in

Erteleme Zaafından Erteleme Sanatına Geçiş Dersleri!

“Bugünün İşini Yarına Bırakma,  Mümkünse Ertesi Güne Bırak.”

Mark Twain’in öğüdünü dinleyip bugünün işini yarına değil de mümkünse ertesi güne iteleyenlerden misiniz? Gün içinde yapmanız gereken “önemli” işleriniz var ve siz sürekli farklı bahanelerle yapmayı erteliyor musunuz? Faturaları ödemek veya araştırma yapmak yerine internette saatlerce geziniyor musunuz?( Aaaa! Ne ara akşam oldu?) Önemli işleriniz dururken başka şeylerin peşine mi düşüyorsunuz? Peki sabah çalan alarmı defalarca erteleyen biri olmanız neyle açıklanabilir? Teslim tarihi belli bir ödev, proje vs. gibi işleri hiç zamanında teslim edemeyenlerden misiniz? Bu sorulara “okkalı” bir eveeeet! deyip yüzünüzü buruşturduğunuzu görür gibiyim. Vicdanınızın sesi sizi bu huyunuzdan vazgeçiremiyor ve siz her seferinde ufak bir depresyon yaşıyorsunuz. Buyrun, sizi şöyle alalım. Arkanıza yaslanın ve yazımızı okuyun. Sonunda kendinizle gurur duyacaksınız.

Başlıyoruz.

Aslında siz bir miskin, tembel, sorumsuz, ciddiyetsiz biri asla değilsiniz. Erteleme sanatının usta bir neferisiniz. Size bunu kanıtlayabilirim. Nasıl mı? Kendisi de bir “erteleme sanatçısı” ya da kendi deyişiyle “sistematik erteleyeci” olan Stanford Üniversitesi’nde felsefe profesörü John Perry sayesinde. “Erteleme Sanatı- Oyalanma, Savsaklama ve Kaytarma Rehberi” kitabıyla içimize su serpiyor. Ertelemenin aslında oldukça ciddi ve sistematik bir iş olduğunu kendi yaşamından örneklerle açıklamış ve kolayca uygulayabileceğimiz somut önerilerde bulunmuş.

 “Her insan herhangi bir miktarda işi yapabilir; yeter ki bu şimdi yapılması gereken bir iş olmasın.” 

“Sistematik erteleyeci”yi asıl yapması gerekeni yapmayarak çok iş kotaran biri olarak tanımlayabiliriz.

“Tüm  erteleyiciler yapmaları gereken işleri savsaklarlar. Sistematik erteleme bu olumsuz kişisel özelliği lehinize çevirme sanatıdır. Buradaki ana fikir, ertelemenin kesinlikle hiçbir şey yapmamak anlamına gelmediğidir. Erteleyen insanların hiçbir şey yapmaması nadiren görülen bir şeydir; bahçecilik veya kurşunkalem açmak ya da ilk fırsat bulduklarında dosyalarını nasıl yeniden düzenleyeceklerini gösteren şemalar hazırlamak gibi daha az yararlı işler yaparlar. Erteleyen insan bunları neden yapar? Daha önemli şeyleri yapmaktan kaçınmanın bir yolu olduğu için yapar. Erteleyicinin tek yapması gereken kurşunkalem açmak olsa, dünyada hiçbir güç ona bu işi yaptıramazdı.” İlkokul sıralarındaki haliniz gözünüzün önüne geldi mi? Çöp kovasının önünde bitmek bilmeyen kalem açma seansları.

Sistematik erteleyici olduğunuzu öğrendiniz. Peki, bunu daha faydalı hale getirmenin yollarını anlatsak uygulamaya hemen geçmeseniz de bir ara geçersiniz değil mi?

Yapılacaklar Listesi Hazırlayın.

Öncelikle günlük yapılacaklar listesi hazırlamanızı öneriyor John Perry. Bu gibi listelerin işlevi yapmanız gerekenleri size anımsatmak olsa da asıl işlevleri erteleyiciye bitirdiği işlerin yanına işaret koyma imkânı vermeleri. Bitirdiğiniz işin yanına kocaman bir çarpı atmak veya maddenin üzerini gösterişli bir biçimde çizmek insanı nasıl da rahatlatır. Kendimizi tembel bir teneke gibi değil, yapıcı ve iş bitirici biri gibi hissederiz. Buraya bir liste örneği koyalım o halde:

  • Çalar saati kapat (erteleme durumunu ortadan kaldırmak için uzağa koysanız iyi olur)
  • Erteleme düğmesine basma(yukarıdaki önerimizi dikkate alırsan işin kolaylaşır, bizden söylemesi)
  • Yataktan kalk.
  • Banyoya git. Tekrar yatağa girme.
  • Mutfağa git.
  • Kahve yap.

Daha günün ilk saatlerinde ne çok iş bitirdik. Ohh be! Unutmadan ekleyelim: Listenizde yapılacaklar kadar yapılmaması gerekenle de yer almalı. O zaman nerede kalmıştık?

  • Bir fincan kahve doldur.
  • Kanepeye değil masaya otur.
  • Bilgisayarı aç.
  • E-postana göz atma.
  • İnternette gezinmeye başlama.
  • Belgelerime git.

