in ,

Aktör, Filozof ve Kung Fu Bilgesi Bruce Lee’nin Hayatı ve Öğretileri

Bruce Lee Hayatı ve Kariyeri

Bruce Jun Fan Lee,27 Kasım 1940’da, San Francisco’daki Çin Mahallesi’ndeki Jackson Street Hastanesi’nde Ejderha yılında doğdu. Bruce’un ebeveynleri ona “Jun Fan” adını verdiler. Bruce adlı İngiliz ismi, Jackson Street Hastanesinde bir hemşire tarafından verildi; ancak ortaöğretimde İngilizce öğrencisi olana kadar bu ismi asla kullanmayacaktı.

Babası ve annesi, Çin operasında oyuncuydu, Lee doğduğunda, bir turne için Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunuyorlardı. Üç aylıkken, Lee Hoi Chuen, karısı Grace ve bebek Bruce, Bruce’un 18 yaşına kadar yetiştirileceği Hong Kong’a geri döndü. Bruce Lee, II. Dünya Savaşı sırasında Japonların işgali altındaki Hong Kong’da büyüdü.

Lee 13 yaşındayken Kung Fu’nun Wing Chun tarzı bir öğretmeni olan Yip Man’a tanıtıldı. Bruce, beş yıl boyunca gayretle çalıştı ve Kung Fu’da uzmanlaştı. Yip Man’a usta bir öğretmen ve bilge bir  adam olarak büyük saygı duydu ve daha sonraki yıllarda onu sık sık ziyaret etti.

Wing Chun sistemine boks çalışmalarını da eklemeye başladı. Bunun yanında dansa da büyük bir ilgi duymaktaydı.1958’de Hong Kong Cha Cha Şampiyonası’nı kazandı. 108 farklı cha cha adımının bulunduğu  bir defter tutmuştur. Dans dengesi ve ayak hareketlerinin çoğu Lee’nin daha sonra dövüş stilii etkilemiştir.

Sık sık karıştığı sokak kavgalarından dolayı 19 yaşındayken kötü bir şöhret edinince 1959 yılında ailesi Lee’yi ABD’ye kendi arkadaşlarının yanına göndermiştir. 1959 yılının Nisan ayında, cebinde 100 dolar ile, Amerikan Başkanları Hattı’ndan bir vapura binerek San Francisco’ya yolculuğuna başlamıştır. San Francisco’da uzun süre kalmadı ama bir aile dostu olan Ruby Chow’un bir restorana sahip olduğu ve Bruce’a  iş ve yaşam alanları vaat ettiği Seattle’a gitti. Bruce oyunculuk ve dans tutkusunu geride bırakmış ve eğitimine devam etmeyi amaçlamıştır. Lise mezuniyetinin şartlarını yerine getirdikten sonra  Washington Üniversitesi’ne bağlı olan Edison Teknik Okulu’na kaydolmuştur. Üniversitede felsefe eğitimi gören Lee, Kung Fu’ya olan tutkusunu felsefi dayanaklarıyla zenginleştirmiştir.

Bu yıllarda yazdığı yazılarının çoğu, felsefi ilkeleri belirli dövüş sanatları teknikleriyle ilişkilendirmektedir. Bruce üniversitede okuduğu üç yıl içinde, restoranda  çalışmayı bırakarak Kung Fu öğretmeye başlamıştır. Bruce’un  Kung Fu öğrettiği küçük arkadaş çevreleri onu gerçek bir okul açmaya teşvik etmiş ve eğitimine  devam ederken verdiği Kung Fu dersleri için nominal bir ücret talep etmiştir. Bu amaçla kendi adını taşıyan “Jun Fan Kung Fu” adında bir okul açmıştır. Bu spor okulu 1963 yılına kadar açık kalmış, yine aynı yıl Amerikalı Linda Emery ile evlenmiştir.

Lee daha sonra Oakland’da ikinci okulunu açmıştır. Burada geniş bir kitleye, Amerikalılara yabancı olan bu sanatın ne kadar geniş içerikli ve derin felsefeye sahip olduğunu kanıtlayan Bruce Lee dövüş sanatları okullarını genişletme planları yaptığı gibi, hayatını başka bir yöne taşımak için de başka adımlar atar.

1964 yılının Ağustos ayında, Amerikan Kenpo’nun babası olarak kabul edilen Ed Parker, Bruce’u Long Beach ve CA’ya Birinci Uluslararası Karate Turnuvası’nda bir gösteri yapmaya davet etti. Seyircilerden birisi de ünlülerce tanınmış bir saç stilisti olan Jay Sebring’di. Jay, yapımcı arkadaşı William Dozier’e, muhteşem genç bir Çinli adamı, birkaç gece önce düzenlenmiş bir Kung Fu gösterisinde gördüğünü anlattı. Bay Dozier, Ed Parker’ın turnuvasında çekilen filmin bir kopyasını aldı. Bir hafta sonra Bruce’u evinden aradı ve ekran testi için Los Angeles’a gelmesini istedi.

