in ,

Bir Unschooling Neferi: Abdurrahman Dilipak

Geçen gün Armağan Çağlayan’ın Youtube’da gerçekleştirdiği “Gör Beni” adlı programına Abdurrahman Dilipak konuk oldu. Geçmişi ve yaşantısı ile ilgili soruları yanıtlayan Dilipak, lisede şehir şehir dolaşarak yatılı olarak okuduğu lise yıllarından bahsettikten sonra torunlarını okula göndermediğinden bahsetti. Bir bakanlık müsteşarına çocukları okula göndermek istemediğini ya siz beni ya ben sizi dava edeyim dediğini, müsteşarın da biz seni dava edersek yanlış anlaşılır sen bizi dava et dediğini anlattı.Torunlarının eğitiminden sorumlu ebeveynlerinin de pedagojik formasyona sahip olduğunu belirtip çocukların evde daha fazla oyun oynayarak daha çok şey öğrendiğini ifade etti. Dilipak’ın twitter hesabında verdiği bir yanıta göre “okullar biyonik robotlar ve sistematik gerizekalılar yetiştiriyor” ve Dilipak kısaca şöyle diyor: “Yaşasın okulsuz toplum!”

Yine geçtiğimiz günlerde kadın öğretmenleri hedef alarak “Siz o halinizle Müslümanlara, onların çocuklarının arasında cenabet cenabet dolaşacak ve onlara akıl öğretecek, çağdaşlık dersi vereceksiniz, biz buna ses çıkartmayacağız öyle mi!” diyen Dilipak’ın 2017 yılında yazmış olduğu bir yazısında okullara ilişkin görüşlerini ise şöyle:

“Bırakın torunlarımızın yuvaya gitmesini, kreşe gitmesini, anaokuluna da gitmesini istemem, ilkokula gitmesini de istemem. Yaşasın ev! Batılılar buna “Home schoole” diyor. Aile ve ev şartları buna uygunsa niye okula gitsin çocuğum. Dede-nine fizik ve psikoloji olarak yeterli ise, pedagojik formasyona sahipse, evet devlet denetlesin, resmi müfredatı uygulayalım, 2 ayda bir sınava tabi tutsunlar, aniden gelip denetlesinler. Aksilik varsa alsınlar, ama sorun yoksa kimse benim çocuğumu benden almaya kalkmasın. Tabi bu iddia ve imkândan yoksun olanlar devam etsinler. İnşallah torunlarım büyüyene kadar, mesela örgün eğitimde lise okuyanlar, mesela açık liseden aynı zamanda İmam-Hatib okuyabilirler. Hatta hem normal lise, hem İmam-Hatip okuyabilirken, mesela elektronik lisesinden de bilgisayar dersi alabilirler belki. Yaşasın okulsuz toplum.Bana desinler ki, şunlar mutlak zorunlu, şunlar seçmeli zorunlu, şunlar seçmeli, şunlar da isteğe bağlı. Önemli olan toplam puan ve kategorik puanların belli bir puanın üzerinde olması. O zaman üniversite sınavına da gerek yok. Üniversiteler tercih kriterlerini açıklasın, insanlar da o kritere uygun not toplasın ve sonra kontenjan kadar isim okula kaydını yaptırsın. Fakülte kontenjanını müzayedeye çıkartılan bir eser kabul edin, herkes elindeki not tablosundan talepte bulunsun, en fazla not veren kaydını yaptırsın. Her biri 2-3 günlük 2-3 etapta kim nereye yerleşecekse yerleşir. Sınav filan yok.Neyse, ben söyleyeyim de, göle çaldığım bu maya belki bir gün tutar. Fil ordularını yenen ebabil kuşlarının Rabbine, Yusuf’un Rabbinin şanı ne yüce. Hamd O’na olsun.Sahi, düşünsenize, bizim çocuklarımızı kim, hangi beşiklerde uyutuyorlar, kimler, onların kulaklarına hangi şarkıları söylüyorlar. Selam ve dua ile.”

Dilipak böylece torunlarını ojeli öğretmenlerden uzak tutabilir, kendi yazdığı ve onlara okuttuğunu söylediği; laikliği, Atatürkçülüğü ve Cumhuriyet’i eleştiren “Bu din benim dinim değil” isimli kitabının ışığında sekülerlikten uzakta ferah ferah yetiştirebilir.

Unschooling-Okulsuzluk ve Postmodern Eğitim

Yazan fionamimi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Markasız Reklamsız Yeni Dünya

Vajina Müzesi: Tabuları Yıkan Bir Girişim