in ,

Dünya Barışına Ritim Tutan Topluluk: Ahura

Ezgilerin sokaklara taştığı, hayatın ritminin yeniden yükseldiği bir mayıs ayında kurulan Ahura Ritim Topluluğu, Anadolu ve Orta Doğu coğrafyasının rengarenk hikayelerini kendi progresif metodlarıyla yeniden anlatan özgün bir grup. Beslendiği kadim kültürlerin müziğini şiir, tiyatro ve dansla harmanlayıp eşsiz bir dinleti ve seyirlik sunuyorlar. Kültürel çeşitliliğin doğal sonucu olarak Azericeden Kürtçeye, Hemşinceden Sırpçaya pek çok dilde müzik yapan grubun konser salonlarından yükselen büyüleyici sesi sokaklarda da özgürce yankılanıyor. Tarihi karanlığı kendi müzikleriyle aydınlatan, savaşa karşı barışa ritim tutan Ahura Ritim Topluluğu, dayanışmacı kültürün yaygınlaşması ve karamsarlık bulutlarının dağılması için müzik yapan pırıl pırıl bir örnek.

”Ahura” kelimesinin anlamı nedir?

Ahura Ritm Topluluğu: AHURA Farsça kökenli bir kelimedir. Zerdüştlük inancında adı geçen Ahura Mazda’ dan geliyor. Tarihteki en eski tek tanrılı inanç Zerdüştlük olarak bilinir. Zerdüştlük, iyi ve kötü arasındaki kavga ile ışıkla karanlık arasındaki savaşla sembolize edilen bir dindir. Zerdüştlüğe göre, evrenin yaratıcısı iyilik tanrısı olan Ahura Mazda’dır. Ahura Mazda, insanlara kötülük etmeye çalışan kardeşi Ehrimen ile sürekli bir savaş halindedir. Aydınlık iyiliği, karanlık da kötülüğü gösterir.

Bu isimde bizim için anlam bulan şey, aslında hayatın kendisi. İçinde iyiliğin/kötülüğün de olduğu bir sürü karşıtlığın çatışması ve dengelenmesi… Ve tabi ki aydınlığın, iyinin doğrunun temsil ettiği değerlerin yanında olunduğunun göstergesi…

Topluluğu bir araya getiren kolektif ruh nasıl doğdu?

Ahura RT : Grubumuzun kurucusu olan Sami Hosseini 2012 yılında Türkiye’ye geldiğinde def dersleri vermeye başladı. Bizler de öğrencileri olarak ondan def dersleri almaya başlayarak bu yola çıkmış olduk aslında…  2013 Mayıs ayında da ders alan öğrencilerden bir kısmı “Ahura Ritim Topluluğu” adıyla çalışmalarına grup olarak devam etmeye başladı.

Bugüne kadar kendi konserlerimizi düzenlediğimiz gibi;  çeşitli organizasyonlarda ve dayanışma etkinliklerinde performans sergiledik. Ayrıca ritim atölyeleri düzenleyerek defle tanışmak isteyen kitlelere ulaştık.

Kadim Fars kültürünün merkezinde başlayan müzik yolculuğunuz nasıl Türkiye’ye kadar uzandı? İçindeki zillerin insana, kendisinin de dünyaya benzetildiği defin sizin için anlamı nedir?

Sami Hosseini: İran’da diş laboratuar teknisyenliği mezunu olarak laboratuarda çalışıyordum. Türkiye’ye diş hekimliği okuma niyetiyle gelip kendimi konservatuarda buldum. Mutlu olduğum işin bu olduğuna karar vererek bu yolda devam etmek istedim. Çünkü İran’da da müzik çalışmaları yapıyordum. Ağırlıklı def olmak üzere iki ayrı müzik grubum vardı. Oradaki müzik grubumun adı da “AHURA” idi.  Bu gruptaki bazı öğrencilere İran’a gidip geldikçe derslerime devam ediyorum.

Türkiye’de çalgı yapım bölümüne girdim. Kendi def yapım atölyemi kurdum ve bu atölyede Türkiye’nin her yerine def yapım ve satışı yapıyorum. Türkiye’de defle ilgili ilk metot kitabını yayınladım. Halen üniversite öğrenimim devam ediyor. Türkiye’ye geldiğimden beri def dersleri veriyorum. Çeşitli gruplarla müzik yapmaya devam ediyorum. Ayrıca kendi öğrencilerimden oluşan AHURA ile çalışmalarım devam ediyor.

Def benim hayatım oldu. Onunla bir hayat şekillendirdim. İnsanların bir araya gelmesini sağlayan bir sembol oldu. Hayatın döngüsü ve dönüşümü benim için defle anlam buldu. Barışın ritmi ve barışın sembolü oldu. Dil, din kökeni ne olursa olsun bir araya gelişin sembolü. Def benim için AHURA oldu.

Anadolu ve Orta doğu’nun otantik melodileri ile Batı armonisinin harmanlandığı özgün bir alaşım müzik yapıyorsunuz. Bu yönelim nasıl oluştu?