Böylece Green Hornet adlı dizide oynamaya başlayan Bruce Lee, bunun kendisi için bir çıkış olacağını düşünürken dizi bir sezon sonra yayından kaldırıldı. Daha sonra James Garner’in oynadığı “Marlowe” adlı filmde küçük bir rol kaptı ve birkaç bölümünde oynadı. Ancak bu küçük rol kariyerine hiçbir katkı sağlamadı.

Bu süre zarfında Bruce’un kişisel yaşamında da bir şeyler değişiyordu. İlk çocuğu Brandon Bruce Lee, 1 Şubat 1965’te doğdu. Bir hafta sonra, Bruce’un babası Lee Hoi Chuen, Hong Kong’da öldü. Bruce bir geçiş dönemindeydi, kariyerine oyunculukla devam edip etmeyeceğine ya da ülke genelindeki okulları açmaya devam edip etmeyeceğine karar vermeliydi. Bruce Kung Fu öğretmeyi severdi ve öğrencilerine bayılırdı. Ancak okulların sayısı artarsa öğretimin kalitesinin kontrolünü kaybedeceğini görmeye başlamıştı. Dövüş sanatlarını yakaladığı  kaliteyi düşürmeyi göze alamayacak kadar çok seviyordu.

Onun kararı oyunculuk üzerine odaklanmak ve onu, dövüş sanatlarına olan tutkusunu sergileyen üretken bir kariyere dönüştürüp dönüştüremeyeceğini görmek yönünde oldu. 19 Nisan 1969’da kızı Shannon Emery Lee dünyaya geldi. Bruce oyunculuk kariyerine devam etmek için çok çalıştı ve birkaç TV dizisinde ve filmlerinde rol aldı.

Bu dönemde Lee, genellikle eğlence endüstrisindeki insanlara Jeet Kune Do’da özel dersler verdi. Bazı müşterileri  arasında Steve McQueen, James Coburn, Stirling Silliphant, Sy Weintraub, Ted Ashley, Joe Hyams, James Garner ve Kareem Abdul Jabbar yer alıyordu.

İlk uzun metrajlı filmi; Çinli prodüktör Raymond Chow’un yeni kurduğu film şirketi Golden Harvest ile çekilen Big Boss (Büyük Patron) filmidir. Film, Hong Kong ve Güneydoğu Asya bölgesinde şimdiye kadar kırılmış tüm gişe rekorlarını altüst ederek büyük bir patlama gerçekleştirmiştir. Daha sonra Asya milliyetçiliğinin işlendiği Fist of Fury (Öfkenin Yumruğu) filminde oynadı. Lee’nin bu filmlerinde kendisine özgün stilini de görmek mümkündür.

Hong Kong film sanayinde serüvenli filmlerin hareketli sahnelerine Bruce Lee’nin Hollywood tecrübesi ile olağanüstü koreografileri yeni bir boyut kazandırmıştır. Dönemin süper starı Wang Yu bile onun altında bir role razı hale gelmiştir. Lee çekilen filmin güzel olması için dövüş sahnelerinin koreografisini düzenlerken gece gündüz çalışıyordu. Hareketli sahneler için uzun plan çekimler yapar, yüksek tekmeler kullanır, Escrima’nın (silahlı dövüş sanatı) Nunchaku, Bo, Kali, bıçaklar ve küçük Çin okları gibi tüm silahlarını kullanarak dövüş sahnesini olağanüstü artistlik figürlerle süslerdi.

Lee kalitesi ile Kung Fu sineması sektörüne yeni bir boyut kazandırdı. Escrima ustası Dan Inosanto, Lee’nin özgün stili Jeet Kune Do’nun kesinlikle gösteri olmadığını, aksine çok gerçekçi, fantezisi olmayan, vücut hareketlerinin işlevine uygun bir spor olduğunu söylemekteydi. Lee’nin komple bir sporcu olduğunu, Jeet Kune Do’nun da gerçek bir dövüşte çok etkili bir sistem olduğunu hararetle savunurdu. Bunun yanında Lee’nin de çok iyi bir aktör olduğundan, dövüş sanatını beyaz perdede fantastik bir şov olarak seyirciye sergilemeyi becerebildiğini söylemekteydi.

Bruce Lee’nin üçüncü filmi Way of The Dragon (Ejderin Yolu) oldu. Bu filmde Lee’nin yanında yardımcı oyuncu olarak, Amerika’da yedi defa karate şampiyonu olmuş Chuck Norris görülmüştür. Filmin final mücadelesinde ise adeta Karate ve Kung Fu’nun üstünlük mücadelesi sergilenmektedir.  Lee’nin her filmi bir diğerine nazaran yenilikleriyle göze çarpmaktadır.

Bruce Lee’yi zirveye taşıyan film ise, Dan İnosantio ve Kareem Abdul Jabbar ile birlikte rol aldığı Game of Death (Ölüm Oyunu) filmidir. (Fakat bu filmi tamamlayamadan ölmüştür).

