenin tabanındaki deliklerden alttaki kaba damlayan sıvı, bir tür mayalanmış arpa suyu olmalıydı. “Ka” adını verdikleri bu sıvı, lezzet olarak tatlı, görüntü olarak bulanıktı. Üst yüzeyinde mayalanmadan kaynaklanan artıklar dolaşıyordu. Uzun bitki saplarını, bu kalıntıları da birlikte içmemek için kullanıyor olmalıydılar.

Ünlü Babil kralı Hammurabi’nin kanunlarında bira ile ilgili maddeler yer almaktadır. Bu maddelere göre; bira parayla satılmaz, arpa ile takas edilirdi. Bira için fazla ücret isteyen satıcı suda boğularak cezalandırılırdı. Günlük ücret olarak işçiye 2 litre, sivil görevliye 3 litre, yöneticilere ise 5 litre bira verilirdi.

Babil belgerinden edinilen bilgiye göre arpa, siyah ve beyaz buğday, bal kullanılarak yirmi çeşit bira yapılır ve Mısır’a ihraç edilirdi.

Eski Mısır’da biranın adı “heget”ti. Bira tanrısı Osiris’ti. Yine Mısır’da da bira para yerine geçmiş ve asgari ücret ölçüsü olarak kullanılmıştı. Mısır’da daha da çeşitlendirilen bira dünyaya yayılmıştır. Anadolu uygarlıklarından Romalılar’a, oradan Avrupa’ya.

Avrupa’da birayı ilk üretenler M.Ö. 1. Yüzyılda Keltler’di. Bir barbar içkisi olarak görülse de bira Avrupa’da 4. yüzyılın başlarında yaygınlaştı. Kayıtlara göre Almanya’da ilk bira 8. yüzyılda yapılmıştı. 8. Yüzyıla kadar ardıç ve zencefil ile aroma verilen bira bu tarihten sonra şerbetçi otu aromatize edilmişti. Orta Avrupa’da 9. Yüzyılda bira sadece manastırlarda üretiliyordu. Bira yapımıyla daha çok keşişler ilgileniyordu ve günde beş litre bira içmelerine izin veriliyordu. Tüketiminden daha fazla bir üretmeye başlayan manastırlar bu işin ticaretini yapmaya başladılar. Bugün hâlâ Belçika, Hollanda ve Almanya’da bira üreten manastırlar vardır.

12. yüzyılda kurulan Paris Biracılar Birliği, Fransa’nın en eski sendikalarından biriydi.1516 yılında Alman Bira Saflık Kanunu ile biranın standartı belirlendi ve bira bu günkü tanım ve içeriğine kavuştu. Bu yasaya göre bira yapımında sadece arpa suyu, şerbetçi otu ve su kullanılacaktı.1602 yılında, Dr. Alexanders Nowell tarafından biranın tıpalanmış cam şişelerde saklanması halinde daha fazla dayanacağı gösterildi.Almanya’da 1864’te metal fıçılarda fıçı bira üretimine başlandı,1880’e kadar soğutma sorunu nedeniyle bira çok soğuk aylarda üretilirdi. 19. yüzyılda James Watt’ın buhar makinesini icat etmesi ve Carl Von Linde’nin yapay serinliği bulması bira tarihinde çığır açtı.Anadolu’da bira üretimi devam etmekle beraber şarap ve sonraları rakı biraya tercih edilmişti. Biranın alafranga ve popüler bir içki olarak Anadolu’ya geri dönüşü ise 19. yüzyılda gerçekleşmişti.  19. Yüzyıl başlarında İstanbul’da bira Galata ve Beyoğlu, İzmir’de Frenk Mahallesi’ndeki birahanelerde rağbet görmekte ve Viyana, Belgrad ve Münih gibi şehirlerden ithal edilmekte idi.

Ülkemizde ilk olarak modern üretim teknikleri ile bira üreten Bomonti kardeşlerdir. 1890 yılında Feriköy’de kurdukları tesiste “üst fermantasyon” ile bira üretimine başlamışlardır.Bu tarihten önce de ülkemizde bira üretildiğine dair belgeler bulunmaktadır. Bunlardan ilginç bir tanesi İzmir’deki Punta Birahanesi’ne ait Veuve Prokopp markalı bira şişesidir. Şişede yazan kuruluş tarihi 1846’dır.

 

1894 yılına ait Ticaret Almanağı’nda İstanbul’da şu bira üreticilerinin var olduğunu görürüz;

Bomonti Kardeşler (Feriköy)

Cosma (Feriköy)

C. Grein (Feriköy)

Schaffer (Feriköy)

Scherrer ( Zincirlikuyu)

Petro Tedeski (Dolmabahçe)

1909’da Nektar bira fabrikası açılır, Bomonti ve Nektar aralarındaki rekabet zarara uğramalarına neden olmaya başlayınca 1912 yılında Bomonti-Nektar Birleşik Bira Fabrikaları’nı kurarlar.Bomonti-Nektar 1926 yılında “İçki Tekeli”nin kurulmasına kadar bira üretimini tek bir firma olarak sürdürmüştür. İçki tekelinin imtiyazı ise Polonyalı bir şirkete verilmiştir. Bu şirketin sözleşmedeki yükümlülükleri yerine getiremeyerek dağılması üzerine Tekel İdaresi Bomonti-Nektar Şirketi’ne on yıl kadar daha izin vermiştir. 1938’de ise bu işletme Tekel İdaresi’ne geçmiştir. İstanbul Tekel Bira Fabrikası’nın üretimi 1969’da İstanbul’da kurulan Efes Pilsen ve İzmir’de kurulan Tuborg fabrikalarının piyasaya hâkim olmaya başlamasıyla gerilemiştir.

Bira Türleri

Tüm bira türleri temelde kullanılan maya türüne göre lager ve ale olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Her iki tür de farklı ısı ve süreçlerde fermente olup olgunlaşarak farklı karakterde tatlar oluşturur.Örneğin çoğumuzun bildiği ve genellikle tükettiği Pilsen biraları lager sınıfında yer alan alt fermantasyon biralarıdır.

Yorumlar

Cevap Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Loading…

0

Comments

comments

24. Gezici Festival 30 Kasım Cuma Günü Başlıyor!

Adı Venüs’te Bir Kraterde Yaşıyor, İlk Kadın Divan Şairimiz: Mihrî Hatun