in

Fırtına (Karma)

Bir fırtına kopacak. Bundan böyle asla dinmeyecek yoğun yağmurda gökyüzünü yaran yıldırımlar, dağları bile dümdüz edebilecek bir güçle yüzen bu kül rengi dev girdapları aydınlatacaklar. Hortumlar içlerindeki kor ateşe karışmış zavallı ruhlarımızdan beslenecek. Bir anda ve her yerdeler. İç kısımlarında binlerce devirlerde ama dıştan ağır bir kütle gibi dönen sarmallar saracak yeryüzünü. Çaresizce seyredeceğiz.

İçine aldıklarının ruhu çekilecek adeta. Önce çok öfkelenecek güce tapanlar. Kısa sürede bu kızgınlık ve alaylı gülüşler yerini dehşete bırakacak. İnlemeler, ağlayışlar saracak şehirleri. Bilmelisiniz ki bir çağın kapanış sesleridir bunlar. Hortumlarla savrulurken aslında teslim etmediğimiz her kötü niyetin, her hüznün, negatifliğe dair her şeyimizin bize nasıl yapışıp kaldığını anlayacağız delirmeye yakın.

Fırtına dönüştürecek her şeyi. Yağmurlar yıkayacak şehirleri. Bildiğimiz, kendimizi dayandırdığımız her şey tek tek yıkılana kadar. Ve Karma olacak bu hortumlarda. Ölüm kadar hızlı, anda meydana gelen döngülerle diğerine yaptığını yaşatacak her an insana. Dayanamayacak zalimler, bir hortumdan diğer hortuma yanlarında taşıdıkları öfke ruhlarından çekilirken, her bir kötü düşünceleri sanki kendilerine yapılıyormuş gibi hissedecekler. Tıpkı engel olamadığın bir kabusun içindeki gibi, zihinler bu baskıyı kaldıramayacak. Azaplı yakarışlar yankılanacak hortumların derinliklerinde. Bu dehşetin tohumlarını zaten kendilerinin ektiğini bilseler de yapmamış olmayı dileyecekler.

Herkesi alacak fırtına. Ta ki bu hasta toplum yok olup herkes herkesi bir ebeveynin sevdiği kadar çok sevebilene kadar. Katiller, öldürdüklerinin yerine kendisinin öldürülmesini dileyecek. Keşke! Diyecekler. Fırtınanın içindeki her dönüşte sonsuz kez sahnelenen hüzün ve azaptansa eziyet ettikleri varlık olmanın çok daha iyi olduğunu çözebilene kadar, herkes yaptığını tadacak.

Fırtına için ne yaptığının bir önemi yok. O her şeye karşı tarafsız. Acımasızsan kendini bulacaksın. Sevgi doluysan bu sevgin seni yukarılara taşıyacak.

İnsanoğlunu öğüttükçe açlık ve nefret yerini önce acizliğe, sonra sevgiye bırakacak. Bütün kötü hisler ruhumuzdan emilirken aslında onlara hiç ihtiyacımız olmadığını göreceğiz hep birlikte. Açlığımız bitecek, nefretimiz büyük hortum sarmallarının içinde toz parçalarına ayrılıp dönüşecekler.

Yağmurlar yıkayacak şehirleri. Ne güzel. Fırtınada bin gün geçmiş olacak da bir Çınara bakan tam da o an, ben o Çınarım diyecek. Bir diğerine bakan, “Ben; O’yum, O da bendendir” diyecek içinde demirlemiş sevgiyle.

En son bizden geriye saf bir sevgi kalacak. Her bir şeye karşı hissedilen. Her şeyle bir. Bu kimi için yıllar süren fırtınayla birlikte tamamlanabilecek bir döngü olacak belki de. Ama hepimiz sonunda fırtınadan önceki zihnimizle çözülemeyen evrene karışacağız.

Fırtınadan onca acıya rağmen değişemeden yarı deli halde çıkanlar, nefretleriyle defalarca yüzleşmiş ama uyum sağlayamadıkları sevgiye yabancı olacaklar. Kendilerini sıkıca bağladıkları ve şimdi daha ilkel haldeki zihinleriyle, bu yeni taş devrinde alt bir yaşam türündeki yeniden başlangıcın ebeveynleri olarak yeryüzünde var olacak, yaşamı baştan başlatacaklar.

Fırtına hasadını alacak. Karma yeniden yavaşlayacak. Yeryüzü yeni bir fırtınaya kadar yeşerecek. Tanrı’nın her nefesinde bu tekrarlanacak.

2 Yorum

Cevap Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Kimsem Yok (Mig Äger Ingen)

Panayır