in

Eylül

Ellerin ellerime değdiği zaman durulurdu ruhumdaki tüm sular.

Yanakların, deniz rezenesi gibi kokar,

İçime çeke çeke öperdim.

Sudan çıkmış balık gibi çırpınırdım saçlarının dalgalarında.

Sen gittiğin gün denize bakan bir bankta bıraktım ben bizi.

Gözlerinde badem çiçekleri açar,

Eylül’ün hüznü dudaklarında yaprak dökerdi.

Boynunda bulutların dokusu,

Avuçlarının içinde içim..

Eylül bizimdi, sen eylül,

Biz seninle takvimin ayrılık ayıyız şimdi.

Senin doğduğun gün,

Merkür tamamlamış döngüsünü,

Başakları sermiş üzerine bitki örtüsü,

Ve ayçiçekleri küsmemiş güneşe o gün.

Senin doğduğun gündeyiz bugün.

Duydum bir sevdiğin varmış.

Benim sana hasret biriktirdiğim anlarda,

O en güzel yerlerine öpücükler bırakırmış,

Bir kereyle yetinmişse sende hatrı kaldığını bilmiyordur üçün.

Hem görmez benim gördüğümü kimse,

En azılı büyücüler bile.

Söyle onlara dokunmasınlar yalandan mabedime.

Duydum, yabancı eller geziyormuş üzerinde,

Bedeninin her zerresi mühürlüyken bedenime,

Nasıl değer başka tenler tenine,

Akıl erdiremem.

Seviştiğin ben değilim, affedemem.

Sen, matem gibi bakardın.

Dışın asi bir ruhum diye naralar atarken,

İçin şefkat arayan minik bir kız çocuğunu büyütme derdindeydi.

Seni sevmek güzel kızım namütenahiydi.

Gözlerinden bilirdim ben sakladığın her hikayeyi,

Bilirsin sen, sevmek seni öyle kolay değildi.

Biz hiç tanışmıyoruz artık seninle ama olsun,

Benim ezberimde sen varsın, görüyorsun.

Söyle onlara bakmasınlar sana boşuna.

Ojelerini ellerim titrer diye süremediğimde,

Ellerime küserdim.

Omzuma yattığında rahat edemediğini düşünür,

Kemiklerime kızardım.

Ben seni severken incitirim diye ürkerdim hep kendimden,

Seni sevmek taşardı benim içimden,

Yetmeyince kelimeler oturur ağlardım sevgimden,

Söyle onlara sevmesinler seni boşuna.

Eylül kavuşmaydı,

Kavuşmalar sen.

Dokunulunca sırtına bebek gibi sarardın.

Sen bazen eylül gibi solar,

Saçların sevilince çiçek gibi açardın.

Biz, seninle başkalarının topraklarında ayrı birer tohumuz şimdi.

Sen, sahilde bir kasaba,

Yeryüzünde bir kutup yıldızıydın.

Yörüngelerinde döner dururdu çakralarım.

Yerinin adı bende abisti,

Cenazelerin meşhur kara karanfili,

Bir eylül meselesiydi bizimkisi.

Şimdi eylül’ün o buruk esintisi,

Dilerim hep neşene çalsın.

Sen, artık başkalarına baharsın.

Sigaranı kalbimde söndürmüşsün sen Eylül,

Külleri ile de başkalarına merhem yapmışsın.

Ben, kalbimin tutuşmasını sigarayı içişine duyduğum o masum hayranlık sanmışım,

Yanılmışım,

Zaten müjganında cüzdanımın ücra köşesinden atmış kendini o gün.

Bu şiirde söndürülemeyen bir yangın var gülüm.

Sevdiğim, benim üzgün.

Eylül artık bize kör bir düğüm.

Ölüm yıl dönümün senin bir sonraki yıl bugün.

Yazan Finifugal

Simurg olmaya giderken girift olmuş biri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Kurbanlık Koç

“Perşembe benim konuştuğumdur, derinimdir, doğurduğumdur.”