in ,

Binlerce Yıldır Değişmeyen Toplumsal İçgüdü: Tuvalette Mizah

2018 yılında Türkiye’nin en önemli arkeolojik keşfi olarak değerlendirilen Antiochia ad Cragum latrina mozaiklerinde mizah ve homoerotizm

Arkeolojik çalışmalarda ele geçen en küçük buluntudan, açığa çıkarılan en anıtsal yapıya kadar tüm eserler önemlidir ve bilimsel değer taşırlar. Ancak bunların bazıları alışılmışın dışında nitelikleri, görsel ve estetik değerleriyle diğerlerine göre çok daha dikkat çekerler.  Binlerce eser arasında her yıl medya organlarındaki arkeolojik haberlerde yer bulabilenler ve müze vitrinlerinde sergilenenler de işte bu seçkin azınlık olur.

Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde yer alan Antiochia ad Cragum antik kent kazılarının 12. yılında çarpıcı bir keşifle birlikte sezon sonu sürprizi yaşandı. Antik kentin ‘’Büyük Hamam’’ ve ‘’Meclis Binası’’ (Bouleuterion) yapılarında çalışan kazı ekiplerinin,  2016 yılında bu iki yapı arasında rastladıkları küçük bir mozaik döşemeyle ‘’şaka’’ geliyorum demişti sanki. 2018 sezonunun son günlerinde, antik kentin kamusal merkezi konumundaki bu alanda, MS 2. yüzyıla ait bir ‘’latrina’’ (umumi tuvalet) açığa çıkarıldı.

“Gördüğümüz şey karşısında hayrete düştük. Hayatı gerçeğe dönüştürmek için mitolojiyi anlamak zorundasınız, ama tuvalet mizahı ortaya çıktığında evrenseldir.”

Arkeolog Michael Hoff

Oldukça sağlam biçimde açığa çıkarılmasının ve ender rastlanan bir plan tipine sahip olmasının yanı sıra, Antiochia ad Cragum latrinasını özel kılan en dikkat çekici yanı, zeminini kaplayan mozaik döşemeleridir. Islak ve nemli olması sebebiyle, latrina zeminlerinde genellikle mermer kaplama levhaları tercih edilirken, zemininde mozaik döşemeye yer verilen latrinaların sayısı iki elin parmaklarını geçmez. Bunların çoğu İtalya’dadır ve Anadolu’da sadece birkaç örnek açığa çıkarılmıştır. Antiochia ad Cragum latrinası bu açıdan da ender örneklerden biri ve günümüze en iyi durumda ulaşabilenidir.

‘’Güzelliğiyle yaşasın tanrılar arasında.’’ Homeros, İlyada, XX.235

Güney panoda Ganymedes görülür. Homeros’un  ‘’kusursuz’’, ‘’tanrılara denk’’, ‘’ölümlülerin en güzeli’’ gibi niteliklerle bahsettiği Ganymedes, Troia kralı Tros’un oğludur. İda dağı eteklerinde çobanlık yapan genç Ganymedes’in güzelliği, baştanrı Zeus’un dikkatinden kaçmaz. Kartal kılığına giren Zeus tarafından Olympos’a kaçırılır ve tanrıların sakisi yapılır. Bu pederastik (paiderastia:oğlancılık) efsanenin görsel sanatlara en çok yansıyan kısmı, Ganymedes’in kartal tarafından kaçırılma anıdır.

Ancak, Antiochia ad Cragum latrina mozaiğindeki panoda, aynı sahne bilinenden farklı resmedilmiştir. Burada, tipik Frig başlığı ve çizme biçimli sandalları dışında çıplak betimlenmiş olan Ganymedes kartal tarafından değil, bir balıkçıl tarafından kaçırılmaktadır. Balıkçılın Ganymedes’i belinden kavrayarak uzun bir yolculuğa çıkarmasına bakarak, leyleği havada görmenin uzun bir yolculuğun habercisi olduğuna ilişkin eski bir Anadolu inanışını hatırlamamak mümkün değil. Balıkçıl havalanmaya çalışırken,  sanki bir yandan da uzun gagasının ucundaki cisimle Ganymedes’in ters dönmüş erkeklik organını temizler gibi işlenmiştir. Abartılı biçimde ters dönmüş erkeklik organı, Orontes (Asi Nehri) Antiochia’sının ‘’Kem Göz’’ mozaiğinde de görüldüğü gibi apotropeik (nazar, haset gibi kötü düşüncelere karşı korunma) anlamı taşır.