Amerikan filmlerinde başrol oynamayı çok isteyen ancak bunu başaramayan Lee, dördüncü filmini çekerken Amerikalı yapımcılardan başrol oynayacağı bir film teklifi gelmiştir. Bunun üzerine sanatçı Ölüm Oyunu filmini yarıda bırakarak, Çin-Amerikan ortak yapımı olan Enter The Dragon (Ejder Kalesi) filmini çekmiştir.

Ölümü

Hayatının son zamanlarında sırtından çok ciddi bir şekilde rahatsızlanan Bruce Lee’ye doktorları dövüş sanatlarını kesinlikle bırakmasını ve iyileşmesi için yataktan çıkmaması gerektiğini söylemiştir. Bu Lee’nin hayatının en kötü dönemlerinden biri olmuştur. 6 ay boyunca sırtüstü yatakta kalan Lee, yine de beynini çalışmaktan alıkoyamamıştır.

Bu zaman diliminde “Jeet Kune Do Tao” adlı kitabı yazmaya başlasa da, kitabını bitiremeden 20 Temmuz 1973 tarihinde Hong Kong’da hayatını kaybetmiştir. Kitabını ölümünden sonra karısı tamamlamıştır.

Bruce Lee “Game Of Death” adlı filmini bitirmek için yapımcısı Raymond Chow’la görüşmek üzere rol arkadaşı Betty’nin dairesine gitmişti. Raymond, öğleden sonra akşam tekrar konuşmak üzere onlardan ayrıldı. Betty her zaman kendisininde kullandığı bir aspirin karışımı olan Equogesic’i baş ağrısından şikayet eden Lee’ye verdi. Daha sonra Lee uzanmak üzere yatak odasına gitti. Raymond akşam niçin gelmediklerini öğrenmek için onları aradığında Betty, Lee’nin uyuyakaldığını söyledi. Raymond, Betty’nin dairesine gidip Bruce kaldırmayı çalıştı ama başaramadı. Panik olmaya başladılar ve Betty doktor çağırdı. Onu kurtarmak için yapılan birçok denemeden sonra ambulans çağırıldı. Lee hastaneye gittiğinde ölüydü. Acil müdahalede kalp ve solunuma müdahale edildi. Fakat herhangi bir hayat belirtisi yoktu. Lee’nin nasıl öldüğü uzun zaman tartışma konusu oldu. Ölümünün beynindeki tümörden olabileceği söylendi. Bunun doğuştan mı yoksa daha sonra mı ortaya çıktığı meçhuldür.

Bruce Lee’nin genç yaşta ölümüyle Hong Kong yasa boğulmuş, binlerce insan sokaklara dökülüp, son yolculuğunda kendisini yalnız bırakmadı. Kalabalığı durdurmak için polis tarafından barikatlar bile kurulmuştu. Bruce Lee Amerika’nın Seattle kentinde Lake View mezarlığına gömülmüştür. Hayatında 4 öğrencisine Jeet Kune Do hocası olma lisansı verdi. Bunlar Taky Kimura, James Yimm Lee, Dan Inosanto ve Ted Wong’dur.

Sözleri

Bilgi bize güç verir; ancak saygıyı karakterinizle kazanırsınız.

En katı ağaç, aynı zamanda en kolay kırılan ağaçtır. Buna karşın bambu ve söğüt ağaçları, rüzgara göre eğilerek hayatta kalmayı başarırlar.

Kolay bir hayat dilemeyin. Zor olana dayanabilecek güç isteyin.

Yenilgi bir düşünce biçimidir; yenilgiyi bir gerçeklik olarak kabul etmedikçe kimse yenilmiş değildir.

Yaşamı seviyorsanız, zamanınızı boşa harcamayın. Çünkü yaşamın özü, zamandır.

Bilmek yetmez harekete geçmeliyiz. İstemek yetmez yapmalıyız.

Zihnini boşalt. Su gibi formsuz, şekilsiz ol. Şimdi, suyu bir bardağa doldurursan, su bardak olur. Onu çay demliğine doldur, o zaman su çay demliği olur. Bak, su akar, yayılır, damlar ya da parçalanır. Su gibi ol dostum.

Öğrenileceklerin sonsuz olduğu dünyamızda ‘üstad’ kelimesine inanmam.

Bilmeyen ve bilmediğini bilmeyen, aptaldır Ona karşı tetikte ol! Bilmeyen ve bilmediğini bilen, basittir Ona öğret! Bilen ve bildiğini bilmeyen, uyuyordur Onu uyandır! Bilen ve bildiğini bilen, bilgedir Onu takip et!

Yorumlar

Cevap Yazın
  1. “su akar, yayılır, damlar ya da parçalanır. su gibi ol dostum.” bu harika ve inanılmaz! değişin ve değiştirin, yaşasın brus!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Loading…

0

Comments

comments

Kadın Filozoflar Neden Azdır?

24. Gezici Festival 30 Kasım Cuma Günü Başlıyor!