Ahura RT : Halk ezgilerini, benzer coğrafyaların müziklerini bir araya getirip zenginleştirmek gibi bir niyetimiz var. Bu nedenle repertuar seçiminde hem unutulmasını istemediğimiz değerli ozanlara, hem de unutulmasını istemediğimiz bu toprakların binlerce yıldır aktardığı farklı kültürlerin ezgilerine yer veriyoruz.

Bu nedenle Orta Anadolu’dan Neşet Ertaş’ı nasıl yaşatmamız gerekiyorsa, komşu coğrafyanın değerli ozanı Aram Tigran’ı eserleriyle yaşatmalıyız. Çünkü kulağımız, toplumsal bilinçaltımız, coğrafyalarımızın kaderinin benzeşik hikâyeleri ile dolu. Yine aynı şekilde bu toprakların evladı Gomitas’ ın dilinin aktarıcısı olmaya çalışıyoruz. Anadolu coğrafyasının inanç biçiminin senkretik ve insan temelli aktarımı olan Anadolu Aleviliğine ait deyiş ve nefeslerinin aktarıcısı olmaya çalıştığımız gibi. Zamanla da zenginleştirmeyi umuyoruz…

Eşsiz müzikal doyuruculuk ile kulaklarımızın pasını silerken şiir ve dans gösterileri ile görsel bir şölen de sunuyorsunuz. Müthiş bir çeşitlilikle dolu bu bütüncül performanslara nasıl hazırlanıyorsunuz?

Ahura RT : Dans edebiyat, müzik, tiyatro birbirine bağlıdır ve birbirini besler. Biz de bu zenginliği ortaklaştırarak denemeler yapıyoruz. Güzel dönütler alıyoruz.  İzmir’de müzik yapan bir grup olarak konserlerimize burada yaşayan sanat insanlarının desteğini alabilmek kolay oluyor. Hepsi bizi gönülden destekleyerek konserimizde yer alıyor. İzmir konserimizde “Pozitif Kumpanya” halk oyunları ile destek verdi. Değerli tiyatrocu Hamit Demir performansı ile gösterimizi başka bir boyuta taşıdı.

Bize destek veren, gönüllü olarak işlerimize koşturan insanların emekleri ile müthiş katılımlı konserlerimiz oldu. Hepsine şükran duyuyoruz.

”Sokakta Sanat” şiarıyla konser salonlarından çıkıp müziğinizi sokaklara taşıdınız. Herkesin ve her şeyin eşitlendiği sokaklarda müzik yapmak nasıl bir deneyim sunuyor size?

Ahura RT : Sanatı ne kadar sokağa taşırsak o kadar çok insana ulaşırız… Çocukların bizi görmesini ve dinlemesini çok önemsiyoruz..Sokakta bizi görme ihtimalleri daha yüksek. Bu anlamda yerel yönetimlerden çağrı gelebiliyor. Ya da farklı platformlar olabiliyor.

Biz de şuradan bakıyoruz. En ucuz konser biletinin 20-30 tl olduğu bir zamanda konser salonuna gidemeyecek kitleler çoğunlukta. Aile olarak katılması çok külfetli. Alım gücü düşmüş, insanların sanatsal etkinliklere para ayırması lüks halde…

Sosyal sorumluluk projelerinde de duyuyoruz sesinizi. ..

Ahura RT : Sondan başlarsak eğer, engelli çocukların devam ettiği okullara malzeme desteği sağlamak için yapılan bir projede sahne aldık. Lösemili çocukların tedavisini üstlenen projede yer aldık. Mülteci aileleri ve çocuklarına yönelik projelerde yer aldık, ayrıca kendi konserimizi de düzenledik. Çeşitli müzisyenlerin dayanışma için düzenledikleri etkinliklerde yer aldık… Dayanışma ruhuyla hareket etmeye çalışıyoruz ve devam edeceğiz.

Bağımsız ve kolektif bir çabayla önemli bir örnek olan performanslarınız yanında atölye çalışmaları da yapıyorsunuz.

Ahura RT : Atölyeler defle, ritimle ve ayrıca AHURA’ yla tanışmak isteyen insanlara ulaşmak anlamında kıymetli ve keyifli çalışmalar oluyor. Deneyimlemek insanlara karar sürecinde yardımcı oluyor. Kamp atölyelerinde ekstra sahnede performans sergilenebiliyor. Fethiye Müzik Köyü’nde de ritm atölyesi yaptık. Farklı ülkelerden gelen ve Türkiye’li müzisyenlerle birlikte çalma ve paylaşımda bulunma şansımız oldu. Atölye çalışmaları, hem eğlenceli hem de öğretici bir çalışma fırsatı sunuyor.

Bizi http://ahuraritim.blogspot.com/ adresinden takip edebilirsiniz.

 

 

 

 

 

Yazan Juno

juno.afm@gmail.com

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Loading…

0

Comments

comments

Narcos’u Daha İyi Anlamanızı Sağlayacak 5 Tarihsel Gerçek

Bobo Doll Deneyi: Şiddeti Öğrenen Çocuklar