Listeyi uzatmak ya da kısaltmak size kalmış.

Ritmi Yakala!

“İşin doğrusu, biz erteleyicilerin birçoğu gerçek depresyon nöbetleri yaşar. Depresyona neden olan erteleme midir, yoksa tam tersi mi geçerli, bilemiyorum. Hangisi önce gelirse gelsin, birbirlerini besliyorlar. Bazı depresyon vakalarında psikoterapi ya da ilaç tedavisi veya her ikisini de kullanmak gerekebilir. Benim önerim, doğru müzik de gayet yardımcı olabiliyor. Ayrıca maliyeti çok daha düşük.”

Bizim önerimiz ise hüzünlü bile olsanız temposu yüksek şarkılar seçmeniz. Birçoğumuzun canı dinlemek istemese de maruz kalmaktan şikayet etmeyeceği bir sürü yüksek tempolu şarkı var. Klasik şarkılar mesela. Klasik derken, 1960’lar, 70’ler, 80’lerin rock şarkıları.

“Beni işe başlat” için: Katrina and the Waves grubundan “Walkin on Sunshine

Her ‘Sistematik Erteleyici’ Bir Yatay Düzenleyicidir.

Konuyu biraz açarsak, masanızın çoğu zaman dağınık olması aslında işinizi kolaylaştırır. Bu yüzden ne kadar dağınık biri olduğunuzdan dem vursalar da kulak asmayın. Çünkü çalışmalarınız önünüzde uzanan bir yüzeye yayılmış olmasını ve çalışmaya devam etmeniz için oradan size el sallamalarını seviyor olabilirsiniz. Dikey düzenleyicilerin aksine- her şeyi dosyalayanlar-bir şeyi dosyaladığınızda onu tekrar göremiyor ve aramak zorunda kalıyor olmak canınızı sıkıyor olabilir. Sorun bulamamakta değil aramakta. Günümüzde bilgisayarlar dosyalama işini oldukça kolaylaştırmış olabilir ama bir yatay düzenleyicinin bilgisayarındaki masaüstü de çalışma masasından pek farklı olmayacaktır. Bir ara düzene koyarsınız ne de olsa.

Düşmanla İşbirliği Yapın.

“Ertelemeyle başa çıkmanın en iyi yolu belki de ertelemeyenlerle işbirliği yapmaktır. Bu arada, hayır, ertelemeyenler düşman değildir. Tam tersine. Biz onları sinir ederiz; üstelik çoğu kez onlar haklıdır. Ertelemeyenlerin he zamanki çalışma alışkanlıkları bize yabancı ve tehditkâr gelebilir.  Ancak, bir şeyleri yapıp bitirmek söz konusu olduğunda, bu tür insanlar çalar saatlerden daha çok işe yarayabilir ve onları durdurmak daha zordur.” Bu işbirliği dostluğunuzu sınamak için de birebir.

 Yarın Ortadan Kaybolabilecek Bir İşi Asla Bugün Yapmayın.

Sistematik bir erteleyici olduğunuz için bu öğüde zaten gerek duymazsınız. Hiç düşünmeden uyguladığınız bir şey zaten. Bunu özelliğinizin ek faydası olarak görebilirsiniz. Bir ek fayda da şudur: Yapmak durumunda olduğunuz bir işi biraz ağırdan alarak bu işi yapmak için çok istekli birine şans tanımış olacaksınız ki bu defalarca başınıza geldi. Ne çok insan sayenizde bir iş başarmanın mutluluğunu yaşadı bir düşünsenize.

Mükemmeliyetçiliği Çok da Abartmayın.

Birçok erteleyicinin aynı zamanda – kendileri farkında olmasalar bile – mükemmeliyetçi olduğunu savunuyor Perry. Bir işi ertelemenizin altında yatan şey o işi en iyi şekliyle tamamlamak olabilir mi? Cevabınız evetse siz bir mükemmeliyetçisiniz.  Ne yazık ki çoğunlukla bu mükemmeliyetçilik, bir işi mükemmel yapmanız ile sonuçlanmıyor. Mükemmel bir iş kotarma düşüncesi sadece fantezilerde kalıyor, çünkü sistematik erteleyici olarak her zamanki gibi işi son anda yapmaya başlıyor ve elinizdeki  işi genellikle  kabul edilebilir bir düzeyde tamamlıyorsunuz. Perry, baştan kendinize işi kabul edilebilir düzeyde yapma izni verirmenizi öneriyor böylece proje gözünüzde çok büyümeyecek ve işi daha önceden yapabileceksiniz. (Bu metodu denedim, bazen – her zaman değil – işe yarıyor).

Son olarak; “Erteleme, ustalıkla gizlenmiş bir erdem değil, bir zaaftır. Ben yalnızca, ertelemenin dünyadaki en büyük zaaf olmadığını belirtmek istiyorum; bir erteleyici olarak da çok iş yapabilirsiniz.”

Ana fikrimiz, “Bazen zaafınızı faydaya çevirebilirsiniz.” olsun.

İyi ertelemeler…

Yazan karakedi

Yorumlar

Cevap Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Loading…

0

Kendini Afrikalı Siyah bir Kadına Dönüştüren Alman Model: Martina Big

Yükselen İsyan Trendi: Türkçe Rap