in

Çölden Yükselen Blues Ezgilerine Can Veren Sürgün: Mariem Hassan

2015 yılında sürgünde yaşama gözlerini yuman Mariem Hassan’ın sesi güçlüydü. Çöl kumları gibi sıcak. Ailesi ile birlikte göçer halde çöllerde yaşamaktaydı.

Ait olduğu Sahravi halkının yaşamı üzerine şarkılar söylerdi. Cezayir’in güneyinde eski İspanyol kolonisi olan Batı Sahra’da yaklaşık kırk yıl bir çadır kentinde yaşadı.

Şarkılarında Sahra’nın kor izlerini duyar gibi olursunuz. Ve ağıt ve hüzün ve de inat bulursunuz. O Çölün çığlığıdır, çaresizliği olduğu kadar umudu da dile getiren sesidir.

Ne yazık ki artık onu konserlerde göremeyeceğiz. Albümlerinin yayınlanmasını İspanyol “Independent Label Nubenegra” prodüksiyon firması üstlenmekte, Almanya’da ise sadece tek bir yerde Berlin’de Kültürkaufhaus Dusmann’dan temin ediliyor. Bildiğim kadarı ile ülkemizde dağıtımı henüz yok. Benim elimdeki albümlerine ise; yaşama gözlerini yummasından birkaç yıl önce, Hannover kentinde katıldığım bir konserinde onun imzasıyla sahip oldum. İşte o albümler bazı dönemlerde yaptığım radyo programlarında dinleyiciye ulaşmakta.

Faşist Diktatör Franco’nun 1976 yılında ölümünden sonra İspanya’nın çekilmesiyle birlikte daha da karmaşık duruma dönüşen Batı Sahra’dan göçler başladı. Mariem Hassan ve ailesi de tıpkı diğer Sahraviler gibi Cezayir Smara’da kurulan en büyük çadır kentine yerleştiler. Tabi sözünü ettiğimiz uluslararası yardıma muhtaç, on binlerce çadırdan oluşan dev bir kent.

Batı Sahralı yani Sahravili kadınlar bu kentin direğidir. Günlük hayatı onlar organize eder. Şiirler yazarlar, müzik yaparlar. Durum öyle bir hal alır ki artık şarkıları o çocukluğunda katıldığı küçük şenliklerde söylediği gibi değildir. İşte böyle bir ortamda Mariem Hassan, El Uali adlı grubu ile birlikte profesyonel olarak şarkı söylemeye başlar ve ardından sonu gelmeyen Avrupa turnelerini sürdürürler.

Şarkılarını, Batı Sahra’da köklü bir Arap diyalekti olan, Hassaniya dilinde söylemiştir Mariam Hassan. Şarkı tarzı köklü bir geleneğe dayanır, ses kullanımında geleneksel gırtlak yapısı ile dokunur dinleyenlerine, çalgı ve aletlerde ve sözlerde ise moderndir. İşte bu sentez ya da karışım dünya müziğinin özel bir tarzını ortaya çıkartmaktadır.

Yani bir anlamda çöl bluesu denebilir yaptığı müziğe.

Mariem Hassan’dan duyduklarımız sadece basit bir çöl müziği değil, tadında Blues ve başkaca akımları taşıyan bir müzik. O albümlerinde seslendirdiği pek çok parçada çöl hayatının gerçekliğinden kopmadan sizi yaşamın caz ve blues ile bütünleşen ezgilerine terk eder.

Sesinin derinliklerinde büyük bir çöl mücadelesine rastlarsınız, yükselen oktavların arasında trajediler bulursunuz. Donar kalırsınız müziğin içerisinde, öylece beklersiniz, bir hüzün sarar sizi ve çıkmak istemezsiniz gezindiğiniz çöl kumullarının arasından.

Mariem Hassan’ın şarkıları sürgündeki günlük hayatı anlatır. Gelenek ve modernlik arasındaki çelişik ilintiyi açığa çıkarır. Memleketi özleyen sözleriyle, göçenin o çırpınan yüreğini, çığlığını anlatır bize.

Mariem Hassan yaşadığı, doğduğu çöl hayatının hakkini vererek, göçebe yaşam tarzına ait motifler içeren şarkılara albümlerinde yer vermiştir.

Toplumsalın sembolü kooperasyondur yani ortak iş yapma. Ortak işlerde toplumlar yeniden ve yeniden oluşur. Tıpkı Sahraviler de olduğu gibi yaşam ortak olarak yenileşerek ve değişerek hep yeniden kurulur. Hem günlük işlerde hem de ortak şarkılarda.

Bu şarkıları duyunca, çalınca ya da söyleyince dansa her zaman yaklaşır insan. Büyüleyici bir etkisi var. En basit elementlerin tekrarı transa ve iyileştirmeye yol açar. Transa geçebileceğiniz şarkılar Mariem Hassan’ın müziğinde dolu dolu.

Bütün dünyada Sahravilerin sesi olarak tanınır Mariem Hassan. Sadece Batı Sahra için değil neredeyse bütün Afrika için özel önem taşır. Güney Afrika’daki siyahlar için Miriam Makeba neyse, Batı Sahra için de Mariem Hassan odur. O yaşama gözlerini yummuş olsa dahi şarkılarında bize hem iç acısını hem de sevinci aynı anda yaşatabilir.

Yaptığı çalışmalarla Batı Sahra müziğinin tüm dünyada tanınması ve sevilmesini sağlayan Mariem Hassan’ın sesinde geçmişin bıkkınlığından kurtulup geleceğin coşkusunu ve enerjisini bulursunuz. Ama sadece pozitif duygu vermez aynı zamanda alır. En küçük sahneden on binlerce kişinin katıldığı dev organizasyonlara kadar her birine aynı yoğun ve umutlu enerjisi ile çıkmıştır. Dinleyenlerin alkışlarıyla beslemiştir hem kendini hem de müziklerini.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Loading…

0

Comments

comments

Türcülüğe Savaş Açmış Enternasyonal Örgütlenme: Hayvan Kurtuluş Cephesi (ALF)

Şubat Ayı Kültür Sanat Ajandası