“Bu görüntüyü gören herkes anında mecaz anlamı görebilirdi. Cinsel ilişkiden önce veya cinsel ilişkiden sonra cinsel organları temizlemenin bir göstergesi miydi? Bu, cevaplayamadığım bir soru ve o zaman da belirsiz olabilirdi.”

Arkeolog Michael Hoff

Diğer yandan, Ganymedes genellikle çobanlığını gösteren bir değnek, mızrak veya henüz çocuk/ergen yaşta olduğunu vurgulayan bir oyuncakla resmedilmişken, Antiochia ad Cragum latrina mozaiğinde ise, sol eli balıkçılın başındadır ve diğer elinde bir sopa tutar. Fakat bu sopa bir çoban değneği değil, mozaiğin ait olduğu mekanın işleviyle de ilgili olarak bir ‘’tersorium’’dur (latrina’larda kişisel temizlik amacıyla kullanılan, ucunda sünger takılı sopa).

‘’Tutuşturan da ben, yanan da.’’ Ovidius, Dönüşümler, III.337-508

Benzer bir tezat anlatım, kuzey panoda da görülür. Boetoialı Narkissos, Echo’nun aşkına karşılık vermediği için tanrılar tarafından cezalandırılan bir nehir soyludur. Suda gördüğü kendi yansımasına tutulan Narkissos’un gözlerini sudan alamaması ve bu çaresiz aşkla günden güne eriyerek bir nergis çiçeğine dönüşmesi ‘’aşka düşmek’’ deyiminin de tam karşılığı olsa gerek.

Antiochia ad Cragum latrina mozaiğinde, başında şapka, omuzlarında uzun bir pelerin taşıyan Narkissos çapraz oturmuş, başını yana çevirmiş, mozaiğin tahrip olan kısmında olması gereken yansımasına bakmaktadır. Yunan mitolojisinde, hikayenin temelindeki egoizm Narkissos’un güzelliği/yakışıklılığı ile vurgulanır. Ancak bu panoda, Narkissos uzun burunlu, göbekli biri olarak resmedilmiştir. Panonun tahrip olan kısmında olması gereken yansımasında hayran olduğu kendisi değil, belli ki sol eliyle tuttuğu abartılı erkeklik organıdır.

Peki, bu mozaikleri yapan sanatçı ya da sipariş eden müşteri bu figürlerin gerçek hikayesini bilmiyor muydu? Şüphesiz biliyordu ve burada bu hikayenin ironik biçimde değiştirilmesi bilinçli ve belirli bir amaçla yapılmıştı: MİZAH. Bu mozaiklerin yer aldığı yapının işlevi, yani bir tuvalet olduğu da düşünüldüğünde buradaki mizah vurgusu ve içeriği daha iyi anlaşılmaktadır. Yine bu ‘’L ’’ planlı bir diğer örnek olan İtalya’daki MS.1-2. yüzyıllara ait Aquinum latrinasının zeminini kaplayan mozaiklerde de benzer erotik ve mizahi anlatıma rastlanır.

Antiochia ad Cragum latrina mozaiklerindeki homoerotik yansıtmalar, dönemin materyal kültürü, tekniği ve teknolojisinin yanı sıra, eğlence ve mizah anlayışı, diğer bir deyişle doğrudan dönem insanı hakkında fikir edinmemizi sağlar. Bununla birlikte, bu efsane ve karakterlerin, her kesimden insanın kullanımına açık bir umumi tuvalet zemininde mizah konusu yapılabilmesi, bizi toplumsal toleransın düzeyini düşünmeye iter. En azından, siparişi veren müşteri ve sanatını icra eden mozaik ustasının özgür iradesini kanıtlar.

Bu yazı, Aktüel Arkeoloji dergisi 67. sayısında Dr. Michael Hoff ve Doç. Dr. Birol Can tarafından kaleme alınan ”Tuvalette Mizah” başlıklı yazıdan derlenmiştir.

Yazan Laputa

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Türk Entelijansiyası Sel Yayınları Skandalıyla Çalkalanıyor: “Korsan Kitap-Cinsel Taciz”

Aşk Efsaneleri, Super Mario Erkek ve Matrix Hakkında